Bundan 10 sene önce beynimiz günde 2000’den fazla girdiye maruz kalıyordu. 10 sene sonra bugün bütün bu mesajların ve hayat gailesinin yanında akıllı telefonlar, sosyal medya, bildirimler ve oyunlar derken günde kaç mesaja maruz kalıyoruz tahmin etmek zor.

Yine de, bütün bu dikkat dağınıklığına rağmen, aylık milyonlarca okuyucuya ulaşan bloglar var. Fakat henüz benim aylık okuyucu sayım milyon, yüz bin, elli bin, on bin ya da beş bin dahi değil.

İlk yazımı yayınladığım 13 Mart’ın üzerinden henüz 4 ay geçti. Bu kadarcık sürede beni birebirde tanımayan 2.500’den fazla insan 8.000’den fazla sayfa ziyareti yapmış. Facebook sayfası 2000 takipçiyi geçmiş ve laf kalabalığı yapmadan yazmaya özen gösterdiğim 20 blog yazısının uzunluğu ortalama bir kitabın üçte biri kadar olmuş.

Sizi bilmem ama ben insanların günde binlerce uyarıya maruz kaldığı ve kimsenin kimseyi dinlemeye vakit ve sabır bulamadığı bugünlerde yazdığım uzun yazılara zaman ayıran 1 kişinin bile olmasını çok değerli buluyorum. Blog istatistiklerini gördüğümde “benim niye milyon okuyucum yok! 🙁 ” diye düşünmüyorum. Bilakis, insanların alaka göstermesi bana inanılmaz geliyor.

  • Daha çok insana ulaşabilir miyiz? Evet.
  • Daha çok yazılabilir mi? Elbette.
  • Daha iyi yazılabilir mi? Kesinlikle.

Ama 7. katta gezebilmek için önce bir temel atmak, sonra 7 katı inşa etmek ve buraya çıkacak merdiveni ya da asansörü yapmış olmak gerekiyor.

Ve güzel yanı şu ki; istedikten ve gereğini yaptıktan sonra hepsi oluyor. Yeter ki isteyin, araştırın, planlayın, başlayın ve sürekli olarak çalışın. Zamanı gelince hepsi bir bir gerçekleşiyor, fakat büyük ihtimalle zamanı hemen şimdi değil. Olur, fakat öyle söylendiği kadar kolay değil.

Angry Birds‘ü yapan firma daha önce 51 oyunda 51 kere başarısız oldu. Bu 52. oyun.

James adında bir kişi bir elektrikli süpürge üretmek ister. Tam 15 yıl boyunca ve tam 5127 (Yazıyla: Beş bin yüz yirmi yedi.) prototip dener ve başarısız olur.  5128. deneme istediği gibidir. Sonrasında Dyson süpürgelerinin üretimine başlarlar.

Amerika’da Nick Woodman diye bir Internet girişimcisi kurduğu iki girişimde de başarısız olur. Hatta ikincisinde yatırımcılardan aldığı 4 milyon dolara rağmen iflas eder. Yine yılmaz, bir şirket daha kurar ve gece gündüz çalışır. Kurduğu bu 3. şirketinin adı size tanıdık gelecektir. Zira o marka bugün dünyanın en hızlı büyüyen kamera markalarından biri olan GoPro.

Daha bizden olan örneklere geçmeden önce bugün dünyanın en zengin, en çok yardım yapan ve sıtma hastalığını tarihe gömmek üzere olan Bill Gates’in Microsoft‘tan önce kurduğu işinde iflas ettiğini hatırlatayım ve bugünlerde herkesin dilinde olan bir başka “bir gecelik başarı“dan bahsedeyim. Pokemon Go adlı oyun yayınlanalı daha 1 ay olmadı fakat “günlük kullanıcı sayısı”nda Twitter, Instagram, Whatsapp ve Facebook Messenger’ı geçmiş durumda. Pokemon şirketinde hissesi olan oyun devi Nintendo iki haftada 23 milyar dolar değer kazanarak kendisini ikiye katlamış. Karşılaştırma yapabilmek için belirteyim; THY 3.4 milyar dolar değerindeymiş.

İnsanların bildiği hikaye şu:

1. Bundan 15 sene önce Pokemon diye bir çizgi film vardı. O günlerde çizgi filmi izleyen çocuklar bugün Pokemon’un oyunu çıkınca çılgınca oynamaya başladılar.

2. Arttırılmış Gerçeklik (Augmented Reality) albenisi olan bir teknoloji olduğu için insanların dikkatini çekti ve insanlar çılgınca oynamaya başladılar.

