Bugünlerde fırsat buldukça belgesel izliyorum. Arkeolojik kazılardan, silahtan çıkıp yoluna giden mermilerin ağır çekimdeki görüntülerine; aslan hayvanlarının sosyal ilişkilerinden feza meselelerine kadar pek çok konuda yeni bir şeyler öğrenmek bakış açımı genişletiyor. Bakış açım genişlerse daha çok şey görebilirim. Daha çok görebilirsem daha isabetli karar verebilirim.

Bu belgeselleri izlerken dikkatimi çekti; bulunduğu konumdan bir hedefe varmak için yola çıkan hiç bir aslan, timsah, sporcu, mermi, roket, ok vb. “dur ya geçerken şuraya da uğrayayım, biraz da şu konuyla ilgileneyim” demiyor. Hedefine ulaşana kadar rüzgardan, çalı çırpıdan, kayadan, vb. etkilense de, debelense de, düşse de kalkıp yoluna devam ediyor.

Neden?

Hadi sporcular profesyonel. İşleri bu. Bir kısmının disiplini ve iş ahlakı çok yüksek. Bu yüzden bir kere hedefe kilitlenince onu elde edene kadar durmuyorlar.

Hadi hayvanlar “akılsız”. Sadece açlık ve güvenlik gibi iç güdülerin tetiklemesiyle hareket ediyorlar.

Hadi cansız objeler de iradesiz. Başka insanların veya genel olarak kendilerine etki eden kuvvetlerin yönlendirmesiyle, uygulanan kuvvet doğrultusunda hareket ediyorlar.

Sonra bize bakıyorum.

Pek çok insan hayatını amaçsızca yaşıyor.

Ağzını amaçsızca açıyor. Aslında amaçlı açıyor ama farkında değil. Ağzını tetikleyen sevilme, takdir görme, saygı duyulma, benimsenme, sosyal ilişki kurma gibi etkiler var. Fakat ağzı bunun farkında değil. Çünkü kendisi de farkında değil. Bunun farkında olmadığı için bu tetikleyici ihtiyaçların nereden geldiğinin de farkında değil. Farkında olsa zaten pek çok zaman ağzını açmaz.

Güne amaçsız başlıyor. Bir hedefi yok. Okula/işe gidilecek, yapılması gerekenler mümkünse en az çabayla yapılacak. Belki çıkışta geçerken bir yerlere uğranacak. Eve gelinecek. Bir miktar zaman öldürüp uyunacak. Aralarda yeme, içme, boşaltım gibi fiziksel ihtiyaçlar giderilecek. Bir de sevme, ait olma, saygı görme ihtiyaçlarından birileriyle iki lafın beli kırılacak. Eğer bir miktar “entelektüel”se televizyon yerine YouTube, hatta daha iyisi Netflix izlenecek.

Şimdi bunlar kötü şeyler mi? Tuvalete de mi gitmeyelim? Kimseyle de mi konuşmayalım? Robot mu olalım?

Konu bu değil. Konu herhangi bir amacın olmadan amaçsız yemek yemek, sohbet etmek, kafanı dağıtacak bir şeyler bulmak: Amaçsız yaşamak.

Neden?

Sporcular kadar disiplinli mi değiliz yoksa iş ahlaksız mıyız?

Hayvanlar kadar akılsız mıyız?

Yoksa nesneler kadar iradesiz miyiz?

Ben “bulunduğum konumdan, varmak istediğim yere giden yoldan geçerken bir yerlere uğramama” alışkanlığını güçlendirmeye çalışıyorum. Belki Netflix’te belgeseli vardır. İzler, entel olurum.

Neden?