Bir önceki yazıda web sitesi yaparken dikkat edilmesi gerekenleri konuşmuştuk. Bu sefer web sitesi yapma yöntemlerini inceleyeceğiz. Bu yazıda elbette teknik kısımlara girmeyeceğim. Zira bu apayrı bir uzmanlık alanı. Ve fakat bu hem benim uzmanlık alanım değil, hem de Internet’te bu konuda binlerce kaynak var. Bugün hangi amaçla bir web sitesi yapacaksak bunu nasıl yapabileceğimizi anlatacağım. Bu seriye girişimciler için Internet hakkında temel bilgiler ve web sitesi yapmadan önce bilinmesi gereken 9 şey yazılarıyla başlamanızı tavsiye ederim.

Bir web sitesi yapma konusunu iki şekilde gruplayabiliriz. İlki siteyi kimin yapacağı konusu. Diğeriyse site türüne göre seçilmesi uygun olacak teknoloji. İlk önce siteyi kimin yapacağı konusuna göz atalım.

Web sitesini bir bilene yaptırmak

Bu konu da kendi içinde ikiye  ayrılıyor.

1.1 Dijital Ajanslar

Bunlar oldukça profesyonel çalışan, büyüklü küçüklü bir ekiple işi yapan ve herkesin belirli bir görevinin bulunduğu takımlardan oluşan işletmeler. Bu takımlarda siteyi tasarlayan kişi farklı, sitenin ön yüzünün kodunu yazan kişi farklı, arka yüzündeki kullanıcı panelini yazan kişi farklı oluyor.  Hatta bazı takımlarda müşteriyle ilgilenen, işin nasıl olması gerektiğini planlayan ve metinleri yazan farklı insanlar bulunuyor. Takdir edersiniz ki bu kadar büyük bir ekiple çalışmanın da maliyeti çok daha fazla oluyor. Bu kadar parayı verip istediği çözümü alamayan pek çok şirketle karşılaşabiliyorsunuz fakat eğer ajansınızı doğru seçerseniz hiçbir şekilde başınız ağrımadan istediğiniz herhangi bir konuda bir web sitesine sahip olabilirsiniz.

1.2 Freelancer – Proje Bazlı Çalışanlar

Proje bazlı işlerde bireysel olarak veya küçük takımlarla çalışan insanlara siteyi emanet etmek de gayet olası bir çözüm. Freelancer’larla çalışmanın maliyeti çok daha düşük olurken, her freelancer’ın işine gösterdiği özen aynı olmuyor. Fakat yine de sektörde insanın ağzını açık bırakacak şekilde özenli ve hızlı çalışan pek çok Freelancer 8bağımsız çalışan) var. Bu kişiler ya çok uzun süredir kendi başlarına bu işi yapan insanlar oluyor, ya da başka ajanslarda işi öğrenip sonra kendileri devam ediyorlar.

Web sitesi projenizi bir Freelancer’a emanet ettiyseniz ne istediğinizi tam olarak anlatabilmek ve çıkan işin amacına uygun olup olmadığını kontrol edebilmek için web sitesi yapmadan önce bilinmesi gerekenleri bildiğinizden emin olun. Aksi takdirde istemediğiniz sonuçlarla karşılaşmanız yüksek bir ihtimal.

İşinizi bir başkasına emanet etmeden önce referanslarını incelemenin ve hatta bazılarına telefon edip aldıkları hizmetten memnun olup olmadıklarını sormanın faydası olacaktır.

Siteyi bir başka partiye yaptırdığınızda şu soruları sormak iyi olur:

