Neden blog yazıyorum?

Yazdığım konuları ücretsiz ve reklamsız olarak okumak isteyenler için bir kaynak olmasını önemsiyorum. Bu yüzden bildiğim şeylerin çoğunu bu blogda yazıyorum. Daha fazlasını duymak isteyenler için eğitim ve danışmanlık veriyorum. Sebze meyveyi bile almadan önce incelemezsek hafiften kaşınmaya başlar, bize seçtirmeyen pazarcıya da ifrit oluruz. Böylesi bir ülkede büyümüş birisi olarak ben olsam zaman ve bütçe ayıracağım insanı incelemek ister, ne biliyor ne bilmiyor diye merak ederdim. Yazmak bu merakı da gideriyor. Bu arada blog yazmak konusunda bilmediğim konuları da öğrenmiş oluyorum. Sanırım her bakımdan iyi oluyor.

 

Neden blog raporları yazıyorum?

Ne zaman bir şeyin istatistiğini tuttuysam o konuda bir gelişme gösterdim. Örneğin sigara içtiğim dönemlerde bir sigarayı kaç dakikada (4- 6 dakika arasında bir rakamdı), günde kaç tane (60 = 3 paket ortalamayla) ve kaç dakikada bir sigara içtiğimi (en az 8, en çok 13) takip etmek bırakmama yardımcı olmuştu. Bu yüzden bugün bazı konularda istatistik tutuyorum. Blog, sosyal medya ve dijital pazarlama gibi konularda neyin işe yaradığını merak edenler için de bu raporların küçük bir kısmını burada paylaşıyorum.

Yayınladığım ilk rapor olan Mart 2016 raporunu burada bulabilirsiniz.

 

Rakamlarla Haziran 2016

Sosyal Medya

Toplam Haziran Mayıs Değişim
Facebook 1434 1434 1089  %31.68
Twitter 193 193 169 %14.20
Linkedin 530 530 393 %34.86

Web Sitesi Verileri

Toplam / Ortalama Haziran Mayıs Değişim
Kullanıcı T: 2524 820 380  %115.79
Oturum T: 3532 1095 589  %85.91
Sayfa Görüntüleme T: 8129 2192 1652  %32.69
Sayfa / Oturum O: 2.30 2 2.8  -%28.57
Oturum Süresi O: 03:18 02:40 04:57 -%46.13
Hemen Çıkma Oranı O: %75.03 %75.16 %66.08 %12.36
Yeni Oturum O: %71.12 %71.51 %60.06 %17.98
Geri Gelen Kullanıcılar O: %28.70 %28.40 %38.90 %26.99

Açıklamalar:

  • Web sitesi verileri Google Analytics bilgileridir. Google, ziyaretçi kimlik bilgilerini web sitesi sahipleriyle paylaşmaz. Sadece yukarıdaki gibi anonim istatistiklere ulaşmamıza izin verir.
  • Kullanıcı: Siteye en az bir kere gelen insanların sayısı.
  • Oturum: Toplam site ziyareti.
  • Sayfa Görüntüleme: Görüntülenen sayfa sayısı.
  • Sayfa / Oturum: Bir kullanıcının ziyaret ettiği ortalama sayfa sayısı.
  • Oturum Süresi: İnsanların sitede geçirdiği ortalama zaman.
  • Hemen Çıkma Oranı: Bir sayfayı görüntüledikten sonra siteden çıkan insanların yüzdesi.
  • Yeni Oturum: Siteye ilk kez gelen insanların yüzdesi.
  • Geri Gelen Kullanıcılar: Siteye yeniden gelen insanların yüzdesi.

 

Ne Değişti?

1. Bu ay da Facebook reklamları marifetiyle yeni insanlara ulaşabildik. Bunun iyi ve kötü etkileri olduğunu söyleyebilirim. Web sitenize yeni insanlar çektiğiniz zaman hitap ettiğiniz insan kitlesini arttırıyorsunuz fakat hemen çıkma oranı ve sitede kalma süresi gibi değerler tabiatıyla düşebiliyor. Çünkü burada yazılan konular, ifade şekilleri ve sunum tarzı herkesin ilgisini çekmeyebiliyor. Reklama tıklayan ve siteye gelen fakat 1 saniye sonra siteden çıkan insanlar da olabiliyor. Bu yüzden reklam vermek bazı istatistiklerde iyileştirme sağlarken, diğerlerinde düşüşe neden olabiliyor. Böylesi bir durumda olursanız moralinizi bozmayın: bu durum bu işin doğasında var.

