Yazıyı okumadan eleştirmeye hevesli üç tane süper akıllı insan çıkacaktır bu yüzden en baştan yazayım ki sonra vay ben görmedim olmasın: Bu bir hayalleri yok etme yazısı değil. Bilakis, “hayal kur ama peşinden gitmesini de bil ve bu hayallerin senin hayallerin olduğundan emin ol” yazısı.

Bu lafı habita’nın Instagram sayfasında gördüğümden beri aklımda dönüp duruyor. Çünkü sen, ben, o; pek çoğumuzun hayatı aslında bu laftan ibaret. Anlatayım.

Elbette her genelleme gibi bu genelleme de yanlış fakat genellikle insan gençken pek de ne yapacağına karar veremiyor. Bir yerde mi çalışsın, kendi işini mi kursun? Yurt dışına bir şekilde kapağı atıp orada mı devam etsin? Büyüdüğü şehre mi dönsün yoksa olduğu yerde mi kalsın? Yoksa şöyle sakin bir şehirde kafası rahat mı yaşasın? Belki yüksek lisans yaparım? Belki de sevgilimle evlenirim, sonra da çoluk çocuk derken hayata karışır dönerim.

Nereye gitsen seninle birlikte her yere götürdüğün kafanda deli sorularla bir türlü karar veremiyorsun. Tabii her bir sorunun getirdiği farklı düşünceler var. Kimi CEO’luk; kimi de voleyi vurayım, yatımı alıp keyif bakayım’ın peşinde. Hele ki bir süredir sosyal medyada çokça dönen sözüm ona milyoner -hatta artık o da yetmedi bilyoner- hayatlarını anlatan “fake hesaplar”dan (-mış gibi yapan, sahte) insan etkilenip, “ben girişimci olucam, çok para kazanıcam” ya da “yeni Facebook / Instagram / Snapchat / Uber / Airbnb’yi ben yapıcam” ya da “dünyayı ben değiştircem” gibi pek çok hayallere kapılıyor.

Özellikle “hayal kuruyor” demiyorum. Zira hayal kurmak çok güzel, hatta en güzel 10 şeyden biri belki. Fakat “kapılmak” böyle değil. Hayale kapılmak uçarı, ayaklarını yerden kesen, gerçeklerden uzaklaştığın bir durum. Öyle ki; yapmak istediğini söylediğin şeylerle hareketlerin eşleşmiyor. 

Örneklerde isim isim, firma firma gitmeyeyim ama gel yakından bakalım:

Ben girişimci olacağım, çok para kazanacağım: Hedefini “çok para kazanmak” olarak tayin edip kendi işini kurmak ya cahilliğin ya da deliliğin bir göstergesi. Fakat umarım sen hayalinden daha çok para kazanırsın.

Fakat bunun için n’apıyorsun? Misal, iş bağlantılarını kolayca yapabilen bir insan mısın? Gittiğin restoranda yemek yiyen bir yatırımcı / iş insanı / kilit adam gördüğünde yanına gidip tanışabiliyor musun? Numarasını alıp kendini hatırlatıyor musun? Seni bilmem ama ben böyle bir insan değilim. Sen de böyle bir insan olmayabilirsin fakat yanında bunu çözecek biri var mı?

Sabahın köründen akşama kadar çalışıyor musun yoksa bir oturuşta sevdiğin dizinin bütün sezonunu izlemeyi mi tercih ediyorsun? Ben hayatımda deliler gibi çalışmadığı halde iyi bir CEO, girişimci, balerin, doktor olan ve/veya çok para kazanan ve o parayı kaybetmeden hayatını idame ettiren hiç kimseyi ama hiç kimseyi görmedim. Dışarıdan öyle görünüyordur belki, eyvallah, ama hayatlar öyle değil. Hatta kötü bir haberim var; çok çalıştığı halde hiç para kazanamayan bir sürü insan görüyorum. Senin bu konudaki planın nedir?

