Internet hakkında temel bilgiler, web sitesi yapmadan önce bilinmesi gerekenler ve site yapma yöntemlerinden sonra, bugün, siteyi yaparken aklımızda bulunması faydalı olacak bilgilerle devam ediyoruz.

1. Müşteri beklentilerini ön planda tutun

Web sitesi konusunda sık yapılan hatalardan ilki, kişinin kendi istek ve beğenilerine göre bir web sitesi geliştirmek istemesi. Ne ki, özellikle tasarım ve içerik konusunda kendi isteklerinizi değil, potansiyel müşterilerinizin istek ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmanız gerekiyor. Bunun için kendinize ve yeteneklerinize odaklanmak yerine “Web siteme gelen müşteriler kimdir? Hangi amaçla buraya gelirler? Güven duygusu için ilk önce neyi göstermek gerekir?” gibi soruların cevaplarını düşünmek müşteriye odaklanmak açısından yeterli olacaktır.

2. Sadeleştirin

Sadelikte ferahlık vardır. Müşterilerinizin gerçekten ihtiyacı olmayan hiçbir şeyi siteye eklemeyin.

Tarih ve saat: Hala pek çok web sitesinde gördükçe aklıma geliyor: Kimse bizim sitelere bugünün hangi gün olduğunu ve saatin kaç olduğunu öğrenmek için gelmiyor.

Müzik: Müzisyen veya plak şirketi sahibi değilseniz lütfen müzikli site yapmayın. İlla yapmanız gerekiyorsa kendi kendine başlayan müzikler yerine, kullanıcıların istediği zaman dinleyebilecekleri bir şekilde yapın. Bu sayede insanlar siteye girince müziği kapatmak zorunda değil, eğer istiyorlarsa açmak zorunda kalsınlar.

Pop-up: Bir siteye girince yüzümüze açılan envaiçeşit pencereye pop-up denir. Reklamlar, e-posta toplama kutucukları, promosyonlar; aklınıza ne gelirse. Pop-up kullanmak müşteri e-postası toplama oranını %30-35 arasında arttırır. Bu iyi kısmı. Fakat ben yine de pop-up kullanmadan önce bu konuyu iki kere düşünmenizi tavsiye ederim. Hele ki sitenin mobil versiyonunda böyle bir şey yapmadan önce 3 kere düşünün. Cep telefonu ekranlarıyla karşılaştırınca hepimiz dolma parmaklıyız ve o pop-up’lar bir türlü kapatılamadığı için insanların bizden ne derece soğudunu İngilizce olarak şu videoda görebilirsiniz.

Slider: Bir web sitesine girdiğinizde genellikle sayfanın en üst kısımlarında bir görsel olur. Örneğin benim ana sayfada dağların üzerinde eski Latin atasözü olan “zorluklardan yıldızlara” lafı yazan bir görsel var. Ana sayfada böylesi tek görseller varsa buna “banner” diyoruz. Bu görseller birden fazla olursa ve bunlar arka arkaya sırayla gösteriliyorsa buna “slider” deriz. Slider’lar belki tasarım açısından güzel görünüyorlar fakat web sitenizden satış yapıyorsanız sı-lay-dır-yap-ma-yın. Nokta. “Uzmanlar” ne diyorlar biliyorum ama siz yapmayın. Benim baktığım bütün data, slider yapmanın satışları düşürdüğünü söylüyor. Uzak durun. Yapmayın.

3. Mobil uyumluluğa önem verin

Yellow Medya 2012 yılında Türkiye’deki 160 bin küsür KOBİ’nin web sitesini incelemişti. Buradan çıkan en şirin sonuçlardan birisi Türkiye’de bulunan 160.000+ KOBİ’nin web sitesinin %99.24‘ünün mobil uyumlu olmamasıydı. Bu çok güzel bir haber çünkü geçtiğimiz senelerde Google gibi arama motorları, mobil uyumlu olmayan web sitelerini mobil aramalarda listelemeyeceğini açıkladı.