2. Facebook reklamlarıyla ilgilenenler için birkaç ipucu verelim.

Facebook’ta reklam verirken aklımızda olması gereken üç aşama bulunur:

  • Hedef kitleyi ne kadar iyi tanımlarsak o kadar doğru insanlara ulaşırız. Bu birinci aşama.
  • İkinci aşamaysa “reklam kreatifi” denilen kısımla ilgili. Eğer doğru bir görsel seçmiş ve iyi bir ikna cümlesi kurmuşsak insanlar Facebook sayfamızı beğenir ya da sitemize gelirler.
  • Daha sonra üçüncü kısım başlar. Bu seviyede tasarım, landing page, A/B testi, dikey ve yatay içerik stratejileri gibi daha ileri seviye konulardan bahsedilir.

İlk iki konuyu öğrenmeden üçüncü konuya geçmenin bir anlamı olmadığı için hemen bugün uygulayabileceğiniz çok pratik yöntemler önereceğim:

  • Önce lütfen hedef kitlemizi iyi belirleyip doğru insanlara ulaşmak için para harcayalım.
  • Daha sonra konuyla alakası olan bir görseli kullanalım. Bunun için pixabay.com gibi ücretsiz görsel sitelerinden yararlanabilirsiniz. Bir hatırlatma: İnsan görselleri her zaman daha çok ilgi çeker -Hatırlatma için teşekkürler Mustafa! 🙂
  • En sonunda “Call to Action” dediğimiz ikna cümlesi üzerinde düşünelim. Bu ikna cümleleri aslında metin yazarların uzmanlık alanı. Eski bir metin yazarı olarak size işin mutfağından bir ipucu: Ürün ve hizmetin ne kadar süper olduğunu anlatmayı bırakıp, işinize ihtiyaç duyan insanların ilgisini çekecek bir cümle üretin. Potansiyel müşterilerin ilgisini neyin çekeceğini bilebilmek için onları tanımak gerekiyor. Bunun için de yine hedef kitle analizini yapmış olmamız gerekiyor.

Ben sadece bu ipuçlarını kullanarak reklama harcadığım parayı 10 katına kadar iyileştirdim. Daha iyileştirilebileceğini de biliyorum.

3. Haziran ayının sonunda Linkedin‘de bir deneme yaptım. Linkedin’in “Tanıyor olabileceğiniz kişiler” bölümünden 2 günde toplam 100 kişiye bağlantı talebi gönderdim. Linkedin her ne kadar “sadece tanıdığınız insanlara istek gönderin” dese de bu konu yıllardır pek çok Linkedin uzmanı tarafından yazılıp çizilen bir konu. Bu gurular çoğunlukla da “tanımasanız da arkadaşlık talebi gönderin, ağınızı büyütün, kimin ne zaman işe yarayacağını bilemezsiniz” diyorlardı.

Şimdi, önce bir konuda anlaşalım: Bu bir pazarlama stratejisi değil. “İşimize yarar bu dursun” diye bir pazarlama olmaz. Bu en iyi ihtimalle agresif bir satış stratejisi olurdu. Fakat özellikle guru lafı dinlemekte pek iyi olmadığım ve öğrendiklerimi deneyerek kendim öğrendiğim için bunu da deneyip görmek istedim. Bir de apaçi gibi insanları rahatsız etmediğim ve Linkedin’de saçma sapan paylaşımlar yapmadığım ve fakat bunların yerine orada da değer yaratmaya gayret ettiğim için de içim rahat.

Konuya dönecek olursam, toplu ekleme yaptığım Haziran 22’den bu yana 43 kişi arkadaşlık isteğini kabul etti. Teşekkür ederim. Temmuz 22’ye kadar bekleyip son haline bakacağım. 1 ay boyunca Linkedin’le ilgilenmeyen ve/veya arkadaşlık isteğini kabul etmemiş olan insanlar şu an için hedef kitlem değil. Bu insanlara gönderdiğim arkadaşlık isteğini iptal edeceğim.