Sadece işini iyi yapman değil, aynı zamanda işini iyi satman da gerekiyor. İşini satmak için kapı kapı geziyor musun? Yüzüne yediğin kaç “hayır”ı kaldırabilecek bir insansın?

Çok para nasıl kazanılır hiç oturup araştırdın mı? Çok para kazanan insanları hiç araştırdın mı? Çok para biriktirmeyi, alırken kazanmayı biliyor musun?

Süslü bir araba almak mı yoksa tasarruflu bir araba alıp kalanını işine yatırmak mı seni istediğini söylediğin şeye götürüyor? Her gece dışarı çıkıp çılgın atmak mı yoksa erken yatıp, erken kalkıp işine gücüne bakmak mı seni hedefine yaklaştırıyor?

Aklındaki işin pazar büyüklüğü ne? Hangi ay satış hacmin ne kadar? Süreklilik ne alemde? Gelir modelin nasıl? Operasyonel giderlerini hesapladın mı?

Ne bileyim, bunları hiç düşündün mü? Çünkü düşünmediysen hayaller Hawaii hayatlar sanayi. Bir gün bir yerden bir şey olacak ve çok para gelecek diye umuyorsan, bütün samimiyetimle söylüyorum yolun yol değil. Yol yakınken bence bir düşün.

Yeni Facebook / Instagram / Snapchat / Uber / Airbnb’yi ben yapacağım: Muhteşem olur! Hatta yapabileceğim bir şey varsa buradan iletişime geç. Elimden geldiğince, aklımın yettiğince çorbada tuzum olsun. Çok isterim böylesi yeni bir şeyi bizim topraklardan biri yapsın. Böylece hem ülkece şu üstümüzdeki aşağılık kompleksini bir atarız, hem de dünyaya bir yararımız olur. Ve hatta o yapan sen ol…da…neden sen?

Yine yukarıda bütün söylediklerim geçerli; bir de üstüne yeni sorularım var:

Bu işe başladın mı? Yazılımla ilgiliyse hayatında tek satır kod yazdın mı? Ürün geliştirdin mi? Yaptıysan avantajlısın fakat yapmadıysan işin daha zor. Fakat yine ucunda ölüm yok, öğrenirsin. Öğrenmeye başladın mı? Çevik proje yönetimi, müşteriyle geliştirmek, minimum değerde ürün, lean girişimcilik, vb. konulara baktın mı? Bakmadıysan kapat bu yazıyı git onları oku. Bu konuda bir çok ücretsiz eğitim var, onlara katıl.

Ya da sen en iyi bildiğin konuyu yap ve senin zayıf olduğun konularda iyi olan insanlarla takım ol. Defans yapma, hücuma geç. Bu insanlarla beraber bir işin ucundan tut. Her şey %100 istediğin gibi olmayacak. Olmasın da… Çünkü her şeyi bilmiyorsun ve gemiyi sadece sana emanet etmek anlamlı değil. Fakat birlikte iş yaptığın insanlardan çok şey öğrenebilirsin.

Ya da özellikle 20’lerinin başındaysan aynı sektörde iş yapan bir şirkete gir. Onlardan öğren. Misal, 24 yaşında girip 28 yaşına kadar orada çalışsan dünyayı öğrenirsin ve hala çok genç bir insan olarak hayatına devam edersin. Bu da her şeyi çook daha kolaylaştıracaktır. Gördüklerini not et, üzerinde düşün. Ben doğru düzgün bir yerde çalışmayı beceremedim ama on yüz bin milyon staj yaptım ve oralarda hep notlar aldım. Şimdi bu notlara dönüp, el yazımı okumayı becerebildiğim ölçüde, bakıyorum. Bundan o kadar faydalandım ki; yeni işlere giriştiğim bu günlerde bile not alıp değerlendiriyorum. Çünkü bilmiyorum ve bu ayıp değil. Fakat öğrenmemenin bahanesi yok, sen de öğren.

