** Uyarı: Midesi kaldırmayacak olanların ve sonradan doktor korkusu geliştirme ihtimali olanların okumaması önerilir. Mesuliyet kabul edilmez. **

Zannediyorum 2006 yılıydı. 20 yaş dişim, diş etimi alacaklı gibi darlıyor, sıkıntı veriyordu. Sohbet sırasında çok güvendiğim yakın bir arkadaşımın çok güvendiğim kuzeni kendi diş hekiminden (belgenin kalanında “dişçi” olarak geçecek) çok memnun kaldığını ve istersem benim için randevu alabileceğini söyledi. Sevinçle kabul ettim ve ayarlanan zamanda muayenehaneye gittim. Nedense o arkadaşımı ve başka bir çok güvendiğim yakın arkadaşımı da çağırma gereği duydum. Onlar da dişçiden korkarsam kendilerine 3 yıllık malzeme vermiş olacağım için sevinçle geldiler.

Dişçi koltuğunda dünyanın en rahat insanlarından biri olarak koltuğa oturdum ve muayene başladı. Dişçi, 20 yaş dişimin kemiğin altında kaldığı ve bu yüzden temizlemesi gerektiği gibi bir şey söyledi. Ben de, tezgahtarın söylediği bir şey aklına yatmamış müşteri edasıyla reddetmek yerine elbette kabul ettim. Sonraki sahne “Yaratık” tarzı filmlerde olduğu gibiydi: Hasta, koltukta oturmakta ve dişçi hastanın yüzüne doğru eğilmiş işini yapmaktadır. Bir anda dişçinin yüzüne ve önlüğüne kanlar sıçrar. Yanlışlıkla hastanın atar damarını (imiş sanırım) kesmiştir.

Başımın sağa doğru düştüğünü hatırlıyorum. Biraz sonra kendime geldim. Ekstra sakin olmalarıyla bilinen o iki arkadaşımın yüzünün kireç gibi olduğunu görünce durumun ciddiyetini anladım. Sanırım kötü bir şey olmuştu. Başımı doğrultup dişçinin yüzünü gördüm. Panik içindeydi. Her nasılsa “belki iyi olduğumu söylersem sakinleşir” diye aklıma gelince “ben iyiyim, bir şeyim yok” dediğimi ve başımın öteki tarafa düştüğünü hatırlıyorum. Yine kısa süre sonra kendime geldim. Benim için saniyeler, doktor için yıllar gibi geçen anlardan sonra Acil ekibi geldiğinde kan durdurulmuştu. Ekipteki Elf kişiyi görünce az önce yaşananları da, ağzımdaki kanlı pamukları da unutup “merabaa… ehe…” diye sırıtınca herkes rahatlayıp kahkahayı bastı. “Kendine geldi!” dedi bir arkadaşım gülerek ve ekledi: “Ihm.. Şey… Biz de hastaydık aslında, gelmişken bir bakabilir misiniz?

3 sene sonra yine aynı bölgede bir problem yaşadım. Yine birisi bir doktor önerdi. Bu seferki hayatımda gördüğüm en iyi doktorlardan biriydi. Olayı anlattım. Bölgeyi muayene etti ve o dişin yanındaki dişin de zarar görüp kökünün eğildiğini ve kanal tedavisi yapması gerektiğini söyledi. Tedavi için bir yerleri temizledi, sonra dişime ince uzun metal bir şey yerleştirdi. Bir gün kalacak, ertesi gün alınacaktı. Beyninden vurulmuş olmak böyle bir şey olsa gerek; ertesi gün sabah acı içinde uyandım. Feryat figan bir diş hastanesine gittim. O metal şeyin diş etimin içinde kırıldığını ve apse yaptığını öğrendik. Tabii ya! Ben o dönem uyurken dişlerimi sıkıyor ve gıcırdatıyordum. Uyurken, farkında olmadan kendime zarar vermiştim. Dişimdeki şey küçük bir operasyonla alınacaktı fakat önce apse için bir antibiyotik ve bir ağrı kesici verdiler. Midem sorunlu olduğu için ağrı kesicinin dokunabileceğini söyledim. Doktor, piyasadaki en hafifini yazdığını söyledi. Yine de ağrıdan nefesim kesilene kadar içmedim. Sonunda dayanamadım ve içtim. Ağrımı rahatlamış fakat küçük de olsa midemi kanatmıştı. Ciddi bir şey değildi fakat yine de tesir etmişti. Midem iyileşirken apse de geçti. Hastaneye gittim, diş operasyonu yapıldı ve mutlu yarınlara yelken açtık.

Gelelim iş kurmakla ilgisine… Bu hikaye girişimcilik açısından düşünüldüğünde dikkat edilmezse dişimizi değil ama başımızı ağrıtacak dersler içeriyor.