İnsanların bilmediği hikayeyse şu:

1. Bu teknoloji başka oyunlarda da kullanıldı, yıllardır var, yeni değil.

2. Pokemon’un oyununu oynayanlar sadece 15-20 sene öncenin çocukları değil, çok daha kalabalık bir kitle.

3. Bu, bir gecede meydana gelen bir başarı değil: Bu oyunu geliştiren firmanın kurucusu John Hanke ortaokulda kod yazmaya başlar. 1996 yılında ilk oyun şirketini kurar. 2000 yılındaysa haritalamayla ilgili Keyhole adında bir şirket kurar. Bu şirket 2004 yılında Google tarafından satın alınır. Hanke Google’da çalışmaya başlar ve Keyhole, Google Earth’e dönüşür. 2004-2010 arasında Hanke ve ekibi Google Maps ve Google Street View’i yaratırlar. Daha sonra 2010 yılında John Hanke Google’ın içinde fakat Google’dan bağımsız bir şirket kurar. 2012’de Ingress adında harita bazlı ve Arttırılmış Gerçeklik teknolojisine dayalı bir oyun geliştirirler. Pokemon’un CEO’su Ingress’e bayılır. Ingress iki yıl içinde 7 milyon oyuncuya ulaşır. 2014 yılında Google ve Pokemon şirketleri bir araya gelir ve 1 Nisan şakası olarak Google haritalarının üzerinde gezinen Pokemon karakterlerinin olduğu bir video yayınlarlar. John Hanke bunu bir oyuna dönüştürebileceklerini fark eder ve Kasım 2015 – Şubat 2016 arasında Google, Nintendo, Pokemon ve diğer şirketlerinden 25 milyon dolarlık yatırım alarak 40 kişilik bir ekip toplar.

30 yıllık bir kod geliştirme ve 20 yıl önce başlayan bir girişimcilik tecrübesi; dünyanın en iyi şirketlerinden birinde yöneticilik tecrübesi; dünyanın en doğru çalışan haritalama ürünlerini geliştirme tecrübesi ve 7 milyon kullanıcıya ulaşmış bir oyun tecrübesinin ardından 6 Temmuz 2016’da Pokemon Go adlı oyun piyasaya sürülür.

Şimdi, sizi bilmem ama bu süreç bana tek gecelik bir başarı gibi gelmiyor 🙂

pokemon go arttırılmış gerçeklik

Bizden Örnekler

Biraz da bizden örneklere bakalım mı?

İzmir’de Radu diye bir firma var. Çeşitli sektörlerde satış yapıyorlar. Ortalama bir çalışan ayda 5 satış yapabilmek için o ay 400 kapı çalıyor. Ve bunu 7 yıldır, her iş günü yapıyorlar. Verilen emeği ya da günlük olarak çözülen problemleri bilseniz girişimci olmaktan vazgeçersiniz. Öyle ki geçen gün “yine rahat durmayıp yeni bir iş kurasım var” dediğimde firmanın sahibi Umut Durmuş “bence bir yere otur ve geçene kadar bekle” diye takılıyordu. Çünkü bir iş kurmak ve o işi devam ettirmek kolay iş değil. Emek olmadan yemek olmuyor. Firmayı kurduğu ilk 2.5 yıl günde 12 saatten fazla çalışıyordu. O yıllarda ekibiyle birlikte sokak sokak dolaşarak gündüz iş yerlerinin, akşam da evlerin kapısını çalıp güvenlik sistemi satmaya çalışıyorlardı. Son 7 seneyi anlatsam bu yazı bir roman olur. Fakat firmaya bugün bakınca görünen resim şöyle: Bugün çalıştıkları markaların biri hariç hepsinde o markayı Türkiye’de en çok satan 3 bayiiden biri Radu. O bir markayı da kısa zaman önce satmaya başladılar. Yine de ilk 5’teler.

Buyurun başka bir örnek: Yazdıkları top takibi programıyla bir iş fikri yarışmasında dereceye girerler. Sonra hevesle işlerini kurup çalışmaya başlarlar. Plan, halı sahalara bu programı satmaktır. Fakat sadece 1 satış yapabilirler ve sonrası hüsran olur. 6 ay içinde parasız kalırlar. Uzun süre sadece ekmek peynirle beslenirler. Sonra ellerindeki bu teknolojiyi başka spor branşlarında kullanmaya karar verirler. Bu sefer daha çok satış yapsalar da yine istedikleri gibi gitmez ve yine ekmek peynire talim ederler. Üçüncü sefer bu teknolojiyi başka alanlarda kullanmaya karar verirler. İnsan, zeytin, çuval, vb. sayan programlar geliştirirler. Bu sefer çok başarılı olurlar, satışlar çok iyidir fakat başlarına gelmeyen kalmaz: Öyle ki ekipleri şirket ortaklarından biriyle birlikte Türkmenistan’da alıkonur ve aylarca Türkiye’ye dönemezler. Döndüklerinde çalışanlar istifa eder. Şirket 600 bin TL içeride ve batmak üzeredir. Yaptıkları diğer bütün işleri bırakıp sadece insan saymaya odaklanırlar. Şirketin ismini V-Count olarak değiştirirler ve çalışmaya başlarlar. Kısa sürede uluslararası bir başarı elde ederler. Daha sonra bir iş daha kurarlar. Bu son kurdukları firma şu an Türkiye’nin en çok ziyaret edilen ilk 10 ve dünyanın en çok ziyaret edilen ilk 300 web sitesinden biri olan Onedio.com. Firmaya şu an dışarıdan baktığınızda gördüğünüz resim şahane. Milyon ciroları ve takipçileri var. Fakat buraya gelene kadar hangi yollardan geçtiklerini pek az kişi bilir.