Bu şu demek: Diyelim ki siz bir kombicisiniz ve ben cep telefonumdan Google’a girip bir kombici arıyorum. Fakat sizin siteniz cep telefonlarında gösterilmeye uyumlu değil. Google bakıyor ben nereden bu aramayı yapıyorum? Görüyor ki cep telefonumdan. Sonra bakıyor ki sizin site cep telefonunda gösterilmeye uyumlu mu? Bakıyor ki değil. O zaman sizin yerinize sitesi mobil uyumlu olan başka bir kombiciyi gösteriyor. Belki adam işini sizin kadar iyi yapmıyor fakat sitesi mobilde gösterilmeye uygun olduğu için siz değil o karşıma çıkıyor ve ben size değil ona gidiyorum. Fakat ben aslında ona değil size gelsem daha iyi. Bu yüzden web sitenizi mobil uyumlu yapın size gelelim diyorum.

4. İletişimi ve sosyal medyayı unutmayın

Yukarıdaki araştırmadan çıkan bir başka sonuç, 2012 Türkiye’de incelenen 160.000+ KOBİ’nin %24,49’unun (yani neredeyse dörtte birinin) web sitesinde hiçbir iletişim bilgisi olmadığı, bu sitelerin ana sayfalarının:

  • %91,62’sinde Facebook,
  • %93,80’inde Twitter,
  • ve %99,82’sinde Linkedin

bağlantıları olmadığı ortaya çıkmıştı. Bu yıllar içinde bu rakamların iyileştiğini düşünmek istiyorum fakat yine de hatırlatmakta fayda var: Web sitesi ve sosyal medya iletişim aletleridir. Bu aletleri kullanırken birbirleriyle bağlantılı olacak şekilde kullanırsak daha çok yarar görürüz.

5. Teknik kısımlara özen gösterin

Aşağıda listelediğim şeylerin bir kısmı teknik konular. Fakat web sitesini kendiniz de yapsanız, başkasına da yaptırsanız bilmekte fayda var.

SEO: Web sitesi konusuna verdiğimiz önemin ve harcadığımız zamanın en az bir o kadarını SEO (Search Engine Optimization ya da, sözüm ona Türkçesiyle, Arama Motoru Optimizasyonu, ya da açıklamasıyla “bir insan Google’da bizimle alakalı bir şey aradığı zaman, ilk sayfada ve mümkünse üst sıralarda listelenmek için yapılan çalışmalar) konusuna da göstermemiz gerekir. Aksi halde sitemize çok sınırlı trafik gelecektir.

Temiz iş: Düzenli kodlar, temiz tasarım, anlamlı yerleştirme ve okunabilir yazı gibi konular insanların sitenize gelmelerini ve sitenizde kalmalarını direkt olarak etkileyecektir. Bu yüzden her bir sürecin üzerinde durmanızı tavsiye ederim. Bu sayede, örneğin, hızlı bir siteye sahip olabilirsiniz. Hız konusu denilince akla doğru bir hosting seçimi, küçültülmüş fotoğraf boyutları ve eğer bir şablon satın alıp siteyi kuracaksanız, o şablonun kodlarının ne şekilde yazıldığı gelir.

Örneğin WordPress şablonlarından Avada dünyanın en çok satın temalarından biri. Bir web sitesiyle ilgili akla gelen her işi yapabilecek şekilde kodlanmış. Fakat bu göründüğü kadar iyi bir şey değil. Bir tema ne kadar çok iş yapabiliyorsa, özellikleri o kadar fazladır. Bazı özellikleri kullanmayacak olsanız bile arka tarafta çalışan yüzlerce, belki binlerce satır kod sitenizde bulunur. Bu kadar yoğun kod, bir bilen tarafından ilgilenilmediği sürece, sitenizi yavaşlatacaktır. Yanlış hatırlamıyorsam Google bir açıklamasında; web siteniz, rakiplerinize oranla saniyenin üçte biri kadar yavaşsa kullanıcıların sitenizden çıktığını açıklamıştı. Bu yüzden elinin ucuyla yapmak yerine, tertemiz bir site yapmaya özen göstermenizi tavsiye ederim.

Güvenlik: E-ticaret işindeyseniz SSL sertifikası, site ve kredi kartı güvenliği gibi konularla fazladan ilgilenmeniz gerekiyor. Sitede buldukları bir açıktan içeri sızıp kredi kartı bilgilerini çalmaya hevesli pek çok insan olduğunu hatırlatıyorum.

Ölçümleme: Ölçmediğiniz şeyi geliştiremezsiniz. Bu yüzden web sitenize en azından Google Analytics’i dahil etmenizi öneririm. Google’ın bu ücretsiz programıyla siteye kaç kişi, ne kadar zamanda girmiş, ne kadar kalmışlar, en çok hangi sayfalarda gezmişler, nerelerden siteye gelmişler gibi pek çok sorunun cevabına ulaşabilirsiniz.

