Bilinçli tüketici olma konusu derin bir konu: Son kullanma tarihini ve paketin hasarlı olup olmadığını kontrol etmek; yasal iade süreleri; Alo 174 Sağlıklı Gıda ve Alo 175 Bilinçli Tüketici hatları; çöpleri ayırmak; su, elektrik ve doğalgazı bilinçli tüketmek gibi pek çok farklı yönü var.

Reklam ve pazarlama marifetiyle arttırılmaya çalışılan tüketim çılgınlığına dur demek de bu yönlerden biri. Uzun bir süre boyunca popüler kültür bize belirli nesnelere sahip olursak daha “tam”, üstün, mutlu insanlar olacağımızı söyledi. Biz de “cool” olacağım derken kul olduk.

Neyse ki bu yavaş da olsa değişiyor. Artık bilinçli olmak, yeteceği kadarına sahip olmak ve gereksiz olanı elden çıkarmak daha popüler bir hale geliyor.

Amacınız ister cool olmak, ister tasarruf etmek, isterseniz de kontrolsüz tüketim sonucu yok olan doğa için bir şey yapmak olsun; bilinçli olmak ve bilinçli tüketmek bizi daha mutlu, sağlıklı ve varlıklı yapar. Öyle ki, araştırmalar da daha çok eşyaya sahip oldukça daha mutsuz olduğumuzu göstermektedir. Biz de zaten bunu günlük yaşamda her gün tecrübe ediyoruz, öyle değil mi? Eşyalarımızı evlerimize, kıyafetlerimizi dolaplarımıza sığdıramıyoruz. Hayatlarımız hiçbir zaman kullanmayacağımız nesnelerle doldu.

Bu yüzden gelin nasıl bilinçli tüketici olabileceğimize bakalım.

İğneyi Kendine

Bilinçli tüketici olma konusu aynı zamanda bilinçli bir insan olma konusu. Bu yüzden önce iğneyi kendimize batıracağız.

Bu tüketim çılgınlığının mağduru olarak kendimizi, sorumlusu olarak pazarlamacıları görüyoruz. 10 yıl öncesine kadar da durum böyleydi, haklıydınız ama artık devir bilgi devri. Bugün online zamanımızın %70’e yakınını Facebook’ta geçirsek de, dünya üzerinde 1 milyardan fazla site var ve bu sitelerin bir kısmı okumaya zamanımızın yetmeyeceği kadar çok bilgiyle dolu. Bu nimeti kendimizi geliştirmek için kullanabiliriz.

Bir diğer iğneyse şu: Bazı insanlar hizmet sektöründe çalışan insanları kendilerinden aşağıda görürler. Onlara özel hizmetkarlarıymış gibi davranırlar. Örneğin içinde bulundukları durumun hoşnutsuzluğu sebebiyle müşteri hizmetleri çalışanlarına patlayabilirler. Oysa bu pozisyonlarda çalışan insanlar bize yardım etmek için oradadırlar. Bildiğim kadarıyla iş tanımlarında “müşteri kaprisi, şımarıklığı ve terbiyesizliği çekmek” gibi bir madde yoktur.

Madem bilniçli tüketici oluyoruz, bunların da farkında olarak bilinçli davranalım.

 

Pazarlama Taktikleri

Büyük bir süpermarkette veya kitapçıda gördüğünüz hiçbir ürün tesadüfen olduğu yerde değildir. Ürünler oldukları yere detaylı analizlerin sonucunda bilinçli bir şekilde yerleştirilir.

Ödeme yapmadan hemen önce kasanın yanında bulunan düşük fiyatlı ürünleri görür ve satın alırız. Meyve-sebze reyonunun girişe konması alışverir yapma ihtimalimizi arttırır. Süpermarkette burnumuza gelen o cezbedici taze ekmek kokusu bir fırından gelmiyor olabilir. Tıpkı bir sinemada canımızı çektiren yeni patlatılmış mısır kokusunun kafeteryadan gelmeme ihtimalinin olduğu gibi. Bunun yerine havalandırmadan istenilen koku yayılır. Hoparlörlerden yükseklen o enteresan müziklerin kulaklarımızı tırmalamasının sebebi de her zaman zevksiz bir müzik anlayışından kaynaklanmaz. Bazı büyük işletmelerde bu müzikler alışverişi arttırmak, hırsızlığı önlemek veya yemeği hızlıca yiyip bir an önce kalkmamızı sağlamak için bilinçli olarak kullanılır.

