Kendini bilme konusunun girişimcilikle ilişkisini anlattığımız mini yazı dizisinin ikinci ve son bölümündeyiz. İlk bölümde bir iş sahibi olmak için insanın kendini neden tanıması gerektiğini görmüştük. Yazıyı okuyanların hatırlayacağı gibi eğer “sen kimsin?” sorusuna verdiğimiz tek cevap adımız ve işimizse aslında kim olduğumuz hakkında çok da fikrimiz yok demektir.

Bu halde bir iş kurarsak ancak kendisini ateşe atan ve yandıkça sadece başkası için fırsat yaratan bir kibrit parçası gibi önce eğilir bükülür, sonra tükeniriz.

Bu yazıda kendini tanımanın yollarına bakacağız. Internet bu konudaki zırvalık konusunda oldukça bereketlidir. Bu yüzden aşağıya sadece işe yaradığını bildiğim yöntemleri yazdım.

İlk iki tanesi diğerlerine göre çok daha kesin sonuç alacağınız yöntemler. Fakat iş dünyasından pek çok kimsenin bu ikisinin üzerinde durmayacağına ve hatta zırvalık olarak adlandıracağına eminim. Bence hiçbir sorun yok. En çok 10 sene sonra ya sizin fikriniz değişecek ya da siz çocuklarıyla hiçbir şekilde iletişim kuramayan insanlara dönüşeceksiniz. Bunları buz gibi soğuk verilerle de anlatabilirim ama o zaman bu yazıyı küçük bir kitaba dönüştürmemiz gerekir. 

Bu yüzden siz önceden ciddiye alıp üzerinde düşünmek isteyebilirsiniz.

1. Eski Yöntemleri Öğrenmek
Bilerek “spiritüel” ya da “ruhsal” demedim. Hiç yüzünüzü buruşturmayın. Bu konuda yapılmış yüzlerce bilimsel çalışma var. O kadar ki, bilim bu konuyu henüz 15-20 senedir inceliyor olsa da, şu kadarcık zamanda yapılan araştırmaları okuyarak bitirmeye akıl yetmez. Bu yöntemlerin en popülerlerinden olan nefes terapileri, yoga ve meditasyon gibi konular önümüzdeki 10 yılda trilyon dolara ulaşması beklenen “sağlıklı ve zinde yaşam” (wellness) sektörünün bir parçası haline geliyor. Ben bu konuların uzmanı olmadığım için “nasıl” kısmına cevap veremem. Sadece işe yaradığını söyleyebilirim.

2. Kendini İzleyerek Kendini Bilmek
Hayır, aynanın karşısında değil. Filmlerden gördüğüm kadarıyla öyle çok aynaya bakınca içinden dağınık ve uzun saçlı bir kız çıkıp yerleri su basıyor. Demek ki bunu başka bir yolla yapmamız lazım.

Bazen bir tepki verdikten sonra o tepkiyi neden verdiğimizi düşünür ve pişman oluruz. Buradaki olay, bu düşünceliliği daha erkene çekebilmek. Mümkünse -ki mümkün- o tepkiyi tam vermeden önce bir durup kendinizi izlemeniz gerekiyor. O an sinirlenen kim? Ya da şu an bu yazıyı içinden okuyan kim? Bu konuda bir düşünmek isteyebilirsiniz.

Sanki biri sizin fotoğrafınızı çekiyormuş gibi düşünün. Bunu yapmak için başlangıçta en güçlü tepkilere göz atın. Örneğin biri bir şey söyledi ve siz sinirlenmeye, alınmaya ya da gücenmeye başladınız. O an neden sinirlendiğinizi, alındığınızı ya da gücendiğinizi anlamaya çalışın. Daha sonra sinirlenen, gücenen, düşünen ya da üzülen kim daha rahat bulabilirsiniz.

kendini bilmek özfarkindalık özbilinç

3. Başkalarını İzleyerek Kendini Bilmek
Kendini bilmek konusunda yapabileceğimiz en iyi şeylerden birisi başkalarını izlemektir. İnsanlarda en sevmediğiniz özellikler hangileridir? Veya başkalarında en çabuk fark ettiğimiz özellikler hangileridir? Bir insanın negatif bir özelliğinin anında gözümüze çarpmasının sebebi ve bu negatiflikten hoşlanmama sebebimiz aynıdır. Çok çabuk fark ederiz çünkü o özellik bizde de vardır, kendimizden biliriz. Aynı şekilde; sevmeyiz çünkü aslında o bizim kendimizde düzeltmek istediğimiz bir durumdur. Başkalarında gördüklerimiz bizim yansımamızdır.

