Aklı başında insanların yaşadığı aklı başında ülkelerde bazen yılda 1-2, bazen de 5-10 yılda bir kere çok kötü bir olay, büyük bir trajedi olur. Bir bomba patlar, bir seri katil vardır, bir savaş vardır, büyük bir kaza vardır, bir deprem olmuştur. Sonucunda insanlar ölür. Gerçi bu son örnek pek olmadı zira öldüren deprem değil, kötü inşaattır. Yine insandır yani öldüren. Fakat ben devam edeyim. Kendisinden uzakta bir yerde 10 güvercin, 5 ağaç ya da 27 karınca öldüğü için etkilenmez insanoğlu. Ama toplu insan ölümlerini duyunca etkilenir. Uzaktaysa bile üzülür. Fakat yakındaysa… Can’ı yanar, ruhu acır. Pek çok şeyi sorgularsın o zaman. Önce böyle bir olayın neden olduğunu anlamaya çalışırsın. Sonra bu dünyada neden var olduğuna kadar gidersin. Korkmayanlar daha da ileri giderler. Korkanlar, akıllarına başka sorular gelse bile düşüncelerini sustururlar.

İşte böyle zamanlarda çalışmak da içinden gelmez insanın. İşe giderken trafik çekesin gelmez. Diğer insanları çekesin gelmez. Haykırmak istersin ama konuşasın gelmez. Fakat yine de gidersin işine. İşin yemek yapmaksa, yaparsın. İşin yol temizlemekse, temizlersin. Bir bankada müşterilerle uğraşmaksa, uğraşırsın. Yazmaksa da, yazarsın. Diğerleri gibi senin de iş yapmak gelmez içinden. Normalde, yazasın gelmediğinde ya da hasta olduğunda daha önce yazıp buzluğa attığın yazılarını çıkartıp servis edersin. Böylesi büyük acılarda içinden bunu bile yapmak gelmez insanın. Bazıları hiçbir şey yazmaz. “Kusura bakmayın, yazasım yok bugün” der. Bazıları sinirle bir şeyler yazıp öfkesini kusar. Diğerleri hiç içlerinden gelmese de ne yazmaları gerekiyorsa onu yazarlar. Magazin, spor ya da yemekle ilgili olması fark etmez. Yazarlar.

Benim işim yazmak değil ama şu an bunu yapmam gerektiği için yazıyorum. Kendi kendime söz verdiğim için de her pazartesi ve eğer müsaitsem hafta içi bir kere daha yazıyorum. İçimden gelmese de sözümü tutmak için elimden geleni yapıyorum. Fakat aklı başında insanların yaşadığı aklı başında ülkelerde bir yılda bu kadar çok bomba patlamıyor. Ya da darbe olmuyor. İnsanlar böylesi şeylerden değil, hastalıktan veya yaşlılıktan ölüyorlar. Aklı başında insanların yaşadığı aklı başında ülkeler bu kadar çok insanı teröre kurban vermiyorlar. Hele ki bir yılda…

Fakat biz yitiriyoruz.

İnsan kendisini ahlaklı, mantıklı ve tutarlı görme eğilimde olan bir canlı türü olsa da maalesef bu doğru değil. Örnek mi? Uzakta değil. Burnumuzun dibinde. Biz bu kadar çok insanı yitiriyoruz fakat bu yeni bir şey değil. Ben kendimi bildim bileli var. Şimdi umursuyoruz çünkü artık “Doğu’daki olaylar” deyip geçebileceğimiz bir uzaklıkta değiller. Burnumuzun dibinde olduğu için daha çok dokunuyor. Yoksa pek çoğumuz öyle duyarlı vatandaşlar falan da değiliz. Kendimizi öyle gördüğümüzü biliyorum fakat maalesef bu da doğru değil.

Farkında olmayanlar ve unutmuş olanlar için bir hatırlatma yapmakta fayda var: İnsana pek öyle gelmiyor ama siyaset bir iş dalıdır. Benim iş dalım siyaset olmadığı için her konusu açıldığında bu konuda görüş belirtmemeye özellikle dikkat ederim. Elbette bir fikrim var ama bu fikir; bilgilerim ve izlenimlerim sonucu oluşan öznel bir yorumlamadan başka bir şey değil. Ne ki, siyasete yakınsayan bir iki cümle etmek için bu yazıyı yazdım.

Son örneğini Beşiktaş’ta gördüğümüz acı olayların ardından söylemek gereken bir şey var. Önce bireyleri, sonra toplulukları, en sonunda da toplumları yok eden bu tür süreçler sevgisizlikle başlar, “siz-biz” diye taraf olarak ilerler, nefretle körüklenir ve şiddetle sonuçlanır. Fakat herhangi bir isteğe, ideolojiye, ajandaya veya akla gelen başka bir şeye ulaşmanın yolu şiddet değildir, olamaz. Hele can almanın, kimsesiz koymanın hiçbir açıklaması, ölçüsü, hiçbir karşılığı olamaz.

Can, sizin değildir. Bu yüzden can, alıp verebileceğiniz bir şey de değildir.

Hayattaki duruşunuz, istekleriniz, desteklediğiniz düşünceler, yaşamak istediğiniz yarınlar ve diğer konular ne olursa olsun; bir söz söylemeden, bir eyleme geçmeden önce çok iyi düşünmenizi tavsiye ederim. Bir de eğitim sistemi günden güne çürürken ve, okuduğunu anlayabilme gibi temel konuları değerlendiren araştırmaların sonuçlarında görüldüğü üzere, bu ülkenin insanı günden güne sonlara doğru hızla giderken; bir birey olarak kendinizi mümkün olduğunca geliştirmenizi tavsiye ederim. Bu sadece hoş veya olması makbul bir durum değil, aynı zamanda insan olmanın gereği ve bir vatandaşlık görevidir.

İstediğimiz şey aklımızın başımızdan gitmesi değil, aklımızın başında olmasıdır.

Beşiktaş’taki patlamada hayatını kaybeden insanlarımıza Allah’tan rahmet dilerim.

Yaralılara şifa dilerim.

Etkilenen ailelere sabır, sağlık ve metanet dilerim.

Akıllarımız başlarımızda, başlarımız sağ olsun.