Daha önce buralara geldiyseniz her blog raporunda neden blog yazdığımı, neden rapor tuttuğumu, geçtiğimiz ayın rakamlarını, o ayın hedeflerini gerçekleştirip gerçekleştiremediğimi ve en sonunda da bir sonraki ayın hedeflerini yazdığımı biliyorsunuzdur.

Bugün böyle yapmıyoruz, yine de söyleyeyim:

  • Şubat ayında online dünyadaki bütün rakamlarım düştü. 
  • Fakat aynı zamanda içtiğim sigara adedi ve kilom da düştü. 
  • Ve videolara başlamadım.

Ayın başında şöyle bir şey söylemiştim:

“…Kararımı verdikten sonra telefona uzandım. Sırasının çok uzun yıllar sonra geleceğini tahmin ettiğim bir işi acaba bugün küçük küçük başlayarak yapabilir miyiz diye düşünerek birini aradım. 1 saat konuştuk. Sonra birini daha aradım: 45 dakika. Ertesi gün toplam 3 saat daha. Bu cuma, kısmet olursa, bu konuları yüz yüze görüşeceğiz.

Bu insanlar kimdi? Neleri konuştuk? Neler gelişti? Onlar bugün yok. Hatta bu sefer bir sonraki ayın hedefleri kısmı da yok. Sadece yazıların devam edeceğini ve videolara başlayacağımı söyleyeyim. Kalanını merak edenler, ümit ediyorum, bir sonraki ayın blog raporunda gelişmeleri görebilirler 🙂 “

Dedem, İbrahim Kayadelen, ustasının yanında uzun süre işi öğrendikten sonra 1933 yılında kendi dükkanını açar. O günden sonra Mersin’de Kuyumcu İbrahim Kayadelen olarak bilinir. Pek çok usta yetiştirir. Bu ustalardan biri, yeğeni Mehmet Kayadelen, 1950’li yıllarda kendi dükkanını açar. O günden sonra Eren Kuyumcusu (öhöm… yok, hayır maalesef adın benimle bir ilgisi yok) ya da Kuyumcu Mehmet Kayadelen olarak bilinir. Oğlu Bülent Kayadelen sektörün içinde yetişir. 1980’lerde kendi işini kurar. O günden bugüne de Kuyumcu Bülent Kayadelen olarak bilinir. Sözün özü, Kayadelen soyadı Mersin’de 1933 yılından beri pek çok şeyin yanında en çok kuyumculukla bilinir.

Bu burada bir dursun. Dışarıdan bakıldığında sürekli karar değiştiriyorum gibi görünse de, yakınlarım yaptığım şeyleri bir plana göre yaptığımı bilirler. 2015’te yaptığım bu planın 2021-2022 sonuna kadar beni bir yere getirmesini öngörmüş ve ona göre bir hedef koymuştum. Varılmak istenen nokta belliydi. Ben de gerek Türkiye’nin içinde bulunduğu sosyo-ekonomik koşullar, gerekse bireysel şartlar doğrultusunda elimdeki imkanları kullanarak bu noktaya doğru ilerlemeye gayret ediyordum. Plan kısaca şöyleydi:

  • Blog yaz ve bilinirlik yarat.
  • Bu sayede eğitim ver ve hayatını idame ettir. Bu arada video çek ve bilinirlik arttır.
  • Bu sayede konuşmacılık yap. Ve bilinirlik yarat.
  • Bu sayede büyük bir yatırımla iş kur. Senelerce işi büyütmek için çalış. Bir yandan bloga, videolara ve konuşmacılığa devam et. Eğitim yerine kurduğun işe odaklan.
  • Kurduğun işi sat ve maddi birikim sağla. İş satıldıktan sonra şirketinde geçirmen gereken süreyi geçir ve sonra ayrıl.
  • Bütün bu süreçte başkaları için mümkün olduğunca değer üret ve onlara fayda sağla.
  • Edindiğin maddi birikim, tecrübe ve nispi bilinirlikle yeni işine başla.

Yeni işin, 1933 yılında dedenle başlayan kuyumculuk işini Internet’e taşımak olsun. Çünkü tam 84 yıldır insanlar her gün, saatlerce emek veriyorlar. Bu emek, zaman, oluşturulan kültür ve devamlılık çok değerli. Sen de kendi aklını, tecrübeni ve emeğini kullan ve becerebilirsen buna katkı sağla.

İşte Şubat ayının başında bahsettiğim telefon görüşmeleri bu yeni işle ilgiliydi ve olumlu sonuçlandı. Öyle ki, Şubat ayı, 17 sene sonra yaşamaya başladığım Mersin’e alışmaya çalışmakla ve yeni işle ilgili yoğun araştırmalar yapmakla geçti. Bununla birlikte;

  • Ürünlerin fotoğrafını çekmeye başladık.
  • E-ticaret sitemizi yapmaya başladık. Bu hafta ürünleri girmeye başlayacağız.
  • Kredi kartı ve üye güvenliği için gerekli olan SSL sertifikasına başvurduk. Onay aldık ve siteye kurduk.
  • Logo tasarımı yarın bitiyor.
  • Facebook iletişimi yarın başlayacak.
  • 2017 yılı sonuna kadar yapılması gerekenleri belirledik.
  • Dijital pazarlama ve sosyal medya stratejisini belirledik.
  • İletişim dilini ve vereceğimiz mesajı belirledik.
  • Instagram hesabımızdan daha doğru iletişim yapmaya başladık.

Bunların sonucunda, örneğin, son 1 haftada 2.634 yeni gösterim, 185 yeni etkileşim ve 100 yeni sayfa görüntülenmesi elde ettik. Yayında olan bir web sitemiz, bir Facebook sayfamız ve bir logomuz yok ama son 20 günde hoş gelen 165 kişiyle 555 takipçiye ulaştık. Rakamların büyük olmadığının farkındayım fakat bu bir başlangıç. 84 yıldan sonra artık sanal dünyada da elimizden gelenin en iyisini yapmaya devam edeceğiz.

Öte yandan bugün aylık olarak yazdığım blog raporlarının sonuncusunu yazıyorum. erendiril.com’un yazılarını yazmaya ve rakamlarını takip etmeye devam edeceğim fakat blog raporlarını yayınlamanın reel bir değerini görmüyorum. Bir tek yıl ya da çeyrek bazında rapor yayınlayabilirim, buna henüz karar vermedim. Fakat fırsatını bulduğum gün videolara başlayacağım. Zamanımın çoğunu yeni projeler alacağı için eğitim vermeyeceğim. Bunun yerine elimden geldiğince konuşma fırsatlarına odaklanacağım çünkü bildiklerimi ve öğreneceklerimi bireylere parayla satmak istemiyorum. Bunu yapmakta hiçbir yanlış yok, sadece kişisel olarak hiçbir zaman istemediğim bir şeydi. Fakat bunu yapmak gerekiyordu, yapıyordum. Bundan sonra gerek olmamasını ümit ediyorum ve bu kararı verdim. Bu yüzden bu ay blogtaki ilgili bölümleri yeniden düzenleyeceğiz.

Gördüğünüz gibi planlar bayağı bir öne çekilmiş oldu. Bakalım hayat neler gösterecek, Allah mahcup etmesin.

Blog raporları serisini okuyan herkese teşekkür ederim.

Haftalık yazılarda görüşmek üzere!