Bir çalışan görevini iyi yapmıyor diye öfkeleniyorsanız bunu bir daha düşünmek isteyebilirsiniz çünkü büyük ihtimalle bir yönetici olarak ya siz de elinizden geleni yapmıyorsunuz, ya onunla doğru iletişim kuramadınız, ya da yanlış insanı işe aldınız. Eğer bir kumandan savaşta elinden gelenin en iyisini yapıyor ve en öne atılıyorsa, ona inanan hiçbir asker kumandanın yalnız gitmesine izin vermez.

4. Bireysel SWOT Analizi Yapmak
SWOT analiziyle şirketin güçlü yanlarını (Strengths ), zayıf yönlerini (Weaknesses), fırsatları (Opportunities) ve tehditleri (Threats) anlamaya çalışırız. Aynı yöntemi kendimize uygulamak çok yararlıdır.

Eğer bunu ilk defa yapıyorsanız sadece güçlü yanlarınızı ve zayıf yönlerinizi yazın. Bunun yaparken kendinize karşı dürüst olun. Başkasını suçlamak her zaman en kolay yoldur. Kolay yollar kolay yerlere götürür. Varacağınız bu yerlerde başkalarını suçlayan milyarlarca insanı görebilirsiniz. Zor yollar yükseklere çıkarır. Yüksekler ıssızdır ama zahmete değer.

Bu yöntemi yapmak için kendinize onlarca soru sorabilirsiniz fakat işin temeli şu iki soru etrafında döner:

  • Neyi gerçekten iyi yapıyorsunuz?
  • Neyi gerçekten beceremiyorsunuz?

En iyi yaptığımız şeyler genellikle en sevdiğimiz şeylerdir. Sevgi olmazsa ilgi, ilgi olmazsa bilgi, bilgi olmazsa uygulama olmaz.

Bunları belirledikten sonra genel düşünce bize zayıf yönlerimizi geliştirmemizi öğütler. Fakat bu her zaman iyi bir tavsiye değildir. Yanlış anlaşılmak istemem. Zayıf yönü olduğunu kabul etmek ve bunu geliştirmek elbette güzel bir aklın göstergesi. Fakat amacınız para kazanmaksa bunu ilk önce yapmak size büyük zaman kaybettirir. Eğer gerçekten para kazanmaya ihtiyacınız varsa neyi iyi yapıyorsanız onu daha iyi yapmasını öğrenin. Bu şeyde karşılık beklemeden daha çok değer yaratın. İnsanların bunu bilmesini sağlayın: Yeni kazancınız hayırlı olsun.

“Çalışanımız / ekipmanımız / web sitemiz / arabamız / ofisimiz de olsa o zaman para kazanabilirdik” gibi bir düşünceler GENELLİKLE konfor alanının dışına çıkamamaktır, zayıf yöndür, bahanedir. Bunlardan bir tanesi veya daha fazlası olmadan da para kazanan çok fazla insan vardır. İşi elinizdekilerle döndürün, gerektikçe harcayın, bir an evvel fatura kesin.

Eğer tek değil de bir ekip kurarak ilerleyecekseniz zayıf olduğunuz yönleri sizden çok daha iyi yapan birilerini işe alın/ortak olun ve en kısa zamanda para kazanmaya başlayın. Ancak istikrarlı bir gelir modeli oluşturduktan sonra boş zamanlarınızda zayıf yönlerinizi geliştirebilirsiniz. Ve zaten lütfen geliştirin.

