Nasıl yapalım ağabey?” diye sordu. “Düzeltelim.” dedim. Aynadan saçlarıma, sakallarıma ve yüz şeklime sanki beni ilk defa görüyormuş gibi baktıktan sonra işe başladı. Uzun bir süre sonra saçlarımı bitirdi. Sıra sakallarıma gelmişti. Sakalın biçimsizce uzamış bir çalı ve bıyığın geçen sene telleri dökülmüş bir süpürge gibi görünmesini engellemek için keserken özen göstermesi gerektiğini elbette biliyordu. Tekrar aynada yüzüme bakıp bir süre düşündükten sonra makası şakırdatmaya başladı. Önce küçük küçük hareketlerle makası kullanıyor ve sonra durup yüzün genel görüntüsünü kontrol ediyordu. Yaptığını beğenmeyip somurtuyor, sonra tekrar uğraşıyordu. En sonunda makası bırakıp tıraş makinesiyle sakallarımı iyice kısalttı.

Tıraşım tam 137 dakika sürdü. Öyle iyi görünüyordum ki dışarı çıktığımda kadınlar sanki büyülenmiş gibi benden gözlerini alamıyor, erkekler “Muhteşem görünüyorsun ağabey, nerede tıraş oldun?” diye soruyor ve bazıları da yanıma yaklaşıp imzalı “selfie çekmek” istiyordu.

Yersen. 137 dakika; favori dizinizin o haftaki bölümünden, izlemeyi sevdiğiniz herhangi bir spor müsabakasından, uzaktaki ailenizle bir haftada kurduğunuz iletişimin süresinden ya da pek çok insanın bir ayda eğlenmeye ayırdığından daha uzun bir süredir. Fakat ben bu süreyi kıl tüy için harcamıştım ve çıkan sonuç “makineye vurmak” diye tabir edilen baytar tıraşından halliceydi. Bu yüzden dükkandan hışımla çıkıp yürümeye başladım. Bir süre kendi kendime huysuzlandıktan sonra Karacaahmet’in sakin ağaçlarının yanından geçerken adımlarımı yavaşlattım ve düşünmeye başladım: Berber aslında iyi bir berberdi ve eli makine gibi hızlıydı fakat tıraş çok uzun sürmüştü. Aklıma çeşitli sebepler geldiyse de bir tanesine özellikle takıldım. Bugün berbere akşama doğru gitmiştim ve görünen o ki kendisi o an karar yorgunluğu adı verilen bir durumdan mustaripti.

Karar Yorgunluğu

İnsan vücudu işledikçe ışıldayan bir yapıya sahiptir. Düzenli olarak spor yaptıkça kaslarımız güçlenir. Yürümeye alıştıkça her gün daha az yorularak ve daha az nefesimiz kesilerek yürüyebiliriz. İnsan beyni de, aynı şekilde, çalıştıkça güçlenir. Düzenli olarak bulmaca çözdükçe, okudukça veya kafadan hesap yaptıkça bu konularda daha iyi hale geliriz.

Buna rağmen yaşı ilerleyen pek çok insanın algılarının hızla zayıfladığını görmüşsünüzdür. Bunun sebebi sanılanın aksine uzun yıllardır kullanılan beynin artık yıpranmış olması değil; bu insanların yaşları ilerledikçe beyinlerini daha az kullanmayı tercih ediyor olmalarıdır. Söylediğim yanlış anlaşılmasın, yaşın etkisini yadsıyor değilim. Sadece şunu söylüyorum: Yaşı ilerlediği halde hala keskin bir zekaya sahip pek çok insan var. Bunun sebebi “şans” ya da “Allah’ın işi” gibi mantıkla açıklanamayacak şeyler değil. Bu insanlar hala çalışıyor, kafa yoruyor ve beyinlerini kullanmaya devam ediyorlar. Bu konuda dilerseniz beni değil; 1927 yılında doğmuş olan ve küçükken yediği dayaklar yüzünden beynindeki belirli mekanizmaları hasar gören ve bu yüzden bilgisayar, araba gibi pek çok makineyi kullanamayan ama ülkede pek çok ilke imza atmış ve alanındaki uzmanlığı dünyaca kabul edilen bir kişiyi, Betül Mardin‘i dinleyin. Şuradaki videoda bu konuda bir kaç şey söylüyor.