Reklamlar, bizi bir markaya bağlamak için o markanın ürününe sahip olduğumuzda veya hizmetini kullandığımızda nasıl da mutlu olacağımızı anlatırlar. Tezat şu ki, aklı başında olan sağlıklı hiçbir insan başka bir markayı kullandığı için mutsuzluktan yataklara düşmez -ki zaten yurt dışında yapılan anketlerde en çok tercih edilen marka genellikle “diğer”dir. Yani insanlar listede olmayan bir başka markayı tercih etmektedirler.

 

Satışçı Teknikleri

Bazı satış profesyonelleri bıktıran bir ısrarın ve/veya üzerinizde baskı kurmanın iyi bir yöntem olduğunu düşünürler. Böyle bir satış personeliyle karşılaştığınızda tavrınızı kibar ama kararlı bir biçimde ifade edin, eğer devam ederse ismini alın ve şirketine şikayet edin. Bununla birlikte bir mağaza görevlisini yorduğunuz için içinize gerçekten sinmeyen bir ürünü satın almak zorunda değilsiniz. O görevlinin işi o ürünleri size tanıtmaktır, satın almazsanız kendisine ayıp olmaz.

Bazı şirketler de çalışanlarına müşteriyle olan diyaloglarında özel olarak kullanılacak manipülasyon cümleleri ezberletirler. Bu cümlelerin amacı ürünü almanızı sağlamak veya üyeliği iptal etmenizden vazgeçirmek olabilir. Yorgun, bezgin veya canı sıkkın satış elemanlarında bu cümleleri anında fark edersiniz. Söyledikleri şeylere kendileri de inanmıyorlardır. Fakat başarılı bir satış profesyönelinin bu cümleleri ne zaman kullanıp ne zaman kullanmadığını anlayamazsınız.

Bu yüzden bu tür teknik ve taktiklerden etkilenmemek için alışveriş yaparken bir Şener Şen tiplemesi gibi paranoyak bir şekilde sağa sola bakarak yürüyüp “acaba bu da mı pazarlama oyunu?” diye yaklaşmaktan ziyade aşağıda anlattığım bilinçli tüketici olma yöntemlerini öğrenmemiz gerekir.

 

bilincli_tuketici2

Fotoğraf: Şener Şen Hababam Sınıfı – Google

Liste Yapın

Bilinçli tüketici olma konusuna buradan başlayabilirsiniz. Alışveriş listesi yapmak aslında oldukça keyifli bir aktivitedir.

Evinizin ihtiyaçlarını belirleyip liste halinde yazın. Ben oda oda ayırmayı seviyorum. Örneğin sabunları banyo dolaplarında saklıyorsam o “banyo” listesinin ihtiyacı. Erzaklar balkondaysa “balkon” listesinin, mutfaktaysa “mutfak” listesinin ihtiyacı. Hele “kahvaltı”, “yemek”, “sebze” gibi alt başlıklar eklerseniz baya baya derli toplu hale geliyor. Bu sayede o mevsimde hangi meyve sebze olduğunun da farkında olup taze taze tüketiyorsunuz.

Listeyi bir kağıt kalem kullanarak hazırlarsanız daha çok faydasını görürsünüz. Bitince de telefonunuza geçirmenizi öneririm. Zira kağıtlar kayboluyor veya yıpranıyor. Bu yüzden ben telefonuma ve e-posta kutuma not aldım. Hem daha dayanıklı ve uzun süreli bir çözüm oldu, hem de istediğim zaman kolayca ulaşabiliyorum.

 

Tasarruf Ettiren Üç Soruyu Sorun

Alışveriş yaparken aşağıdaki üç soruyu aklımızda bulundurmak bize dünyaları kazandırır.