Son olarak henüz yolun daha çok başında bir örnek: İlk e-posta bültenimi özenle hazırladım. Önce kendime deneme versiyonunu gönderdim. Gördüğüm hataları düzelttim ve sonra bülteni tüm listeye gönderdim. O hafta bülten sadece iki insana ulaştı. Biri bendim. Diğeriyse tanımadığım bir insandı. Bir önceki hafta sadece 1 kişi üye olmuştu. İlk önce canım sıkıldı. Sonra üzerinde düşündükçe beni tanımayan bir insanın yazılarımı beğenmiş ve daha fazlasını okumak için üye olmuş olması bana inanılmaz gelmeye başladı. Bu yüzden “ego yapmak”, küsmek ya da başka bir negatif tutum yerine o tek bir üye için elimden geleninin en iyisini yapmaya gayret ettim. Bir sonraki hafta 18 kişi daha üye oldu. Sonraki hafta 25’e çıktık ve böyle böyle devam etti, ediyor.

Herkes fit bir vücuda kavuşmak istiyor fakat kimse haftada en az 3 kere spor yapmaya, boğazını tutmaya ve iyi uyumaya istekli değil. Herkes uzun yıllar sağlıklı bir şekilde yaşamak istiyor fakat kimse bunun önündeki en büyük engel olan olumsuz düşünme alışkanlığından kurtulmaya razı değil. Herkes refah istiyor fakat kimse biriktirmeye gönüllü değil.

Herkes Apple, Facebook, Uber, Snapchat ya da Tesla gibi bir şirket kurmak istiyor fakat kimse farklı şekilde yoğurt yiyecek kadar (inovasyon) cesaretli değil. Herkes girişimci olmak istiyor fakat kimse açılan her 10 firmanın 9’unun neden battığını incelemek isteyecek kadar tevazu sahibi değil.

Herkes “başarı” istiyor fakat kimse bir gece, bir ay, bir yıl, 10 yıl öncesini yaşamaya istekli değil.

Bir gecede başarılı oldular” yoktur. Kimsenin bilmediği uzun yıllar vardır. İstek, yılmaz bir irade, disiplinli ve düzenli çalışma becerisi, tercihler ve fedakarlıklar vardır. Bunlar merdivenin basamaklarıdır. Bu basamakları kullanmadan daha yukarıya çıkamayız. Sürekli olarak tırmanmadan zirveye ulaşamayız. Atalar genelde boşa nefes tüketmezler: Taşı delen suyun gücü değil, sürekliliğidir.

Işıkların altında olmanızı belirleyen şey karanlıkta kimse bakmazken yaptıklarınızdır.” Bu basamakları es geçin ve ben karanlıkta kalacağınızı ya da maddi manevi neye ulaşmak istiyorsanız oraya ulaşamayacağınızı garanti edeyim.

Bitirirken bir şeyi daha garanti edeyim:

Kendini, nedenini ve hedefini bilen insanla bilmeyen arasında dünyalar vardır. Dünyanız, önemli olanın ışıkların altında olmak değil, neyi neden yaptığını bilmek olduğunu fark ettiğiniz gün değişir.

 

Kaynakça ve Notlar:

1. Fotoğraflar: 1, 2

2. “Beynimiz günde 2000’den fazla girdiye maruz kalıyor“, Eşikaltı Büyücüleri – Dehşet, Ölüm ve Seks Üçgeninde Reklam ve Propaganda, Ahmet Şerif İzgören, Elma Yayınevi, 2006.

3. “Nintendo is now worth more than Sony thanks to ‘Pokémon Go'”, Mashable.com

4. “The World’s Biggest Public Companies”, Forbes.com

5. “How Pokemon Go Started”, FundersAndFounders.com

6. “Exclusive: Inside the Mind of Google’s Greatest Idea Man, John Hanke”, Inc.com

7. “What Overnight Success? Pokémon Go Took 20 Years to Take Off According to its Creator”, Inc.com

8. “V-count ve onedio.com’un kurucusundan sıra dışı kariyer hikayesi”YouTube.com

9. “Failure Is Feedback: How 5 Billionaires had To Fail To Succeed”, Hongkiat.com