Beynimiz, ona iyi bakmak koşuluyla hayat maratonunda bizi yarı yolda bırakmayacak kadar güçlü bir organ olsa da, kısa mesafe koşularında bazı sorunlar çıkartabiliyor. Örneğin; birebir aynı suçu işlemiş mahkumlardan sabah erken saatte ya da öğle yemeğinden hemen sonra duruşması olanlar daha hafif cezalar alırken; öğleden öncenin ya da günün son duruşmalarına çıkanların daha ağır cezalar aldığı fark edilmiş. Bu konuyu inceleyen bilim insanları pek çok deney ve araştırmanın sonucunda şöyle bir sonuca varmışlar: “Günlük hayatta üst üste çok fazla karar vermesi gereken insanların verdiği kararların kalitesi giderek bozulmaya başlar.” Bu duruma da “karar yorgunluğu” ya da İngilizcesiyle “decision fatigue” diyorlar. Bunun nedenine geçmeden önce iki küçük hatırlatma yapmakta fayda var çünkü bundan sonraki kısımda bahsettiğimiz terimlerde aynı şeyi söylediğimizden emin olmamız gerekiyor.

1. İrade Gücü Nedir?
Yakın bir arkadaşımın dürüstlükle ilgili şöyle güzel bir ifadesi var: “Bazı insanlar “ben zorda kalmadıkça yalan söylemem” diyorlar. Ben de içimden “aferin, gerçekten çok dürüstmüşsün” diyorum. Zorda kalmayınca zaten kimse yalan söylemiyor? Önemli olan zor durumda kalsan bile doğruyu söylemek değil mi?

Ben bunun aynı zamanda iyi bir “irade gücü” tanımlaması olduğunu düşünüyorum. Zaten Wikipedia’da irade gücü konusunun giriş cümlesi de “Bir kişinin duygu ve davranışlarını ani istek ve dürtülere karşı kontrol edebilme yeteneği” olarak geçiyor. İrade gücü, bilinçli karar verebilmek için sahip olmanız gereken bir kaynak. Arka arkaya çok fazla yüklendiğinizde tükendiği ama aynı zamanda düzenli küçük alıştırmalarla uzun vadede çok güçlü bir hale getirilebildiği deneylerle gözlemlenmiş. Hem bu konuyla ilgili şeyleri ileride yazasım var, hem de bu yazıyı bir destan boyutuna getirmek istemediğim için diğer hatırlatmaya geçiyorum.

2. İnsan Beyninin Temel Fonksiyonları Nelerdir?
İnsan beyninin en temel fonksiyonları insanın varlığının devamlılığını sağlamak için:

  • Bilgileri dosyalama,
  • karşılaşılan duruma göre kullanılması uygun olan bilgileri binlerce dosyanın arasından bulma,
  • bu bilgilerin ışığında -bilinçli veya bilinçaltında- verilen kararların sonuçlarının doğru olarak uygulanmasını sağlamaktır.

Dışarı çıktığınızda hava soğuksa vücudunuzdaki sistemler beyninizin talimatıyla tüylerinizi diken diken eder, kan basıncını düşürür, sinir sistemini yavaşlatır ve bunlar yeterli gelmezse titreyerek ısı üretmenizi sağlar. Bunlar beynin kendi işidir. İradeye danışılmadan otomatik olarak yapılır.

Hava soğuduğunda üzerinize bir şey giymek beynin değil, bilincin işidir. Beyin size gereken bilgiyi verir, kararı siz bilinçli olarak verir ya da vermezsiniz.

karar yorgunlugu 2

Bu hatırlatmadan sonra devam ediyorum.

Karar vermeyi etkileyen çeşitli faktörler var. Biraz evvel bahsettiğimiz arka arkaya çok fazla karar verme durumu bunlardan biri. Bu konuyu biz günlük hayatta şöyle biliyoruz: Çalışan insanlar günlük mesailerinde pek çok kararı vermek zorundadırlar ve bu kadar kısa sürede yapılması gereken bu kadar çok işlem beyni yorar. Biz bunu “enerjim tükendi” gibi sözcüklerle ifade ederiz ve aslında durumun sebebi de tam olarak budur: Vücudun, ve dolayısıyla beynin, ihtiyaç duyduğu enerji -glikoz- tükenmektedir.

Vücuttaki enerji miktarı azaldıkça irade gücü zayıflamaya başlar. Biz bunun farkında olmadan evin alışverişini yapmak için bir süpermarkete gireriz. Süpermarketlerin nasıl düzenlenmesi gerektiğine karar veren insanların bir kısmı bütün bu anlattıklarımı çok uzun bir zamandır bildikleri için durumunuzdan faydalanmak isterler: Her köşe başında duran ve yeni ürünlerinin tadına bakmanızı isteyen marka görevlileri, süpermarket anonsları ve çalan müzikler, yol üzerindeki pek çok raf, değişik kokular, renkler ve aynı ürünün 16 farklı versiyonu derken sürekli olarak yeni kararlar vermeye mecbur bırakılırız.