Not: Siz de eklediğim insanlardansanız ama size veya bir tanıdığınıza bir yarar sağlamayacağımı düşünüyorsanız lütfen beni listeden çıkarın. Verdiğim rahatsızlık için özür dilerim.

4. Bu ay yazdığım “Sen kim olduğunu sanıyorsun?” ve “Kendini bilmenin 12 yolu” tüm zamanlarda en çok okunan 2. ve 3. yazılarım oldu. “Neden satamıyorsunuz?” ise hala açık ara birinciliğini sürdürüyor.

5. Haziran, hedefleri tutturmak konusunda yeterince iyi olmadığım bir ay oldu.

Haziran hedefleri şöyleydi:

  • Bilgi paylaşmaya devam et: Bu ay 5 yeni yazı yazdım. Bu yazıların yararlı bilgilerle dolu olmalarından ve laf kalabalığı olsun diye uzatılmış olmamasına rağmen bu kadar uzun olmalarından; ve hiçbir reklam geliri elde etmiyor olmama rağmen ortaya koyduğum çaba ve özveriden memnunum. 
  • Eğitim ve danışmanlık fırsatları üzerine çalış: Bu konuda ilerleme kaydettiysem de harcayabileceğim çabanın %5’ini bile harcamadığım için hakkıyla yapılmış saymıyorum.
  • İş ağını (network) genişlet: Hem çeşitli organizasyonlarda hem de Internet marifetiyle bu konuda gelişme gösterdim. Temmuz ve Ağustos ayında çok daha agresif olarak devam edeceğim.
  • Twitter’la artık bir zahmet ilgilen: Bunu yapmadım. Yalan yok; içimden de gelmiyor çünkü Twitter’da çok fazla gürültü var. Bu konuda yazdığım kalan her şey bahane gibi geldiği için sildim. 
  • Sitenin mobilde her bakımdan çalıştığına emin ol: Bunu da yapmadım ve yapmayacağım. Bunun yerine bir WordPress uzmanıyla görüşüp ondan isteyeceğim zira beni aşan şeyler var.
  • Bireysel projelerinde ilerle: Bu iyi gidiyor fakat detay paylaşmak için henüz erken.

Haziran ayının istediğimden daha az verimli geçtiğini söyleyebiliriz. “Neden?” derseniz söyleyeceğim şeylerin biri hariç kalanı bahane olurdu. Bahane olmayansa şu:

Her gün, günde 15+ çalışma temposu insanı yoruyor. Bir de senelerdir tatil yapmamış olmak da performansı düşürüyordu. Bayram ve öncesinde bir mola verme fırsatım oldu. Bunu iyi değerlendirdiğimi düşünüyorum: Aileme zaman ayırabildim, güneşin altında güç topladım, doğada vakit geçirebildim ve sadece 1 kere fırsat bulmuş olsam da Mersin’deki arkadaşlarımın bir kısmını görebildim. Böylesi molaların genel etkilerini şurada yazmıştım. Kişisel olarak bana etkisiyse daha mutlu, sakin, motive ve hevesli olmak oldu. Öyle ki bayramın üçüncü günü geri dönüp iştahla işlerin başına geçtim. Şimdi Temmuz ayını daha çok odaklanarak ve belirli konularda nokta atışı yaparak geçirmek istiyorum.

 

Temmuz Hedefleri

  • Bu ay bu yazıdan başka 3-4  yazı daha yazacağım.
  • 15 Temmuz – 31 Temmuz arasında yine guru lafı dinlemeyip deneyeceğim Instagram stratejileri var. Bunu kendi hesabım üzerinden değil, başka bir konuda yapacağım. Bir sonraki ayın blog raporunda bu konudaki verileri bulabilirsiniz.
  • 10 Temmuz – 31 Ağustos arasında uygulayacağım online – offline karma bir satış yöntemi var. Sonuçlarını Eylül ayının başındaki Ağustos raporunda bulabilirsiniz.
  • Temmuz ayında dükkanı taşıyoruz! Fırsat olduğunda fotoğrafları Facebook‘ta paylaşırım.

Blog yazmaktaki dördüncü ay da bu şekilde geçti. Her zaman olduğu gibi siteyi ziyaret eden, yazıları okuyan, paylaşan ve bülten ya da sosyal medya yoluyla bize katılan herkese teşekkür ederim.

Bir sonraki blog raporunda görüşmek dileğiyle, hoşça kalın!