Aynadan yansımama baktım.

Bir ilişki yaşayacağın birinde ne gibi özellikler ararsın?” diye sordum. “Dürüst olsun“, dedi. “İyi de bu zaten olması gereken bir şey, ekstra bir özellik değil ki? Geç bunu, başka?” diye üsteledim. Bu eşiği geçtikten sonra bir süre düşündü:

Güzel olsun; çok parası olsun; fiziği iyi, kendisi bakımlı olsun…” diye başlayıp hanlara, hamamlara kadar gitti. Allah bereket versin, ne güzel. “Güzel de, sen bunların hali hazırda ne kadarına sahipsin? Böylesi biri sende ne gibi özellikler ister? Bu kişi neden sana baksın?” dedim. Cevap veremedi.

Bir kaç gün sonra yine karşılaştık. Hoşbeş ettikten sonra yine konuyu açtım:

+ Hayattan beklentin nedir?

Zengin, sağlıklı ve mutlu olmak isterim, dedi.

Zengin olmak için daha çok değer yaratman, daha fazla insana ulaşman, fırsatları kovalaman lazım. Sen bunları yapıyor musun? Yapmıyorsan zenginlik neden sana gelsin? Hem “zengin” derken tam olarak neyden bahsediyoruz? Kaç para olunca zengin olunuyor?” diye sordum. Sustu, bir şey söylemedi. Cesaret alıp devam ettim: “Sağlık diyorsun… Bunun için neler yapıyorsun? Sence “sağlıklı” ne demek? Peki ya mutlu? Ne olursa mutlusun? Ne olmazsa mutsuzsun? Bu isteklerin gerçekçi mi?” diye sıraladım. Yüzü düştü. Ben de üstelemedim.

Sonraki günlerde arada sırada karşılaşıp selamlaştık. Yüzeysel bir iki konuştuysak da konuyu açmadım. Bir gün baktım keyfi yerinde, “işler nasıl?” diye sordum. Terfi alamadığından yakındı. Sabah kaçta iş yerinde olduğunu, akşam kaçta çıktığını, gün içinde ne kadar iş bitirdiğini sordum. “Senden beklenenden 1-2 adım ötesini yapar mısın? Kendini geliştirmek için eğitimler alır mısın? İnsan ilişkilerin nasıl? Görgü kuralı olduğu için mi gülümsersin yoksa gerçekten iyiliklerini mi istersin? Kendi özsaygını koruyarak, kendini kullandırmadan, başkasına yardım eder misin? Senden daha çok sorun çözen var mı?” dedim. Biraz mırıldandıysa da net cevaplar veremeyince konuyu ustaca değiştirip memleket meselelerine getirdim ki kafası dağılsın. Ekonomiden girdik, insanlardan çıktık. Konuştuk da konuştuk.

Baksana Amerika şöyle, Rusya böyle, Avrupa zaten bizi sevmiyor” dedi, içimden “iyi de bu ülkeler neden sana iyilik yapsın? Senin onlara yararın var mı? Bu durumdaki devletler, karşı devletlerden ne beklerler? Neden sana iyi davransın?” diye geçirdim.

İşsizlik…” diye başladı, halihazırda çalışıyor olanların ve iş sahiplerinin ne kadarı sorumluluklarını yerine getiriyor diye düşündüm.

Ülke olarak hiçbir şey üretmiyoruz” diye devam etti, “sen üretiyor musun?” diyecek olduysam da sesimi çıkarmadım.

Sonuçta hayat onun hayatı. Ben sadece aynadaki yansımayım. Ne kadar güzel olduğunu göstermekten başka işlere de yararım ama insanlar genellikle görmek istemezler.

Olsun, sen bugün çok güzel görünüyorsun. Yalnız saçını şöyle düzeltirsen daha da güzel olur. Bunları da takma kafana” diyip gülümsedim.