  • Verilen fiyat sadece tasarım ve geliştirme bedeli midir?
  • Fiyata 1 yıllık bakım ücreti dahil midir?
  • Kaç revizyon hakkınız var? Bir şeyler doğru olmamışsa (Burada özellikle “beğenmemişseniz” demiyorum zira beğenme kavramı çok öznel bir kavram. “İşin doğrusu ve yanlışı”ysa daha nesnel kavramlar) bunu değiştirmek için kaç defa kapılarını çalabiliyorsunuz?
  • İşi yapacak kişi veya kurumlar size hazır bir şablon mu kuruyorlar yoksa sizin için sıfırdan kod mu yazıyorlar?
  • Şablon kuruyorlarsa 100$’lık bir şablon bedeli için neden 7000 TL istiyorlar? (Bunu biz ajans zamanında 2500 TL’den başlayan fiyatlarla yapıyorduk. Müşterilermize, bu konuyu kendilerinin çok ucuza çözebileceğini söylüyor, eğer bizden istiyorlarsa maliyetinin çok artacağını anlatıyorduk. Çünkü siteiçi optimizasyon, site metinlerinin yazımı ve diğer başka hizmetler gibi fazladan değerler katıyorduk. Fakat biri size hazır şablon için astronomik bir rakam söylüyorsa bunun nedenini sormakta fayda var.)

Bu iki seçeneğin dışında bir yol daha var. O da işi mühendislik okuyan yeğene ya da komşunun sosyal medyayı iyi kullandığını düşündüğünüz çocuğuna işi emanet etmek. Söylemesi bile abes ama maalesef son 10 senede böyle şeyleri çokça gördüm. Böylesi bir durumda başınızın ağrıma oranı, ağrımama oranına göre çok ama çok yüksek. Bu yüzden ben yapmamanızı tavsiye ederim.

Web sitesini kendi kendine yapmaya çalışmak

Bu da bazı açılardan oldukça mantıklı bir seçim. Eğer teknolojiye yatkın bir insansanız, yeni bir telefonu, telefon uygulamasını, arabayı, makineyi veya yazılımı çok rahat kullanabiliyorsanız web sitenizi çok zorlanmadan hazırlayabilirsiniz. Siteyi yaparken kullanacağınız her programın bir öğrenme eğrisi olacaktır. Eğer siz böylesi şeylere ilgili ve yatkın bir insansanız nispeten daha az zorlanarak bu işin üstesinden gelebilirsiniz. Zira zorlanma konusunu asıl belirleyecek olan şey teknoloji değil, siteyi yapış amacınız olacaktır. Bu yüzden buradan sonrasını siteyi yapış amacımıza göre gruplayarak ilerleyeceğim.

Bloglar

Eğer bir blog yazmak istiyorsanız bunun çözümü çok kolay. Hemen Tumblr, Blogger ve Medium gibi hazır ve ücretsiz bloglama hizmeti veren firmalara gidip yazmaya başlayabilirsiniz. Site isminde “www.Blogİsmi.blogger.com” gibi şeyler olmasını istemiyorsanız 20 TL civarına istediğiniz bir alan adını alır, kolayca bağlantısını yapar ve yazmaya devam edebilirsiniz. Burada akılda olması gereken tek şey şu: Yazmaya başlamadan önce “kullanım şartları” ve “hak iddiası” gibi bölümleri okuyun zira blog size değil, bu firmalara aittir.

Blogunuzun size ait olmasını istiyorsanız bir İçerik Yönetim Sistemi veya İngilizcesiyle Content Management System (CMS) kullanmanız gerekir. Teknik terimlere takılmayın, bu aslında tam olarak ürettiğiniz içeriği -yazılar, resimler, videolar- efektif bir şekilde yönetebilmenize imkan veren yazılımlar demektir. Bunun için WordPress, Drupal ve Joomla gibi seçenekler olsa da, CMS kullanılan blogların çok büyük bir bölümü WordPress kullandığı için ben de WordPress kullanmanızı öneririm.

WordPress denilince akla iki şey gelir: WordPress.com ve WordPress.org. Bu ikisi de aynı şirkete ait olan hizmetlerdir.

WordPress.com olanı ticari amaç güder. Kendilerine aylık üyelik bedeli ödersiniz. Bunun karşılığında onlar size ücretli veya ücretsiz temalar sağlar ve kurallarına uyduğunuz sürece sitenin yayında olma garantisini verir. İhtiyacınız olan her şey elinizin altında olacağı için kullanması oldukça kolaydır.