5. Zorlanarak Öğrenmek
Kime sorsanız “hayat çok zor”dur. Fakat bazıları için hayat gerçekten çok zordur. Mağdur psikolojisine bürünerek farkında olmadan ilgi toplayan insanlar duymaktan hoşlanmayacak olsa da; bu yazıyı okuyacak imkana sahipseniz insanların büyük bir kısmından daha iyi durumdasınız. Şu andan yüz yıl ve daha öncesinde yaşamış bütün imparatorlar ve devlet yöneticilerden çok daha fazla imkana sahipsiniz. Örneğin bir akıllı telefonunuz varsa, 15 yıl önce NASA’nın uzaya gitmek için kullandığı bilgisayarlardan daha güçlü bir makineyi cebinizde taşıyorsunuz demektir.

Ne ki biz bunların farkında olmayız ve sürekli olarak şikayetleniriz. Fakat hayatları boyunca zorluk çekmiş insanların pek şikayetlendiklerini duyamazsınız çünkü insan zorlandığı kadar kendi sınırını bilir.

Zorluğun demire şekil vermesi misali, karakteri güçlendiren ve insanı sıradan olmaktan kurtaran da zorluklardır. Bu yüzden kendinize zorluk yaratmanız gerekiyor. Bunu, sizi konfor alanınızdan çıkartacak uygulamalarla yapabilirsiniz. Herkesin durumu, dolayısıyla sınırları öznel olduğu için sizi neyin zorlayacağını siz daha iyi bilirsiniz. 

kendini bil özfarkindalık özbilinç

Ben ancak örnek olması açısından iş yapmakla ilgili şöylesi şeyler önerebilirim:

  • Şirketlerde kaynak kullanımı ve nakit dengesi önemlidir: O halde kredi kartı kullanmadan 1 hafta/2 hafta/1 ay yaşamayı deneyebilir ve alışveriş yaparken sadece ihtiyaç olan şeyleri satın alabilirsiniz.
  • Girişimcilik yoğun çalışma saatleri ve süreklilik talep eder: Sağlığınızı riske atmadan bir hafta boyunca(5 gün? 7 gün?) günde en çok kaç saat çalışabildiğinizi gözlemleyebilirsiniz.
  • En becerikli ve en yeteneklilerle çalışabilmeniz için en başta kendinizi onlara satmanız gerekir. Satış konusu; reddedilme, beğenilmeme ve takdir görmeme korkuları nedeniyle konfor alanını en çok zorlayan konulardan birisidir. Bunu yenmek için neler yapabilirsiniz?

Not: Bu maddenin, bir üst maddedeki “zayıf yönlerine odaklanmamak” konusuyla çeliştiğinin farkındayım. Bunların hepsi birbirinden ayrı yöntemlerdir. Siz kendinizi bilin. Size en uygun olanları kullanın. Eğer amacınız bir an önce para kazanıp borç harç ödemekse bir öncekini yapın. Yok amacınız büyümek, gelişmek ve kendinize bir sıçrama tahtası yaratmaksa bunu kullanabilirsiniz. Güçlü yönlerini güçlendiren ve daha sonra zayıf yönlerinin üstesinden gelen insanlar daha çok fırsatı yakalarken, tehditlerden daha az etkilenirler.

6. Çevreye Sorarak Kendini Tanımak
Kendini bilme konusu açıldığında insanların verdikleri ilk tavsiye genellikle “çevrenize sorun” olur fakat bu genellikle işe yaramaz. Aile ve akrabalarınızın haricinde, çevremizin “çevremiz” olmasının sebebi onlarla iyi anlaşabilmemizdir. Ve gerçekçi olalım; iyi anlaştığımız insanlar bizi üzmek istemezler. Hayatları boyunca sizi eleştirerek kevgire döndürmüş ya da sevgisinden size kahramanlık türküleri güzellemiş insanlar bile, böylesi soruları sorduğunuz o anda, size cevap veremeyebilirler. Bu yöntemi ancak zamana yayarsanız sonuç alabilirsiniz.

