Telefon çaldı. Karşıdaki ses telaşla:

“Havaalanında bomba patlamış, neredesin?” dedi.

Henüz çıkmamıştım, evdeydim. O acı olay 1.5 saat geç olmuş olsaydı belki ben de bir şekilde etkilenecektim. Ben etkilenmedim, hayat bana devam etti. Bazı başka insanlar için hayat devam etmedi. Geride bıraktıkları içinse hayat ne kadar devam ediyor, pek emin değilim.

Ne ki, bir sonraki pazartesi hiçbir şey olmamış gibi bir yazı paylaştım. Pek içimden gelmemişti fakat yine de kendimi zorladım ve yazdım.

Sonra bir “kalkışma” oldu. Bugünse bir sonraki pazartesi. Bu sefer ben “-mış gibi” yapıp her zamanki konu başlıklarında bir yazı paylaşmak istemiyorum.

Bilen bilir; ben siyaseti sevmem ve bu konuda sınırlı bilgi sahibiyim. Bu yüzden ahkam kesmemeye ve yorum yapmamaya özen gösteririm. Memlekette taksicisinden büfecisine, esnafından çalışanına herkes bu konuda uzman olduğu için de zaten benim Avrasya strateji uzmanlığımın eksikliği pek hissedilmiyor. Fakat bu durum benim bir görüşüm olmadığı anlamına da gelmiyor. İsteyene sığ, isteyene net gelir fakat benim durduğum yerden bütün bu olaylar: Bazı canlar öldü, bazıları kimsesiz kaldı ve ülke daha da kutuplaştı denilebilecek kadar net. Başka söylenegelen hiçbir şey de benim için daha önemli değil.

İnsanı ıssızlığa mahkum etmeyen şey komşudur. Cebinde para yokken alışveriş yaptığın yer esnaftır. Sağlığından olduğunda koştuğun yer doktor; hakkın yendiğinde gittiğin avukat; acil para lazım olduğunda kapısını çaldığın patron; gideceğin yere seni ulaştıran taksici, dolmuşçu; ev almak için gitiiğinse sevmediğin bankalardır.

Henüz fark etmediysen, bu sayfadaki fotoğrafıma baktığında sempati çeşmesi olmadığımı göreceksin. Bu yüzden “aman bunlar ne kadar da tatlı insanlar, hepsiyle ne kadar da iyi ilişkilerimiz var” demiyorum. Dediğim sadece şu; yukarıda saydıklarımın ortak özellikleri insan olmaları. Burada iki konu var: 1. İnsan DNA’sıyla maymun DNA’sının %97’si aynı. Bu yüzden bu yazıyı yazan da, okuyan da ve yukarıda saydığım “öteki”ler de kimi zaman insanlığından çıkabiliyor. Hayır, şaka yapmıyorum. Bilakis, bunun bilimsel açıklamaları olduğunu düşünüyorum. Fakat aynı zamanda 2. İnsanların son 2.5 milyon yıldır buralarda olmalarının sebebi aynı amaç için bir arada çalışıp yaşayabilmeyi becermeleri.

Şimdi senin amacın haklı olmaksa, herhangi bir konuda senin gibi düşünmeyeni yok saymaya ve yok etmeye devam edebilirsin. Bunun sonu tümden yok olmaktır. Önce kendini, sonra senin gibi düşünmeyeni, en sonda da ülkeni kaybedersin. Bu süreçte sevdiklerin de telef olur. Tarih bu konudaki örneklerde maalesef oldukça bereketlidir. Çok gerilere bile gitmene gerek yok, kutuplaşan halkların akıbetini merak eden son 10 yılda Türkiye’nin çevresinde olup bitenlere bakabilir.

Amacın mutlu olmaksa anlamaya çalışabilirsin. Bunun sonu hayatta olmak, sağlıklı olmak, huzurlu olmak, bolluk ve bereket içinde olmak, daha çok gülmek, daha rahat geçinmek, çocuğunu daha iyi imkanlarla yetiştirmek, daha sıkı sarılmak ve yardımlaşmaktır. Birlik olan yerde dirlik olur. Dirlik “yaşam, varlık, sağlık, huzur, geçim” anlamına gelir.

Hayat senin, seçim senin. Fakat bil ki hiçbir görüş bir “can” etmez.

Toparlayacak olursam; hali hazırda yazılmış olmasına rağmen, bugünün yazısını yayınlamıyorum. Bugün bence girişimcilik ve ilgili konu başlıklarında düşünülüp, konuşulacak bir gün değil.

Bazılarına bu profesyonelce gelmeyecek ama “insan olmak” deyimi “profesyonellik” kavramından çok daha fazla şey ifade ediyor.

Bu yüzden bugün alışılagelmiş konularda yazı yok. Aklımızı açmak için bugün biz kapalıyız.

Yitirdiklerimize rahmet, yaralılara şifa, kalanlara sabır ve cümlemize akıl dilerim.