WordPress.org ise ücretsiz olarak kullanılan bir yazılımdır. “Açık kaynak” olarak tabir edilir. Bu da bize isteyen herkesin kodlarını alıp istediği şekilde geliştirmesine imkan tanıdığını anlatır. Sitenize WordPress.org adresinden ulaşabileceğiniz ücretsiz yazılımı kurar, sonra yine ücretli veya ücretsiz bir şablon seçip istediğiniz şekilde devam edersiniz. Sitenin güvenli çalışması, site hızı, arama motorlarında arandığında bulunup bulunmaması gibi teknik konular sizin sorumluluğunuzdadır. WordPress.org’un uzun bir öğrenme eğrisi vardır. Hangi eklentileri kullanıp, hangilerinden uzak duracağınızı öğrenmek için okuyup araştırmanız, denemeler yapmanız gerekir.

CNN dahil pek çok büyük şirket de WordPress.org kullanır. Biz de bu sitede bunu kullanıyoruz. İlk önce 60$’a bir şablon almış ve istediğim şekilde tasarlamıştım. Daha sonra yeni bir tasarım yaptım ve okuyucularımızdan Özlem hanım sağ olsun bu tasarıma uygun olarak bir şablon geliştirdi. Bütün teknik kısmı o hallettiği için ben oldukça memnunum.

Eğer bir şablon almak isterseniz binlerce hazır şablona ThemeForest.net adresinden ulaşabilirsiniz. Buraya çok önemli not: “Bedava peynir fare kapanında olur” lafını hatırlatmakta yarar var. Eğer bu işin uzmanı değilseniz hiçbir zaman ücretsiz bir şablon kullanmayın. Ücretsiz şablonlar hack’lenmeye müsait yapılardır.

Verdiğim adreste göreceğiniz gibi, bazı şablonlar (temalar) “Drag&Drop” denilen bir sistemde ilerler. Türkçesiyle “sürükle ve bırak” denilen bu sistemler, istediğiniz yere yazı, görsel ve video alanları oluşturabilmenize imkan tanıyan sistemlerdir. Siteyi kurma menüsünda bulunan bir elementi mouse’unuzla (ya da dokunmatik ekrandaysanız parmağınızla) tıklayıp istediğiniz yere sürükler ve bırakırsınız. Bu sistemle site yapmak çok kolaydır fakat bu temalar genellikle site hızı ve arama motoru optimizasyonu gibi konularda çok zayıftır. Çünkü yazılımları genellikle verimli site yapma üzerine değil, kolay site yapma üzerinedir.

“Sürükle ve bırak” sisteminden bahsetmişken gelin diğer web sitesi çeşitlerine geçelim.

Bireysel web siteleri, firma ve şirket web siteleri

WordPress.org ile aklınıza gelen her site çeşidini yapabilirsiniz. Bunlar bireysel web siteleri, şirket ve firma siteleri, ve hatta e-ticaret siteleri bile olabilir. WordPress bunların hepsini kaldıracak kadar kuvvetli bir yapıdır. Fakat blog gibi düzenli içerik üretilen bir şey yapmayacaksak, WordPress kullanmak yerine çok daha basit yapıları kullanıp bir web sitesine sahip olabiliriz.

Yukarıda bahsettiğim “sürükle ve bırak” sistemiyle kolay bir şekilde bir web sitesi yapabilmek için adına “web sitesi yapıcı” ya da İngilizcesiyle “website builder” denilen hizmeti veren şirketleri kullanmanız gerekiyor. Bu hizmeti sağlayan yüzlerce şirketten en bilinenleri Wix, Weebly ve Squarespace. Hepsi kendisini ispatlamış yapılar olduğu için istediğinizi kullanabilirsiniz. Bunların bir kısmı ücretsiz fakat yine sitenizin ismi “www.Siteİsmi.Wix.com” şeklinde oluyor. Bu hizmeti ücretsiz veriyorlar çünkü bedavadan onların reklamını yapmış oluyorsunuz. Yine belirli ücretler ödeyerek istediğiniz bir site ismini alıp kullanabiliyorsunuz. Normalde ben bu hizmeti veren firmalara pek yaklaşmıyorum çünkü siteniz yine onların makinelerinde depolanmış oluyor. Dolayısıyla kulları belirleyen onlar oluyor. Bu yüzden bağımsız olarak, istediğiniz şekilde hareket edemiyorsunuz fakat bir web sitesi ihtiyacınız varsa ve bunu kolay ve hızlı bir şekilde çözmek istiyorsanız bu yukarıdakilerden birini seçip başlayabilirsiniz.