7. Eski Diyalogları, Başarıları ve Başarısızlıkları Hatırlamak
Bir üsttekinin geliştirilmiş yöntemidir fakat biraz risklidir. Eski diyalogları hatırlayıp onların içinde kaybolabilirsiniz. Sonra kendinizi anılarınızı paylaştığınız insanlarla kavga halinde bulabilirsiniz. Bu yüzden bu yöntemi kendi riskinizle deneyin:

  • Eskiden beri insanlar hangi konularda sizin iyi olduğunuzu söylerler?
  • En çok hangi konularda övülürsünüz?
  • Bugüne kadar en başarılı olduğunuz 3 durumu yazın.
  • Hangi konularda iyi olmadığınızı ya da yanlış yaptığınızı söylerler?
  • Hangi konularda eleştirilirsiniz?
  • Bugüne kadar en başarısız olduğunuz 3 durumu yazın.

8. Farz Etme Yöntemini Kullanmak
Kendimizi belirli senaryoların içine yerleştirip bir takım cevaplara ulaşırız. Daha sonra neden bu cevapları verdiğimizi anlamaya çalışırız. Cevapların nedeni olarak aklımıza “çünkü güzel/karizmatik/seviyorum/iyi geliyor” gibi şeyler gelebilir. Bunların 1-2 adım ötesine gitmemiz gerekiyor.

Düşünmeye üşenmeyin, ertelemeyin. Sadece kararlı olun ve sonuçlara ulaşmaya çalışın. Aşağıdaki sorular, üzerinde düşündükçe, sizi kendinize daha çok anlatır.

  • Sporu seven birisiyseniz: Bu bireysel bir spor mu yoksa takım sporu mu? Takım sporuysa; en sevdiğiniz takımda oynayacak olsaydınız hangi mevkide oynamak isterdiniz? Neden?
  • Müziği seven birisiyseniz: Bir konser vermek ister miydiniz? Eğer cevabınız evetse bu konserin nerede olmasını isterdiniz? Konserde şarkı söylemek mi isterdiniz, enstrüman çalmak mı, yoksa ikisinde de en başta olmak mı kulağa daha güzel geliyor? Belki de istediğiniz ana enstrümanı çalmak ama yardımcı vokal olarak da eşlik etmektir? Bir orkestrada görev alacak olsaydınız ne yapmak isterdiniz? Neden?
  • En sevdiğiniz hayvan hangisi? Neden? Dünyaya bir hayvan olarak gelecek olsaydınız bu hangisi olurdu? Neden?
  • En sevdiğiniz film, dizi, hikaye veya oyunlarda hangi karakter olmak isterdiniz? Neden?
  • Bugüne kadar tarihe adını yazdırmış bütün insanlar arasında en çok kim olmak isterdiniz? Neden?
  • Dünyadaki herhangi iki şirket sizin olsaydı, bunların hangileri olmasını isterdiniz? Neden?

Bunların hepsi safi veridir. Yorumlamasını bilene altından bile kıymetlidir.

9. “5 Neden” Tekniğini Uygulamak
Bu teknik Toyota’nın kurucusu Sakichi Toyoda tarafından bulunmuş. Toyota’nın yıllardır sıfır hata ile araba üretmesinde önemli bir payı var. Yapmanız gereken şey; bir durumu belirledikten sonra onun nedenini 5 aşamalı olarak anlamaya çalışmak:

Durum: Kilo problemim var.

  1. Neden? Çünkü spor yapmıyorum.
  2. Neden? Çünkü zamanım yok.
  3. Neden? Çünkü akşama kadar çalışıyorum (ya da sürekli ilgilendiğim bir şeyler var) ve sonrasında yorgun oluyorum.
  4. Neden? (Neden yorgun oluyorsunuz? Ya da neden spor yapanlar o gücü buluyor da siz bulamıyorsunuz?) Çünkü kendime iyi bakmıyorum; iyi beslenmiyorum, iyi uyumuyorum.
  5. Neden? Çünkü üşengecim. (Ya da çünkü aslında kendime, sağlıklı olmayı hak görecek kadar, değer vermiyorum.)

Neden sayısını arttırabiliriz ve bütün bu nedenlerin cevapları bu örnektekinden çok daha farklı olabilir. Örneğin daha ikinci cevaptan üşengeç olduğunu söyleyenler olabilir. O zaman, onun nedenini bulmak gerekiyor.