Yeter ki bana “param yok, işimi hayata geçiremiyorum” deme. Yatırımcılarla görüştün mü? Kaç yatırımcı gezdin? Kaç kapı çaldın? Cevabın 50’den azsa bana bunlarla gelme. Şimdi isim vermeyeyim ama satış işinde 90 kapıda 1 olumlu yanıt alan sektörler var. Birkaç yatırımcı gezdin ve olmadı mı? Sorun yok, daha çok kapı çal. 15-20 yatırımcıdan sonra zaten yavaş yavaş belli olur nerede eksik var, neler bekliyorlar, neden sana paralarını vermeye gönüllü değiller. Belki fikrin yeterince iyi değil, belki sana güvenmediler, belki de o sektörlere yatırım yapmak istemiyorlar. Hepsi olabilir. Sıradaki görüşmeye git. Bu süreci iyice -gerçekten iyice- öğren. Sonra gidip yatırımcılara ve yatırım arayanlara eğitim verip para kazan. Yatırımcılar nelere bakarlar, nelere bakmalılar? Girişimciler bu süreçte neye önem vermeliler? Hem bir yandan para biriktir, hem diğer yandan bu çevreyi tanı. Sonra öğrendiklerini ve inşa ettiğin bu yeni çevreyi sen yatırım almak için kullan.

Bunları yapmıyorsan, yine soruyorum: Neden sen?

Dünyayı ben değiştireceğim: Umarım iyi yönde değiştirirsin, çok da güzel olur, bizler de sebepleniriz. Fakat bütün bu anlattıklarıma tek bir soru ekleyeyim:

Bunun için ne yapıyorsun?

Yüz binlerce mimar, mühendis, analist, bilim insanı, vizyoner, yazar, çizer, sanatçı, yönetmen, doktor, hemşire, girişimci bunun için gece gündüz çalışıyor. Peki sen ne yapıyorsun?

Başaran özür dilemez, başaramayanın mazereti bitmez gibi bir laf vardı. Rica edeyim, bana bahaneyle gelme. Sadece başla, dene, yap. “Olma, yap; düşünme; yap” diye de bir laf var. “Girişimci” olma, giriş. Seni tutan, engelleyen yok. Diyelim ki denedin denedin ve olmadı. Tamam, o zaman bu şartlar sana göre değil. Sen, sana uygun şartları olan bir yerlere git. Hayalinin peşinden git. Tırmalamıyorsan, zorlamıyorsan, zorlanmıyorsan, hayalin için adım atmıyorsan zaten hikayeyi biliyorsun; hayalleri Hawaii, hayatlar sanayi. 

Bir de en başta, kimseye değil ama kendine; neden bu hayallerinin olduğunu dürüstçe açıkla. Neden bunları ya da burada yazmayan şeyleri hayal ediyorsun? “Bilmem, ediyorum işte” yeterince iyi bir cevap değil. Her şeyin bir nedeni var. Seninki ne? Neden istiyorsun? Bir sahil kasabasında, herkesten uzak bir yerde yaşamak istiyorsan bunun nedeni belki de diğerlerini anlamayı ve iyi ilişki kurmayı öğrenemeyecek kadar kibirli olmandır, kim bilir? Düşündün mü; ne için hayal kuruyorsun? Sana saygı duyulsun istiyorsan onun yolu bu değil. Para, yat, girişimcilik, güç, dünyayı değiştirmek illa saygı getirmez. Hitler de dünyayı değiştirdi. İyi mi kötü mü onu konuşalım. Saygı duyulsun istiyorsan sen saygı duy. Sevgi ihtiyacıysa önce sen sev. Hayallerini kendin istediğin için yap. Hayallerin, çevrendeki idealist insanların sen daha çocukken aklına sokmasıyla ya da sosyal medyadan gördüklerinle oluşmasın.

Aklındaki mutluluk tablosunun ressamının sen olduğundan emin ol. Ve o resmi yapmaya başla artık.

Yoksa biliyorsun; hayaller Hawaii, hayatlar sanayi.