Bu üçünden hangisini seçeyim?” diye soranlar olabilir, bunu da cevapsız bırakmayalım. Bu üçü de kendisini ispatlamış firmalar olduğu için bence istediğinizi kullanabilirsiniz. Yalnız ben YouTube’da çok fazla içerik tüketen bir insan olarak, her videodan önce 5 saniye boyunca Wix’in reklamını görmek zorunda olduğum için kendilerinden tiksiniyorum. Bu yüzden hayatım boyunca o firmadan bir hizmet almayacağım. Aynısı otel aramaya yarayan Trivago adlı web sitesi için de geçerli. Bu kadar agresif reklam yapan kim varsa hoşlanmıyorum. Hizmetlerini kullanıp bir de üzerine para vermeyi de düşünmüyorum.

Wix, Weebly ve Squarespace hakkında daha detaylı bilgiye ulaşmak isterseniz bu konudaki karşılaştırma yazılarına şöyle bir Google aramasıyla ulaşabilirsiniz. Genellikle bu tür yazıları yazanlar “satış ortaklığı” ya da İngilizcesiyle “affilliate marketing” işindedir. Bu da şu demek: Bu yazıların yazıldığı sitelerden bu firmaların web sitelerine gidip satın alma işlemi yaparsanız, bu yazıları yazan insanlar çok küçük bir komisyon alırlar. Bu komisyon tutarı size bir fiyat artışı olarak yansıtılmaz. Hatta yazıyı yazan eğer anlaşma yapmışsa daha ucuza bile gelebilir. Çünkü bu yazıları yazan insanlar derinlemesine inceleme yaparak bu firmaların tanıtımlarını yapmış oluyorlar. Bunun karşılığında da bir para ve bazen bir indirim hakkı alıyorlar. Bu sayede herkes kazanmış oluyor.

E-ticaret siteleri

Gelelim e-ticaret sitelerine. Bu diğerlerinden önemli bir konu fakat o kadar net ki, çok kısa bir şekilde ifade edilebilir: E-ticaret işini en iyi şekilde yapmak istiyorsanız bunun için çok fazla zaman, emek ve para harcamanız gerekiyor. Bütçeniz varsa işi bilene bırakıp profesyonel bir hizmet almanızı tavsiye ederim. İşinize özel sıfırdan bir site tasarlanması ve geliştirilmesi gerekiyor. E-ticaret konusu çok derin bir konu olduğu için bu konuda yazılmış binlerce yazı bulabilirsiniz.

E-ticaret işi yapmak istiyoruz fakat kısıtlı imkanlarımız var. O halde ayağımızı yorganımıza göre uzatıp küçük de başlayabiliriz. İmkanlarımız doğrultusunda zaman, emek ve para gibi kaynakları olabildiğince minimize ederek bir e-ticaret sitesine sahip olabiliyoruz. Burada da yardıma bu hizmeti veren firmalar geliyor. Bildiğim kadarıyla Türkiye’de e-ticaret sitesi konusunda hizmet veren firmalardan İdeaSoft ve BilgiNet başı çekenlerden. Son zamanlarda ShopPhp‘nin de adını duyuyorum. Hiçbirini kullanmadığım için olumlu veya olumsuz bir şey söyleyemem. Ne ki, böylesi firmalara yıllık bir ücret ödendiğini, ödediğiniz fiyata göre bir hizmet alabildiğimizi biliyorum. Giriş paketlerinde sadece ürünleri peşisıra listelediğimiz sanal bir dükkana sahip oluyoruz. Eğer bize özel tasarımlar ya da daha çok özellik istiyorsak fiyatlar artıyor.

