Görseldekiler yapılacaklar listesi. 30 civarı web sitesi var. Bunların iki tanesi müşteri analizi yazısında kullanacağım görseller. Bunları bilgisayara indirip boyutlarını değiştirmem gerekiyor. Kalan web sitelerinde çeşitli konularda yazılar var. Bunları okumam ve işime yarayacak olanları not etmem gerekiyor. Bunları yapmak işim için etkili. “Etkililik” (effectiveness) kısaca “doğru şeyi yapmak” olarak tanımlanır. Yukarıdaki görsel dünün yapılması gerekenler listesiydi ve fakat hiçbirini yapmadım. Sonucu daha kısa zamanda ve daha pozitif yönde etkileyecek başka bir şeyler yapabileceğimi fark ettim. Bu yüzden bu işleri bırakıp o işlerle ilgilenmeye başladım. Bu yeni işler daha etkiliydi.

Dün 12 saat kadar çalıştım. Bunun 4 saati işle ilgili videolar izleyip notlar alarak, 2.5 – 3 saati okuyarak ve kalan 5 saati bir proje üzerinde çalışarak geçti. Proje için iki farklı analizi tamamladım. Toplamda 1744 kelime yazdım. Karşılaştırma yapabilmek için; başlık dahil bu yazıda şu ana kadar okumuş olduğunuz kelime sayısı 148. Dün verimli bir gündü. “Verimlilik”i (productivity) birim kaynakta -iş gücü, zaman, makine, vb.- ortaya çıkan iş miktarı olarak tanımlayabiliriz. Verimlilik parametreleri kişiye ve konuya göre değişir. Benim kullandığım kıstaslara göre dün oldukça verimli bir gündü.

Bu, blogta yayınlanan 7. yazı. Yayınladığım ilk yazı için 3 hafta boyunca günde 5 saatten fazla çalıştım. İkincisi iki hafta kadar sürdü. Bu yazıyı yazmak için 06:45’te çalışmaya başladım. Şu an 08:23. Bu sürede aklımdakileri not etmişim, bilgileri kontrol etmek için 20 civarı web sitesi incelemişim, yazının şimdiye kadar olan kısmını yazıp dil bilgisi ve anlatım açısından kontrol etmişim. Kaynaklarımı daha iyi ve etkin bir biçimde kullanmışım ki arada bu kadar büyük bir fark var. “Etkin”lik (efficiency) “bir şeyi doğru yapabilmek” demektir. Bir işi tamamlamak için eldeki kaynakları, örneğin zamanı, %50 oranında kullanarak istenen sonuçlara ulaşmış olalım. Aynı sonuçlara daha az kaynak -zamanın %20’sini- kullanarak ulaşmışsak kaynakları daha etkin kullanmışız demektir.

Araştırma yapmak, blog yazısı hazırlamak, proje yazmak birer eylemle yerine getirilen işler. Performans kelimesi de basitçe yapmak, yerine getirmek, başarmak veya plaza dilinde ifade edildiği şekilde “performe etmek” anlamlarına geliyor. Örneğin dünyanın en önemli işlerinden biri olan düşünme işi bir performans değil çünkü içinde bir eylem barındırmıyor. “Performans değerlendirmesi” denilen şey de yapılan eylemin ve ulaşılan sonuçların incelenip “aferin balımsın” veya daha çok “üzme beni, üzerim seni” denilmesi sürecidir.

O halde toparlayacak olursak:

  • Performans: İş yapmak. Eylem.
  • Etkili olmak: Doğru işi yapmak.
  • Etkin olmak: İşi doğru yapmak.
  • Verimli: Birim kaynakta ortaya çıkan iş miktarı.

Performansınız yüksek olabilir. Sürekli çalışıyorsunuzdur. Ama yaptığınız iş etkili değilse yanlış işi yapıyorsunuz demektir. Kendinizin, ailenizin, ekibin kalanının, şirketin ve müşterilerin memnuniyetini geciktiriyorsunuz. Yaptığınız işi bırakın ve sonucu direkt etkileyecek şey her neyse onu yapın.

Performansınız yüksek olabilir. Sürekli çalışıyorsunuzdur. Ama iş yapma şekliniz olması gerektiği gibi değildir. Sebebi bilgisizlik, ilgisiz, tecrübesizlik, kendine güven eksiliği kaynaklı aşırı tedbir, herkesi memnun etme isteği veya zaman yönetimi ve el çabukluğu gibi konuları öğrenmemiş olmak olabilir. Bunların hepsi çözümü olan konulardır. Yaptığınız işi bitirin ve hangi konuda eksik hissediyorsanız o konuyu araştırın.

Performansınız yüksek olabilir. Sürekli çalışıyorsunuzdur. Herkesle aynı kaynağa sahipsinizdir ama bir başkası işleri daha çabuk tamamlıyordur. Bu her zaman “sizin işinizi ciddiye aldığınız ama diğer kişinin işi gelişi güzel yapıp başından savdığı” anlamına gelmez. Bazen de sizin veriminiz düşüktür. Her ne iş yapıyorsanız bırakın ve bir yerde çalışıyorsanız yöneticinize / girişimciyseniz bir bilene danışıp bir an önce verimli çalışmaya başlayın. Birazdan göreceğiniz gibi kısa zamanda çok şey değişecektir.

Performans meşgul olmaktır. Bazı insanlar sürekli meşguldür. İşleri hiç bitmez. Bazı insanlar da doğru işi, doğru şekilde yaptıkları için verimli çalışırlar. Son yıllarda popülerleşen “çok değil, zeki çalış” düşüncesi “işten kaçmak” anlamında değil, sonuç odaklı olmak anlamındadır.

İşte bir örnek: Blogu açalı 33 gün oldu. İlk yazıyı “paketleme” süresini uç uca ekleyince aşağı yukarı 6 gün etmişti. Ardından geçen 33 günlük süreçte 10 küsur yazı yazmış olsam da bu yazıyla birlikte toplamda 7. yazıyı yayınladım. Bu son ürünün üretilme zamanı 4 saat kadar sürdü. Sanırım bir “aferin balımsın”ı hak ettim, ne dersiniz?

Bütün yazılar okuyucuya ulaşmadan önce kalite kontrolden geçiyor fakat yine de her birinde yazım yanlışı kalmış olabilir, cümleler düşük olabilir veya bir şeyler çalışmıyor olabilir. Bunlar düzeltilebilir. Elbette yazı daha iyi yazılabilir, daha iyi görseller bulunabilir.

Ürün ve hizmet her zaman daha iyi olabilir.

Önemli olan elden gelenin en iyisini yapıp işi elden çıkarmaktır. Ne bakmakla yükümlü olduğunuz kişiler, ne yönetici, ne alacaklılar, ne sermayedarlar, ne işin kendisi, ne de müşteri sürecin nasıl olduğunu önemserler. Önemli olan iş bitirmektir. Teslim etmektir. Siparişi çıkmaktır. Raporu yazmaktır. Paketlemektir. Ürünü ulaştırmaktır. Hizmeti vermektir. Memnun müşteridir. Fatura kesmektir. Ödemeyi almaktır. Maaşı ödemektir.

Önemli olan sonuçtur. Süreç, sonuca göre düzenlenir.
Gerisi boştur. Hikayedir. Masaldır.