Kararlar ve Sorumluluk

Bir karar aldıktan sonra sonucu iyiyse kendimize pay çıkarmayı, sonucu kötüyse suçu başkasında aramayı seviyoruz. Fakat sorumluluk yükü, kararı alana aittir. İnsanlar bütün iyi niyetleriyle, bize bildiklerince bir şey öneriyorlar. Bunu kendi riskimizle değerlendirmemiz, ona göre karar verip, ona göre uygulamamız gerekiyor. Maalesef biz hatayı başkasında aramayı sevdiğimiz için bunu pek düşünmüyoruz. Bırak işi gücü; vücudumdan bir anda çıkan o kadar kan yüzünden tansiyonumun halay çektiği ve ağzıma dolan kan yüzünden nefessiz kaldığım o olaydan sonra bile bir kere dönüp arkadaşıma “hep senin yüzünden“cilik yapmadım. Çünkü onun yüzünden falan değil. Diş de, hayat da, karar da benim. O sadece yardımcı olmaya çalıştı.

Kendi işinizi yapınca birileri iyi bir fikri olduğunu söyleyerek, diğeri zerre risk olmadığını anlatarak, berikiyse “inanılmaz bir fırsat“tan bahsederek size bir öneride bulunabilirler. Bir şeyi kabul ya da reddetme kararının da ve bu kararın sorumluluğunun da size ait olduğunu hatırlatmak isterim.

Tersten anlatan kısacık bir örnek:

Gary Vaynerchuk başarılı bir iş adamıdır. Twitter ve Snapchat gibi pek çok firmanın erken dönem yatırımcılarındandır. Bir gün en yakın arkadaşlarından birisi bir şirket kurar. Kendisinden de yatırım ister fakat o kabul etmez. Arkadaşı işini büyütür, ikinci tur yatırıma çıkar. Yine kapısını çalar, o yine yatırım yapmaz.

“İşte o şirketin adı” Uber’dir.

İyi ya da kötü; karar da sorumluluk da her zaman size aittir.

İhmalkarlık Kar Etmiyor

İnsanların %97’si ihmalkardır. Çevrenizde sigarayı bırakması, sağlığını düzeltmesi, kilo vermesi, spor yapması, söylenmeyi bırakması, mutlu olmak için bir şeyler yapması, maddi-manevi durumunu düzeltmesi, evham yapmaktan, sinirlenmekten, eleştirmekten vazgeçmesi gereken fakat bu konularda nereden başlayacağını öğrenmek için bile çaba sarf etmeyen insanları düşünün. Böyle olmayan kaç kişi tanıyorsunuz? Güzel, demek ki az bile söylemişim! 🙂

Ben de ihmal ettim. Bütün bu süreçte sadece son gittiğim hastaneyi araştırmıştım fakat en başından dikkatli olmam gerekiyordu. İş yaşamı da bundan farklı değil. Küçük bir ihmal bile istenmeyen sonuçlara sebep olabiliyor.

  • İşinizle ilgili neleri bilmeniz gerekiyor?
  • Neleri kendiniz öğrenmelisiniz?
  • Neleri kime sorabilirsiniz?
  • Neleri sürekli kontrol etmeniz gerekir?

Bunları ihmal etmemek gerekiyor. Zira ihmalkarlık kar, pişmanlık fayda etmiyor.

guru olmak

İş Ehli

Biz millet olarak bir doktor görünce ona tıpla ilgili her şeyi sorabilir, çevre mühendisinden alacağımız bilgisayar hakkında fikir isteyebiliriz. Fakat bir işin ehli her işin ehli değildir. Bu yüzden her uzman bizim durumumuza uygun olmayabilir.

Hastanede bana, güçlü ya da güçsüz, bir ağrı kesici verdiler. Durumunu bilen birisi olarak bunu kullanmamış olmam gerekirdi. Bense “yav doktor da bir şey olmaz dedi hem” diyerek bir tanesini mideme yuvarladım. Bunu yapmadan önce bir mide doktoruna danışmam ya da önden bir mide ilacı içmem gerekiyordu. O an ağrı dayanılmayacak kadar artmıştı ve ben yağmurdan kaçıp doluya tutulmayı göze aldım.

Bir konu, çözülemeyecek kadar büyük bir hale gelmesini beklemeden o konuyu bir bilene danışmakta fayda var. O kişi mümkünse yukarıdaki resimde de görünen sözümona bir “iş gurusu” olmasın. Bunu yerine o konuya binlerce saatini harcamış birisi ve/veya aynı sorunu kendisi yaşamış ve bir şekilde çözmüş birisi olsun.

Danıştıktan sonra yine de araştırmayı ve size uygun olup olmadığını düşünmeyi ihmal etmeyin. En sonunda da kararı kendi riskinizle verip, işin sorumluluğunu kendiniz alın.

Bunları okuyup “e heralde yani?” diyen birileri çıkacaktır fakat bu ülkede her ay 1500 iş yeri kapanıyor. Batan kimle konuşsam da ya ortağını, ya erkek kardeşi/abisini, eniştesini ya da kendisinden başka herkesi suçluyor.

Bu yüzden doktor koltuğunu hatırlamakta fayda var. Kan kaybetmek yerine uygulamanız dileğiyle!

Kaynakça ve Notlar:

1. Fotoğraflar: 12