Navigasyon: Navigasyon, yani yer yön bulma konusu önemli olan bir başka teknik ayrıntı. Menülerinizin mümkün olduğunca hiyerarşik ve sade olması siteye gelen bir kullanıcının rahatça ilerlemesine olanak tanır.

Örneğin ben bu sitede bilerek ana menüyü çok sade tuttum. Altlarına alt başlıklar ilave etmedim. Bunun yerinei açılan sayfalarıi istenene kolayca ulaşılabilecek şekilde düzenledim. Bununla birlikte geçtiğimiz günlerde girdiğim bir kuyumcu web sitesinde tam olarak 84 (şimdi tekrar açıp saydım) alt menü olduğunu görüyorum. Ben açıkçası böylesi web sitelerinde çokça zorlanıyorum ve işimle ilgili bakmak zorunda değilsem hemen siteden çıkıyorum.

Tasarım: Tasarım konusunda söylenebilecek dünya kadar şey var fakat genel kural olarak ana sayfada her şeyi göstermeye çalışmamanızı tavsiye ederim. Ana sayfada her şeyi göstermek, kullanıcıların hiçbir şeyi görememesine neden olur. Bunun yerine ilk maddede de söylediğim gibi gelen ziyaretçilerin en çok ilgisini çekecek içerikleri ana sayfada gösterip, daha sonra ilgili alanlara yönlendirmek daha iyidir.

6. İçerik konusunu hafife almayın

Orijinal içerik kullanmanızı tavsiye ederim. Bunun pek çok sebebi var.

Örneğin Hasan Y. adlı bir okuyucunun kendi web sitesi var. Bu kişinin web sitesine girip reklamları tıklarsanız arkadaş para kazanıyor. Allah daha çok yapsın. Fakat bu kişi benim yazdığım yazılardan birini sanki kendisi yazmış gibi kendi blogunda yazmış. Bazı kelimeleri değiştirip, bazı cümleleri çıkartarak yazımı değiştirmiş ve yazının sonunda da benden bahsedip yazının tamamını okumak için erendiril.com’a gidin demiş. Şimdi, bu konuyu Google’dan aradığınızda ilk sıralarda benim yazım, daha sonra bu arkadaşın benden aparttığı yazı çıkıyor. Çünkü Google orijinal içeriği daha üstlerde listeleyecek bir algoritmaya sahip.

Dahası, bu arkadaşı hem Google’a bildirip ihtar almasını sağlayabilirim, hem de fikri mülkiyet hakları çerçevesinde legal işlem yapabilirim. Hoş, şimdilik bunu yapmayacağım, kendisine belki utanır diye bu konuda e-posta göndermiştim fakat cevaplama zahmetine girmemişti. Sözün özü o ki, böylesi durumlarda pek çok kişi bu işin peşini bırakmayıp şikayetçi olabiliyor. Bu yüzden orijinal içerik kullanmak daha da önem arz ediyor.

Yazıların yanında sitede kullandığınız fotoğrafların da orijinal veya telif hakkı sorunu olmamasına dikkat edin. Bunun için ücretli ve ücretsiz stok fotoğraf sitelerini kullanabilirsiniz.

İçerik konusunda son olarak, eğer blog yazıyorsanız yayınlarınızın düzenli, tutarlı ve sürekli olmasına özen gösterin. Okuyucularınız haftanın hangi günü paylaşım yapacağınızı bilsinler. Eğer 2 hafta çarşamba günü paylaşım yapıyor fakat sonraki hafta o gün bir şey paylaşmıyorsanız siteye gelen insanların sayısında önemli bir azalma göreceğinizi garanti ederim.

***

İşte bu kadar basit! Hepi topu 6 maddeye özen göstermek web sitesi yaparken ya da yaptırırken baş ağrısı ihtimalini azaltacaktır. Bir sonraki yazıda web sitesi yaptıktan sonra dikkat edilmesi gerekenlere bakıp bu seriyi bitiriyoruz.

Haftaya görüşmek üzere!

Kaynakça ve Notlar:

1. Fotoğraflar: 1

2. Find Out Why I Hate Mobile Banners, Gary Vaynerchuk, YouTube.com