karar yorgunlugu decision fatiuge nedir

En sonunda ödeme noktasına geliriz. Vücuttaki enerji miktarı iyice düşmüştür. Normal şartlar altında böylesi şeyler yemeyen bir kimse bile karar yorgunluğuna yenik düşüp iradesini kullanamayabilir. Kasaların yanındaki şekerleme, gazlı içecekler ya da dondurma gibi atıştırmalıklara gözümüz takılır. O anda tercihiniz büyük bir ihtimalle tuzlu cipsler ya da diğer şekersiz atıştırmalıklardan yana değil, sadece şekerli şeylerden yana olacaktır. Çünkü tatlı besinler doğada “bunu yemek sakıncalı değildir” anlamına gelen bir mesajdır ve bu mesaj son 2.5 milyon yıldır yeryüzünde gezinen türümüzün bilinçaltına iyice işlemiştir. Gün içinde çok fazla karar vererek irade gücümüzü tükettiğimiz için bütün bu olan bitenin farkında olsak bile en hızlı ve kolay çözüme başvurmak ister ve şekerli bir şeyler tüketiriz.

İrade gücü kalmadığı için verilmiş bu kararın sonucunda işlenmiş şekeri, hem de aç karnına, tükettiğinizde otomatik sistemler devreye girerek durumu düzeltmek isterler. Bu da insülin salgılamak için fazla mesai yapan bir pankreas, hızlanmış kalp atışları, gereksiz yere salgılanan stres hormonları derken en özet haliyle; zarar gören bir vücut demektir.

Üstelik, karar yorgunluğu bizi sadece şekerlemeler konusunda değil, bütün bir alışveriş konusunda etkiliyor. Hiç yorgun argın alışverişe gittikten sonra ihtiyacınız olmayan bir şeyi satın aldığınız oldu mu? Cevabınız evetse bunun sebebi de basitçe karar yorgunluğu olabilir. Bütün bunlardan sonra akşam saati alışverişe gidip hem vücudunuza, hem zihninize, hem de bütçenize zarar vermeyin. Hafta içi zamanınız yoksa, hafta sonu erken saatte gidin. Hem o saatlerde süpermarketler ve alışveriş merkezleri genellikle daha tenha da olur. Aslında en güzeli; bu tarz yerlere mümkün olduğunca az gidip doğal ürün tüketin.

Peki ya berberler?

Alışveriş konusunu hallettiysek gelelim saç kesimine.

Berberlik, birim zaman başına en fazla kararın verildiği mesleklerden biri. İşleri gereği her makas hareketi bilinçli bir karar. Aklı başında hiçbir berber bir saçı ya da sakalı gelişigüzel kesmiyor. Bunun yerine müşteri isteği doğrultusunda bir plan yapıp ona göre kesim yapıyorlar. Birim zamanda bu kadar çok karar verdikten sonra da insanlık hali gereği irade güçleri giderek azalıyor ve akşama doğru iyice yorulup yanlış kararlar verebiliyorlar. Böylesi durumlarda sonuca katlanması gereken biz olsa da bu sonuca götüren dinamikleri değiştiremiyoruz. Bu yüzden saçlarınızı kestirmeye de erken bir saatte gitmek isteyebilirsiniz.

O gün gittiğim berber gün içinde yorulmuştu. Üstelik öğlen yemeğini yememiş (glikoz takviyesi) ve bir sigara tiryakisi olarak sigarasını içmemişti (stres hormonları). Bu yüzden üst üste pek çok yanlış karar verdi. Verdiği yanlış kararları düzeltmek için çok zaman harcadı ve en sonunda aylarca özene bezene uzatmış olduğumu biliyor olmasına rağmen bir yanlış karar daha verip sakallarımı makineyle iyice kısalttı.

Ben de İnebahtı’da ilk defa yenilgiye uğramış Osmanlı sadrazamı Sokullu (sakallı?) Mehmet Paşa edasıyla koltuğun üzerine çıkıp “Sen o makineyi kullanmakla benim sakalımı kestin. Ben de şimdi senin kolunu keseceğim. Kesilen kol yerine gelmez. Tıraş edilen sakalsa daha gür biter!” diyerek gözdağı verecekken vazgeçtim.

O berbere de gitmeyi, akşam vakti berbere ve alışverişe gitmeyi ve yorgunken önemli kararlar vermeyi bıraktım.

 

Kaynakça ve Notlar:

1. Fotoğraflar: 1, 23

2. “Engelleri Avantaja Çevirin”, Betül Mardin, TedxAnkaraCitadel, YouTube.com

3. “Out in the Cold”, Harvard Medical School

4. “Why do we get goose bumbs?”, Smithsonian National Museum of Natural History

5. “3 ways your body battles the cold”, AccuWeather.com

6. “Do You Suffer From Decision Fatigue?”, The New York Times Magazine

7. “Extraneous factors in judicial decisions”, National Academy of Science

8. “Decision fatigue”, Wikipedia.org

9. “Dürüstlük” tanımı, Kaan Taşyürek

10. “Self-control”, Wikipedia.org