1) İhtyiaç mı yoksa istek mi?

2) Neden ihtiyaç olduğunu düşünüyorum?

3) Ne kadar acil?

Bu soruları sormak ilk başlarda aklınızdan çıkabilir ama kısa bir süre içerisinde alışkanlığa dönecektir. Bu alışkanlık anlamsız şeylere ne çok zaman ve para harcadığımızı fark etmemizi sağlar.

 

Doğal Gıdalarla Beslenin

Bazı hazır gıdalar o kadar lezzetli ki!  İnsan tadına doyamıyor, öyle değil mi? Öyle. Çünkü tadı güzel olsun diye ilave edilmiş kimyasal maddeler var. Bunun yerine doğal şeyler tüketmek bizi daha mutlu ve sağlıklı yapar. Canınız şeker mi istiyor? İçinde çok fazla şeker olan muz ve havuç gibi gıdaları tüketmek, hazır gıda tüketmeye göre çok daha sağlıklıdır.

Besinler konusunda uzman değilim ve fakat süpermarketlerden aldığım birbiriyle tıpatıp aynı renk, şekil ve parlıkta olan domatesler veya buzdolabında bozulmadan 2 ay durabilen elmalar bana oldukça garip geldiği için semt pazarlarından taze ürünler almaya gayret ediyorum. Bununla birlikte imkanınız varsa organik ürünleri ve civar köylerden temin edebileceğiniz ürünleri de tavsiye ederim.

 

Kaliteyi Hedefleyin

Tasarruf etmek demek ucuz mal almak demek değildir. “Ucuz mal alacak kadar zengin değilim” veya “ucuz etin yahnisi yavan olur” sözlerini bilirsiniz. Eskiler genellikle boş konuşmazlar; sözlerinde bilgi ve tecrübe bulunur. Bir ürünün ucuz olmasının bir sebebi vardır. Ürünün piyasaya yeni girdiği (buna pazarlamada “tutundurma” denir) veya piyasadan çıkmak üzere olduğu iflas dönemleri haricinde bir ürünün daha ucuz olmasının sebebi genellikle tüketicinin tercih edeceği bir sebep değildir.

Kaliteli ürünler her zaman “daha”dır. Daha sağlıklı, daha kullanışlı, daha uzun ömürlü veya daha dayanıklı olabilirler. Bu ürünler aynı zamanda “daha pahallı” da olabilir ama uzun vadede yaptığınız yatırıma değecektir.

Bununla birlikte bir ürünün pahallı olması onun kaliteli olduğu anlamına gelmez. Ürün sadece “daha pahallı”ysa ama bunun dışında başka hiçbir özelliği yoksa sırf marka imajı için o ürünü seçmeyin. Marka imajının nasıl yapıldığını bilen birisi olarak ilk ağızdan söylüyorum: Hiçbir marka sizi daha “tam” yapmaz. Siz adı değil, kaliteyi hedefleyin.

 

Araştırın

Araştırmaktan kastım sadece fiyat karşılaştırması yapmak değil. Sevdiğiniz markalar hakkında bilgi sahibi olmanızı öneririm. Bunun için Internet’ten faydalanabilirsiniz.

Bazı firmalar rekabet edebilmek için belirli şeylerden fedakarlık yapar. Bunlar kalitesiz, dayanıksız ya da sağlıksız malzeme kullanılarak üretilmiş ürünler olabilir. İş gücünden fedakarlık yapılmış olabilir: Günde 2 dolar (ayda 130 TL) ücretle zor koşullar altında çalışan insanları duymuşmuşsunuzdur. Yine bazı firmalar sırf giderlerini düşük tutmak adına personel takviyesi yapmaz ve bu yüzden insanlar gece yarılarına kadar çalışır. Bazı firmalarsa güvenlik önlemi almaz ya da malzemeden çalarlar.

Bir ürüne para harcarken neyi ödüllendirdiğinizin farkında olun.

