Mezarda bulunur.

Yine yaptım! Yazının ana fikri sona bırakılır ki tüm yazı okunsun fakat ben yine en baştan söyledim. Neyse artık… Madem bunu söyledik, lafla ilgili düşüncelerimi yazayım. Ben bu lafı Tony Robbins’ten duymuştum. O da başkasından duymuş. Bu lafı o başkası mı üretmiş yoksa laf nereden gelmiş diye biraz bakındım fakat kaynağını bulamadım. Belki bulan kişi artık mezardadır. O zaman izinsiz kullanıyorsam sorun edeceğini ya da herhangi başka bir şeyi sorun edeceğini sanıyorum.

Gelelim düşüncelere.

1. Karşılaştığımız herkesin bir derdi, bir tasası var. Size o anda veya yıllardır söylemiyorlar, söylenmiyorlar diye problemsiz değiller. Herkesin bir problemi var. Bazısının eşiyle çözemediği sorunlar var; diğerinin maddi durumu aklınıza gelmeyeceği kadar kötü; bir kısmının bir yakını tedavisi olmayan bir hastalığa yakalandı; öteki her gün tiksindiği bir iş ortamına gidiyor; beriki vücudunu kabullenemiyor; köşedekise kendi korkuları yüzünden kendi içinde hapis hayatı yaşıyor. Özetle, herkesin bir problemi var ve biz sadece buz dağının görünen yüzünü biliyoruz.

Bunu ikili ilişkilerde hatırlamakta fayda var.

2. Nefes aldığımız her gün bir derdimiz, bir sorunumuz olacak. Şimdi en güzelinden “Burası dert, çile dünyası… İnsan bu dünyaya ağlayarak geliyor!” edebiyatı yapardım. Sonra cümleten mağdur psikolojisine girerdik. Sonra birbirimizi sürekli olarak onaylar ve böylesi bir ruh halinin içinde raks ederdik. Fakat bunun da gereği yok. Olaylara objektif olarak bakacaksak:

Yaşadığımız süre boyunca sürekli bir problem çıkacak. Sadece bu problemler canlı olmanın getirdiği temel hakların eksikliği, geçim derdi, var olma savaşı ve hayatta kalma mücadelesi olmasın. Çözdüğümüz problemler daha başka problemler olsun. Örneğin, herkese nasıl daha iyi eğitim verebiliriz? Gelir eşitsizliğini, fakirliği nasıl çözeriz? İklim değişikliğini nasıl durdurabiliriz? 10 yıl sonra bütün dünyada, Türkiye’de de, baş gösterecek su kıtlığı konusunda nasıl bir önlem alabiliriz? Enerji kaynaklarının hepsini nasıl temiz enerjiye dönüştürebilir, ve bunu demokratize edip herkesin yararlanmasına nasıl olanak tanıyabiliriz?

Yeter ki problemlerimizin çözümleri olsun ve hayatımız da, problemlerimiz de daha kaliteli olsun.

3. İnsana problem lazım. Yoksa ölürsün. Zannediyorum hayatın en büyük şakalarından birisi bu. İnsan vücudu, zihni ve nefsi zorlandıkça gelişen bir yapıya sahip. Zorlanma ortadan kalktıkça gerileme başlıyor.

10 yıl her gün spor yap, sonra 2 aylığına ara ver: Tekrar başladığında her zaman rahatlıkla yaptığın şeyleri istediğin gibi yapamadığını görürsün. Uzun yıllar aktif olarak spor yaptıktan sonra 20’li yaşların başında diz ameliyatı oldum. Sonraki 2 ay bacağımı kullanmadığım gibi verilen egzersizleri de uygulamadım. Hacettepe Üniversitesi Hastanesi Sporcu Sağlığı Bölümü sağ olsun öğrendik; sadece kaslarım erimemiş, aynı zamanda sinir iletimi ve hareket ettirme yetisi de zayıflamış.

30 yıl çalışıp emekli ol, üzerine 10 yıl geçsin: Aklının eskisi kadar hızlı çalışmadığını fark edersin. Örnek olarak bakınız çevremizdeki hemen her emekli insan…

İnsana problem gerek yoksa yavaş yavaş erir, en sonunda ölürsün. Bu yüzden problem aslında iyi bir şey. Aklımızı, nefsimizi ve bedenimizi zorlayacağız ki gelişsinler. Geldik 80 yaşına, unumuzu eleyip eleğimizi astık; bu sefer biz gidip problemleri bulacağız ve teker teker çözeceğiz. Belki o yaşta bu problemler bulmaca çözmek, günde 2 kilometre yürümek, bir hayır kurumunda aktif rol oynamak olacak; bilmiyorum. Hoş, bilsem de neyin güzel problem olduğu kişiye göre değiştiği için bu konuda fikir belirtmem doğru olmaz.

Fakat bir şeyi hatırlatmakta fayda var: Ameliyat ve fizik tedavi süreçlerinden hemen sonra günde 5 saat antrenman yapmayı istemiş fakat bunu yapamamıştım. Ne zihnim, ne de bacağım buna hazırdı. Önce küçük küçük hareketlerle bacağımı tekrar çalıştırmaya başladım. Sonra hareketleri kademe kademe arttırarak hem bacağımı güçlendirdim, hem de kendime olan güvenimi arttırdım. Nihayetinde, tekrar ağırlık çalışmaya ve basketbol oynamaya başlayabildim. Uzun süre verimli olarak kullanılmayan beden, nefs ve zihin körleştiği için; onlardan bir anda eski kabiliyetlerini beklemek gerçekçi olmayacaktır. Bu yüzden moral bozmadan yavaş yavaş arttırarak ilerlemekte fayda var.

Hiçbir problemi olmayan insanlar mezarda bulunur. Ve insan bunu fark edince rahatlıyor. Çünkü problemler normal ve problemsiz hayat iyi bir şey değil. Sadece problemler anlamlı ve problemlerin çözümleri olsun. Gerisi kolay. Teyzemin dediği gibi:

Sen yaparsın.