Örneğin bir iş yapmak istiyorsunuzdur ama kaynak yetersizliği olduğunu düşünüyorsunuzdur. Aslında kaynak hiçbir zaman yetersiz değildir. Bu soruları kullanarak asıl cevaba ulaşabilirsiniz.

10. Günlük Tutmak / Blog Yazmak
Yazmak düşünceleri toparlamamızı, iletişim becerilerini geliştirmemizi ve kendimizi tanımamızı sağlar.

Yazım tonunuz ve hitabetiniz çok şey anlatır. Sadece kendinizin göreceği bir şeyler yazarken yaptığınız bir yazım hatasına içsel olarak verdiğiniz tepkiler sizin hakkınızda çok şey söyler. Günlük tutuyorsanız kendinize karşı zalim olup olmadığınızın kolayca farkına varabilirsiniz. Yazılarınızı yayınlamaya cesaret edip etmeme kararı kendini tanıma konusunda bir fırsattır. Yayınladığınızda gelen pozitif veya negatif geri bildirimlere verdiğiniz ya da veremediğiniz tepkiler, kendini bilmek konusuna baya baya kafa yormanızı sağlar.

İstediğiniz konuda yazabilirsiniz. Yazmanın etkisi gözle görülebilecek kadar güçlüdür. Bu konuda ne desem havada kalır. Bu yüzden yapıp kendiniz görmelisiniz.

kendini bil self awareness farkındalık

11. Geriye Dönüp Bakmak
Arada bir geriye dönüp bakmak nerelerden nerelere geldiğinizi görmek açısından faydalı olur. Daha önceki siz, bugünkü size ham gelir. Bugünkü de gelecekteki size ham gelecektir. Bunu anlayabilmek için elimizde bir ölçüm değeri olması gerekir. Bunun için yazdığınız eski yazıları tekrar okuyabilirsiniz. Fotoğraflara ve varsa videolara arada bir bakmak isteyebilirsiniz. Karneler, diplomalar, mezuniyet yıllıklarında sizin için yazılanlar, özgeçmişinizi okumak; hepsi işe yarar.

Eğer geriye dönüp baktığınızda bazı konularda öyle çok da fazla şeyin değişmediğini fark ediyorsanız, o konularda sandığınız kadar ilerlememiş olabilirsiniz.

“Ben değişmem! Doğru bildiğimden şaşmam!” demeyin. Değişmek ve ikiyüzlülük farklı şeylerdir.

12. Sondan Başlama Yöntemlerini Kullanmak
Bu bir gelecek planlama yöntemidir. Belirli günleri aklımızda resmedip oradan geriye doğru gelerek planlama yaparız. Aşağıdakilerin hepsi aynı yöntemin farklı ifade şekilleridir.

Emeklilik Günü: Diyelim ki o gün bir etkinlik düzenleniyor. Bunu kim düzenliyor; siz mi yoksa sizin yerinize bir başkası mı? Kim gelir? Tenha mı yoksa kalabalık mı? Bir bayram havası mı var yoksa sıkıcı bir gün mü? Emekli olduğunuza seviniyorlar mı yoksa üzülüyorlar mı? Konuşma yapılacak olsa hakkınızda ne derler?

Bunun cenaze versiyonunu da yapabilirsiniz. Kolay değildir ama güçlüdür, işe yarar.

Tersine Mühendislik Yöntemi: İngilizce’de “Reverse engineering” olarak geçer. Stephen Covery, Seth Godin, Gary Vaynerchuk ve nicelerinden bu konunun önemini duyabilirsiniz. Yaşam şeklinden ürün tasarlamaya, devlet stratejisinden tatile çıkmaya kadar akla gelecek hemen her alanda kullanabileceğimiz bir yöntemdir. Bu yöntemi kendimizi bilmek için de kullanabiliriz.

Ben bu konuda iki aşamalı bir yöntemin daha yararlı olduğunu düşünüyorum:

İlk aşama: Bir kağıda düz bir çizgi çizelim. Çizginin sol başına “Gelecek”, sağ başına “Bugün” yazalım. Çizginin ortasından aşağıya doğru inen bir çizgi daha çizelim. Böylece bir “T” harfi elde etmiş olduk. Zaten buna “T Cetveli” diyorlar. “Gelecek” kısmının altına ulaşmak istediğiniz her şeyi yazalım. Tam karşılarına denk gelecek şekilde “Bugün” kısmına şu an o konuda hangi aşamada olduğumuzu yazalım. Böylece nerede olduğumuzu bulmuş olduk.