 

Nakit Harcayın

Para algısı kredi kartı kullandıkça soyutlaşır. İnsan görmediği, dokunmadığı, deneyimlemediği şeyin değerini bilmez. Ancak kart limiti bittiği gün kendinizi kaygılı, kart borcunu ödediğiniz gün kendinizi güvende hissedersiniz. Kredi kartına alışınca maaşlar kart borcunu ödemek için kazanılmaya başlar. Bunu yeterince uzun bir süre yaparsanız bir gün bankanız ne kadar da harika bir insan olduğunuzu ve bu yüzden kart limitinizi arttırdıklarını size müjdeleyecektir. Bu döngüye çare bulmazsanız bir süre sonra maaşınız da yetmemeye başlar. Kredi borcunu ödemek için bir de kredi çekersiniz. Sonra bir tane derken daha derine saplanırsınız. Daha derine saplandıkça eliniz kolunuz daha çok bağlanır. Bir gün gelir çözüm bulamaz ve hareket edemez duruma gelirsiniz. Bayram zamanı yayınlanan “Eli öpülecek kredi” sloganlı banka reklamını hatırlayan var mı? Biz bayramlarda kimin elini öperiz?

Önce derin bir nefes alın. Bütün bu nahoş durumu engellemek veya bu durumdan kurtulmak mümkün. Her şeyden önce kredi kartınızı mümkün olduğunca az kullanmaya başlayıp nakit harcayın. Paranız varsa harcayın, yoksa almayın. Bir süre ayağınızı yorganınıza göre değil, daha da bükerek uzatın. Tasarruf etmek konusunda uzmanlaşmış yüzlerce web sitesi bulabilirsiniz.

Liste yapmak bu konuya da çözüm olacaktır. Nelere gerçekten ihtiyacınız olduğunu fark edip tasarruf edebilir ve borçlarınızı daha hızlı ödeyebilirsiniz.

bilinçli tüketici
Fotoğraf: Stevepb – Pixabay.com

İade Süresine Dikkat Edin

İade süresini uzun tutmak veya bu sürenin uzunluğuna vurgu yapmak bilinen bir pazarlama yöntemidir. Bu süreç genellikle “ne de olsa daha zaman var” diye rahat davranarak geçer. Son anda iade etmek istersiniz ama o günlerde de işiniz çıkar. Sonunda o ürünü istemeye istemeye kullanırsınız. Bu yüzden ihmal etmeyin. Bir üründen memnun değilseniz mümkün olduğunca erken idae edin, sürenin sonuna kadar beklemeyin.

 

İyi Kullanımın Önemi

Biz halk olarak kullanma kılavuzu okumayı pek sevmeyiz ama kaliteli bir ürün alır ve ürünü kullanma kılavuzuna uygun şekilde kullanırsak üründen mümkün olan en uzun süre faydalanmış oluruz. Bu da sözlük anlamıyla tasarruflu olmak demektir.

 

Elden Çıkarın

Fazlalıktan kurtulmakta ferahlık vardır. Kullanmadığınız eşyalarınızı satabilir veya ihtiyaç sahiplerine verebilirsiniz. Fazlalıkları kolayca ayıklamak için kullandığım bir yöntemi önümüzdeki günlerde paylaşacağım.

 

Bilinçli tüketmek konusunda yapılabilecek pek çok şey var ama bunların hepsini aynı anda yapmaya çalışmak başarılı olma şansımızı düşürür. İnsan bir anda bıkabilir. Bu yüzden küçük adımlarla, örneğin bir liste tutmakla işe başlayabilirsiniz. Listenin de illa yukarıda anlattığım gibi bir şey olmasına gerek de yok. Kendinize göre bir liste hazırlayın ve alışverişe çıkmadan önce yanınızda bulundurun. Daha sonra dolaplarınızı boşaltmakla devam edin.

Amacımız yararlı ve gerekli olanla sahiden keyif vereni hayatımızda tutmak ve kalanını ayıklamak. Zararlı otları yolmak bahçenin gelişmesini sağlar. Yarın uyandığımızda daha güzel bir manzaraya bakmak için bilinçli tüketici olmaya bugünden başlamamız gerekir.