Neden blog yazıyorum?

Yazdığım konuları ücretsiz ve reklamsız olarak okumak isteyenler için bir kaynak olmasını önemsiyorum. Bu yüzden bildiğim şeylerin çoğunu bu blogda yazıyorum. Daha fazlasını duymak isteyenler için eğitim ve danışmanlık veriyorum. Sebze meyveyi bile almadan önce incelemezsek hafiften kaşınmaya başlar, bize seçtirmeyen pazarcıya da ifrit oluruz. Böylesi bir ülkede büyümüş birisi olarak ben olsam zaman ve bütçe ayıracağım insanı incelemek ister, ne biliyor ne bilmiyor diye merak ederdim. Yazmak bu merakı da gideriyor. Bu arada blog yazmak konusunda bilmediğim konuları da öğrenmiş oluyorum. Sanırım her bakımdan iyi oluyor.

Neden blog raporları yazıyorum?

Ne zaman bir şeyin istatistiğini tuttuysam o konuda bir gelişme gösterdim. Örneğin sigara içtiğim dönemlerde bir sigarayı kaç dakikada (4- 6 dakika arasında bir rakamdı), günde kaç tane (60 = 3 paket ortalamayla) ve kaç dakikada bir sigara içtiğimi (en az 8, en çok 13) takip etmek bırakmama yardımcı olmuştu. Bu yüzden bugün bazı konularda istatistik tutuyorum.

Blog, sosyal medya ve dijital pazarlama gibi konularda neyin işe yaradığını merak edenler için de bu raporların küçük bir kısmını burada paylaşıyorum.

Yayınladığım ilk rapor olan Mart 2016 raporunu burada bulabilirsiniz.

Rakamlarla Eylül 2016

Sosyal Medya

Toplam Eylül Ağustos Değişim
Facebook 2068 2068 2073 0.24
Twitter 216 216 209 3.35
Linkedin 613 613 601 2.00
Instagram 206 206 197 4.57

Web Sitesi Verileri

Toplam / Ortalama Eylül Ağustos Değişim
Kullanıcı T: 7.801 1.043 4.106 – %74.6
Oturum T: 10.528 1.494 5.001 – %70.13
Sayfa Görüntüleme T: 19.729 3.213 7.410 – %56.64
Sayfa / Oturum O: 1.87 2.15 1.48 45.27
Oturum Süresi O: 02:27 02:58 01:40 %78
Hemen Çıkma Oranı O: %79.38 %75.57 %84.74 – %10.82
Yeni Oturum O: %73.98 %61.11 %80.82  – %24.39 
Geri Gelen Kullanıcılar O: %25.90 %38.90 %19.1  %103.66

Açıklamalar:

  • Web sitesi verileri Google Analytics bilgileridir. Google, ziyaretçi kimlik bilgilerini web sitesi sahipleriyle paylaşmaz. Sadece yukarıdaki gibi anonim istatistiklere ulaşmamıza izin verir.
  • Kullanıcı: Siteye en az bir kere gelen insanların sayısı.
  • Oturum: Toplam site ziyareti.
  • Sayfa Görüntüleme: Görüntülenen sayfa sayısı.
  • Sayfa / Oturum: Bir kullanıcının ziyaret ettiği ortalama sayfa sayısı.
  • Oturum Süresi: İnsanların sitede geçirdiği ortalama zaman.
  • Hemen Çıkma Oranı: Bir sayfayı görüntüledikten sonra siteden çıkan insanların yüzdesi. Değişim rakamının negatif olması iyidir.
  • Yeni Oturum: Siteye ilk kez gelen insanların yüzdesi.
  • Geri Gelen Kullanıcılar: Siteye yeniden gelen insanların yüzdesi.

Ne Değişti?

1. Bu ay, bir tek geçen ayın ortalarında günlüğü 1 Euro’dan vermiş olduğumuz Google reklamları devam etti. Bunun haricinde Facebook ve Instagram’a reklam vermedik. Bir başka yerde de kendimizi tanıtmadık. Bu yüzden bloga gelen kullanıcı sayısı, bu kullanıcıların oturum sayısı ve görüntüledikleri sayfa sayısında çok fazla düşüş yaşadık.

2. Ziyaretçilerimizin büyük bir bölümü reklam yoluyla gelmedikleri için gezdikleri sayfa sayısı ve oturum süreleri arttı. Memnun kalıp geri dönen ziyaretçi oranı ikiye katlandı.

3. Facebook takipçi sayısında bir düşüş olduğunu fark etmişsinizdir. Sayfada paylaştıklarınızla ilgilenmeyen az sayıda insan sayfanızı takip etmeyi bırakacaktır. Böylesi bir şeyi görünce moraliniz bozulmasın, sadece nedenini anlamaya çalışın. Bizim de bu ay sayfayı beğenmekten vazgeçen insan sayısı, beğenen insan sayısından fazla olduğu için bir düşüş yaşadık.

Eylül hedefleri şöyleydi:

1. “Eylül ayında yine her pazartesi ve perşembe günü yazı yayınlamak istiyorum.

2. “Fakat bu sefer sabah saat 10:00’da yazıyı yayınlamış olmak istiyorum. Bunu yapabileceğimden emin değilim fakat deneyeceğim.

3. “Çünkü bütün işin gücün yanında bir de bugüne kadar yazdığım yazıları İngilizce’ye çevirip yayınlayacağım.