Bu seçeneklerin dışında global olarak hizmet veren firmalar da var. Bunlardan en bilinenleri Magento ve Shopify. Bu ikisinden birini kullanan ulusal ve uluslararası pek çok marka var. Magento konusuna hiç girmeyeceğim çünkü hem çok pahallı bir seçenek, hem de pek bir fikrim yok.

Gelelim Shopify’a. Shopify’da bir e-ticaret sitesi açmanın bedeli aylık 30$ gibi düşük rakamlardan başlıyor. Ücretsiz veya ücreti en çok 150$ olan şablonlarından birisini alıp kuruyorsunuz. 1-2 gün içerisinde kolayca sitenizi açıp işe başlayabiliyorsunuz. Fakat burada şöylesi şeyler var: Başınız sıkıştığında Türkiye’de hizmet alabileceğiniz kaç tane Shopify uzmanı var? Sayılar az olduğu için hizmet bedelleri ne kadar hesaplı? Bu konuda Türkçe ne kadar kaynak var? Buralar muamma. Tamam, ayda 30$, bir iş kurmak için hiçbir şey değil fakat bu paketle gelen hizmetler size yetecek mi? Yetmiyor ki yüzlerce insan işlerini düzgün yapabilmek için Shopify’ın sunduğu eklentileri satın alıyorlar. Bu eklentileri de kurduğunuzda aylık ödediğiniz paralar 200-300$’ları buluyor. Yine bu rakamlar bir iş kurmak için çok değil fakat diğer seçenekler varken Shopify da -söylenenin aksine- pahallı kalıyor.

E-ticaret siteleri için konuşulabilecek son seçenekse yine WordPress. WordPress kurduktan sonra, ücretsiz olarak temin edebileceğiniz WooCommerce eklentisini edinip bir e-ticaret sitesine sahip olabiliyorsunuz. WooCommerce ücretsiz çünkü bunu geliştiren firma WordPress tarafından satın alındı. Ücretsiz versiyonunda verilen tema hoşunuza gitmezse ücretli temalardan da satın alabilirsiniz.

WooCommerce kullanan büyüklü küçüklü binlerce şirket var. Bu konuda da yazılmış yüzlerce yazı bulabilirsiniz.

WooCommerce’in iyi yanı nispeten daha hesaplı olması, istediğiniz gibi tasarım yapabilmeniz ve eğer WordPress kullanmayı biliyorsanız WooCommerce öğrenmenin çok uzun sürmemesi. Kötü yanıysa şu: Eğer kod yazmak ve/veya WordPress konusunda bilgi sahibi değilseniz WooCommerce kullandığınızda her şeyden soğuyup hayattan bıkabilirsiniz. Çünkü her şeyi manuel olarak sizin yapmanız gerekiyor. Sitenin optimizasyonu, hızı, tasarımı, ödeme yöntemlerinin entegrasyonu, vb. her şeyin sorumluluğu size ait. Bu da çok fazla iş yükü demek. E-ticaret sitesi yapmak istiyor ve bu işe çok para harcamak istemiyorsanız, zamanınız bolsa ve İngilizce kaynakları taramaya üşenmiyorsanız bu sizin için ideal bir seçenek olabilir. Bununla birlikte, WooCommerce konusunda tecrübeli birisinden yardım da alabilirsiniz. Bu sefer maliyetiniz artar fakat emek ve zaman kaynaklarında nispeten daha rahat edersiniz.

İşin teknik taraflarına girmeden söylenebilecekler bu şekilde. Ne ki, bir web sitesi yapmanın, burada anlattıklarımın ötesinde pek çok yolu var. Fakat ben yukarıda anlattıklarımın, kişinin imkanlarına doğrultusunda seçilebilecek optimum çözümler olduğunu düşünüyorum. Daha önceki yazılarda girişimciler için Internet hakkında temel bilgileri ve bir web sitesi yapmadan önce bilinmesi gereken 9 şeyi konuşmuştuk. Bir sonraki yazıda web sitesi yaparken bilinmesi gerekenleri konuşacağız. O güne kadar hangi yöntemi kullanarak bir web sitesine sahip olacağınızı belirlemenizi tavsiye ederim.

Haftaya görüşmek üzere!

 

Kaynakça ve Notlar:

1. Fotoğraflar: 1