İkinci aşama: Yeni bir kağıda bir T cetveli daha çizelim. “T”nin her iki tarafına da “NEDEN?” yazalım. İlk kağıtta yazdığımız her bir maddenin nedenini buraya yazalım. Gelecekte neden onu istiyoruz? Bugün neden olduğumuz yerdeyiz?

Pişmanlık Azaltma Sistemi: Amazon.com’un kurucusu Jeff Bezos’un zamanında kendisi için uyguladığı ve “Regret minimization framework” şeklinde isimlendirdiği tekniktir. Amacımız hayatımızdaki pişmanlıkları azaltmak. 80 yaşında olduğunuzu farz edelim. O günden bugüne geriye dönüp baktığınızda neleri yapmamış olmaktan pişmanlık duyuyorsunuz? Bunları neden yapmak istiyorsunuz? İstediğiniz şeyi yapmanıza engel olan şeyler nelerdir?

  • Dünyayı gezmek istiyorsanız sorun sahiden paranızın olmaması mı yoksa başka bir şey mi?
  • Konuşmacı olmak istiyorsanız sorun nasıl yapacağınızı bilmemek mi yoksa kalabalık önünde konuşma korkusundan kaynaklı erteleme hastalığı mı?
  • Aşçı olmak istiyor ama bir türlü başlayamıyorsanız sorun insanların yaptıklarınızı beğenmemesinden korkmak olabilir mi?
  • Bir fikriniz var ve iş kurmak istiyorsunuz. Sorun sermaye bulamamak mı yoksa nereden başlayacağını bilememek ya da risk alamamak mı?

Ulaşmak istediğimiz yere varabilmek için önce kim olduğumuzu bilmemiz gerekiyor. Kendimizi bilemeden ne istediğimize sağlıklı bir şekilde karar vermemiz mümkün değil. Bu yüzden yukarıdaki yöntemleri kullanarak kendinizi daha yakından tanımanızı öneririm.

Peki sen kendini biliyor musun?” diye soran olursa, onu da cevaplamış olalım: Hayır, her gün kendimle ilgili yeni şeyler öğreniyorum.

İnsan olmanın hali; hepimiz anlık olarak negatif duygulara kapılabiliriz. Fakat bunun anlık olmasıyla  yaşam biçimine dönüşmüş olmasında dağlar kadar fark vardır. Mutsuzluğu, olumsuzluğu, karamsarlığı, üşengeçliği ve söylenmeyi bir yaşam biçimi haline getirmiş insanların bu halde olmalarının nedeni kendilerini ve ne istediklerini bilmemeleridir. Kim olduğunu bilen insan uzun süre endişe içinde kal(a)maz. Hedeflerine ulaşmak için çalışmakla ve kalan zamanda sevdikleriyle ilgilenip dinlenmekle o kadar meşguldür ki endişeli olmaya ne kafa, ne zaman, ne de imkan bulabilir.

4000 yıl önce bir tapınağın duvarında yazıldığı gibi;

İnsan, kendini bil.

Sokaktaki, trafikteki, siyasetteki, spordaki ve televizyondaki insanlarla ilgilenmek yerine:

Hepimizin, her gün, kendisini daha çok öğrenmesi, tanıması, bilmesi ve her ne konuda bir hayali varsa oraya doğru ilerlemesi dileğiyle.

 

Kaynakça ve Notlar:
1. Fotoğraflar: 1, 2, 3, 4

2. 5 Whys, Wikipedia

3. Sakichi Toyoda, Wikipedia

4. “Begin With The End in Mind Habit 2 Part A The Mental Creation [22]”, YouTube.com

5. Seth Godin: Thinking Backwards, YouTube.com

6. Reverse Engineer | DailyVee 043, YouTube.com

7. Jeff Bezos – Regret Minimization Framework, YouTube.com