4. “Bir de detay veremiyorum ama eylül ayında iki önemli gelişme bekliyoruz. Sonuca ulaşırsak en az birini bayramdan önce Facebook’ta duyuracağım. Bu pek çok kişinin işine yarayacak bir sürpriz olacak. Takipte kalmak isteyebilirsiniz 🙂

Eylül ayında hiçbir hedefi tutturamadım. Daha öncesine göre yine üretken bir ay oldu fakat her pazartesi ve perşembe yazamadım. Zaten saat 10:00’da yayınlanmadılar. İngilizce’ye de çevirmedim. Beklediğim iki gelişme de gelişmedi.

Hep bildiğim ama görmezden geldiğim beş şey, Eylül ayında bana çok güzel dersler verdi:

1. İrade Gücü: İnsanoğlu koala misali bir canlı olduğu için irade gücü çok çabuk tükenen bir şey. Bu yüzden hiçbir işi irade gücüne bırakmamak gerekiyor. O an canın istemediği için yapmıyorsun. Sonrasında da illa ki bir şey çıkıyor ve yapmamış oluyorsun.

2. Uygulama Niyeti: Ders çalışma, iş, yaşam, vb. bütün süreçlerini tasarlarken yoluna çıkacak engelleri bir bir düşünüp ona göre plan yapman gerekiyor. Bu ayın yazılarından biri bu konuyla ilgili. Orada daha detaylı anlatacağım.

3. Niyet ve Çaba Farkı: Bir şeyi istemekle, o şeye ulaşmak için var gücünle çalışmak arasında ciddi bir fark var. Bir sonucu ölçtüğümüz raporlarda “ama aslında yapmak istiyordum” gibi bir başlık yok. İstediğin şeye ulaşmak için adım atıp atmadığınla ilgili bir başlık var. İnsanın bir şeye niyet etmesi, onu istemesi elbette güzel şey fakat çabalamayınca olmuyor.

4. Beklenti: Kimseye bel bağlama, hiçbir şeyi bekleme. Sanki hiçbir yerden hiçbir şey gelmeyecek gibi sürekli olarak çalış.

Yaptığın işleri bir yere getirmek için 10 kapı çalarsan, 1 tanesinin gerçekleşme ihtimali olabilir ama o da gerçekleşmezse; günün sonunda eline hiçbir şey geçmez. 100 kapı çalarsan, 10 tanesinin gerçekleşme ihtimali olabilir ve iyimser bir bakış açısıyla ancak 2-3 tanesi gerçekleşirse; işte o zaman işlerini bir yere getirebilirsin. Amaç iş geliştirmekse de böyle, başka bir şey yapmaksa da. Örneğin kilo vermek istiyorsan yemene, uykuna ve sporuna özen göstermen gerekir. Sadece birine bel bağlarsan ve o istediğin gibi gitmezse kilo veremezsin.

5. Oldu o iş: Bir işle ilgili bir imza atılmadığı sürece ne o işi oldu kabul et, ne de o işten birilerine bahset. İmza atıldıktan sonra da duyurman gerekiyorsa duyur, yoksa işine gücüne bak.

Ekim Hedefleri:

Şimdi bunlardan sonra insan bir şey demeye çekiniyor fakat ekim ayında yapmak istediklerim şöyle:

1. Her gün yaz, 2 gün yayınla: Yılların yazarlarından yazmanın kolay iş olmadığını duyduğum zaman bunun bir “kendi yaptığı işi yüceltme ihtiyacı”ndan kaynaklanan bir övünme olduğunu düşünüyordum. Benim işim yazmak olmadığı için yüceltme ihtiyacı da duymuyorum. Fakat sadece itiraf edebilirim ki; yazmak hakikaten zor bir iş. Bunu düzenli yapmayı hedeflemek daha da zor. Amacım her gün bir şeyler karalamak ve bir süre pazartesi ve perşembe yazı yayınlamak.

Bir yandan işlerin peşinde koşup, diğer yandan yayınlamaya değecek kadar iyi iki yazıyı bir haftada yazabilmek, ve bu yazıyı dil bilgisi, imla ve anlatım açısından kontrol edebilmek bana kolay gelmiyor. Çabaladıkça olurluğunu göreceğiz.

2. Erken saatte yayınla: Pek çok insan sabah işe gitmeden önce bloga girip yazıları okuyor. Bu yüzden yazıları sabah erken saatte yayınlamak istiyorum. Bakalım nasıl olacaktı.

3. İngilizceye çevir: Geçen ay da bunu yapmak istiyordum fakat olmamıştı. Bu ay yapabileceğime inanıyorum, sonucu göreceğiz.

4. 5 kilo ver: Çeşitli sakatlıklardan ve hımbıllık sebebiyle 9 yıl önce spor yapmayı bıraktığım için kilo almıştım. Geçtiğimiz ay 796. defa kilo vermeye karar vermiş fakat bunu seslendirmemiştim. 3 haftada 107’den 101’e düşmüştüm fakat memleket ziyaretinde 2’sini geri almıştım. Şimdi 103 kiloyum. Ekim ayı bittiğinde 98 olmayı hedefliyorum.

5. İş hedefleri: Bunlar Ekim ayıyla ilgili dokümanımda tuttuğum işle ilgili, iş özelinde hedefler. Uygunluğuna göre ileride paylaşmayı düşünebilirim, şimdilik bana kalsın.

Eylül ayı, sağ olsun, pek güzel derslerle geçti. Bu dönemde kendimi, hayatımı ve planlarımı gözden geçirme şansına sahip oldum. Bu düşüncelerden çıkan bir şeyi geçtiğimiz gün Twitter‘da paylaşmıştım. Burada yineliyorum.

Ekim geldi, bir yaş daha geçiyor.

Ne zaman istediğin hayatı yaşayacaksın?

Daha ne kadar zamanın çokmuş gibi davranacaksın?

Bir sonraki ayın blog raporunda görüşmek üzere.