Kendi kendime notlar alıyorum.

Bugün 10 Temmuz 2017. Ülkenin ana muhalefet partisinin 68 yaşındaki lideri Kemal Kılıçdaroğlu 25 gün süren ve toplamda 450 kilometreyi bulan “Adalet Yürüyüşü”nü dün akşam İstanbul’da tamamladı. Ankara Belediyesi başkanı Melih Gökçek toplamda 82 bin kişinin katıldığını söylerken; İstanbul Valiliği 175.000, polis ise katılımın 1 milyon 600 civarı olduğunu açıkladı.

Basın, Kılıçdaroğlu’nun sözlerini “tuttuğu tarafa göre” aktardı. Kimisi hükumete güzel görünmek için sözlerini çarpıtarak teröre destek verdiğini söyledi, kimisi sırf hükumete geçirmek için bu olayı kullandı, kimisi de olduğu gibi aktardı. Olayları olduğu gibi verenlere, yani işlerini olması gerektiği gibi yapanlara, yine saygı duyduk. Yanlı bakış açısıyla okuyucularını kandıranlardan bir kere daha tiksindik. Çünkü halkın biraz daha kutuplaşmasına sebep oldular. İçimize nefret tohumları ekip, bu tohumları her gün düzenli olarak sulayan insanlar yüzünden bugün 20 sene öncekinden çok başka bir yerdeyiz.

Geldiğimiz bu yerde kendisinden olmayana sevgi ve saygı göstermeyen insanlar var. Onları her gün televizyonlarda görüyor ve biraz daha umutsuzluğa kapılıyoruz. Fakat dünyanın her yerindeki yozlaşmış medya patronlarının bilmenizi istemediği üzere; aslında bu insanlar azınlıktalar. Yine de her gün onları bu kadar çok duyuyor ve görüyoruz. Çünkü bunları aktarmak demek daha çok okunmak ve izlenmek demek. Zira işinde gücünde olan, başkasına saygı duyan, ağır bir şeyler taşıyan yaşlı birini gördüğünde ona yardım eden, sokak hayvanları için kapısının önüne su ve yemek bırakan, toplu taşımada kendisinden büyüklere yer veren; kısacası olması gerektiği gibi olan insanlardan ve durumlardan öyle çok hikaye çıkmaz. Hikaye çıkmadığı için de bunları görmeyiz. Görmeye görmeye hatırlamayız, hatırlamadıkça unuturuz. Unuttuğumuz veya başından öğrenmediğimiz için bu gibi “iyi” şekillerde davranmayız. Dolayısıyla bu “iyi” şekilde davranmama yeni norm haline gelir; normal sayılır.

Hikaye için zor durum, aşılması zor engeller, vahşet, dehşet, nefret, kötülük gerekir. Bu yeni bir şey de değil. Bin yıllardır insanoğlunun ilgisini bu gibi durumlar çeker. Bu yüzden insanlar bu tür şeyleri izlerler. İzlenme reklamı; reklam da parayı getirir.

Fakat bugünlerde bunun ayarı biraz kaçmış gibi görünüyor. Bu yüzden hatırlamakta fayda var.

Bu memlekette ve bu dünyada iyi insanlar da var. İşine bakan, başkasını yargılamayan insanlar var. Ekmeğinin peşinde koşan, karşısına çıkan zorlukları aşmak için çalışan insanlar var. Çocuğunu okutabilmek için geç saatlere kadar mesai yapan, gerekirse iki işte çalışan insanlar var.

Bu memlekette ve bu dünyada elinden geldiğince başkalarına yardım eden insanlar var. Oturduğu rahat koltuklardan Facebook’ta paylaşım yaparak birilerine destek olduğunu düşünüp vicdanını rahatlatanlar olduğu kadar; eğitim, refah, eşitlik, özgürlük, hayatın değeri ve doğanın önemi gibi kendisinden büyük meseleler için mücadele eden insanlar var. İnsanları gerçek ve mecaz anlamıyla hasta eden insanlar olduğu kadar; hastalıkları yok etmek için çalışan bilim adamları var.  İşleri yokuşa sürenler kadar; hayatı kolaylaştırmak için çalışanlar da var. Çalışanının kanını emen patronlar olduğu kadar; çalışanını ailesi gibi benimseyen işverenler de var.

“Ama azınlıktalar” deme, “neye yarar ki?” diye küçümseme. 1, 0’dan büyük bir değerdir.

Bu insanlar da dünyanın güllük gülistanlık olmadığının farkındalar. Fakat çalışıyorlar. Başkasının kolunu bükmüyor, dolayısıyla hikaye çıkartacak şeyler yapmıyorlar. Bu yüzden onlardan öyle çok haber almıyorsun. Fakat onlar bıkmadan, usanmadan, yılmadan, durmadan çalışıyorlar.

Peki sen ne yapıyorsun?

Bugün kaç kere telefonunu kontrol ettin? Kaç kere Facebook’a, Instagram’a girdin? Whatsapp gruplarında kaç mesaj yazdın? Kaç video, dizi izledin? İş yerinde kaç saat bulundun, bunun kaç saatinde gerçekten iş yaptın? Bugün, gelecek yılki senin hayatını kolaylaştırdın mı? Bugün kendinden başka birisi için bir şey yaptın mı? Bir meseleyi ciddiye aldın mı? Bir sorunu çözdün mü?

Yoksa medyada çıkanlara aldanıp unuttun mu?

Çok işin var. İşine bak.