Bazı şeyler yavaş yavaş yerine oturuyor.

2016 yılında blog yazmaya başladım. Daha o zamanlar, bir gün video yoluyla insanlara ulaşacağımı biliyor, hatta bunu yakın çevremle de paylaşıyordum. Fakat bunun ne zaman olacağını bilmiyordum.

O dönemlerde YouTube mecrası elbette vardı. Ve elbette bu mecrayı aktif olarak kullanan pek çok insan olduğunu görüyordum. Fakat ne ben böylesi bir şeyi yapmaya hazırdım, ne de YouTube izleyici kitlesi böylesi bir şeye ilgi gösterecek bir yapıdaydı. Zira o dönemlerde çoğunluk yaş grubu 20’nin altındaydı. Hoş, şimdi o yaşlarda çok fazla insan var fakat 25-35 yaş arası izleyici kitlesi de çok artmış durumda. Öyle ki; bugün YouTube, %55 civarı bir erişim oranıyla Türkiye’nin en çok tercih edilen sosyal medya platformu haline geldi. Global ölçekte baktığınız zaman da, YouTube’un daha da güçleneceğini ve televizyonu tahtından edeceğini söyleyen uzmanlara rastlıyorsunuz.

Artık “sosyal medyada olsak iyi olur” kısmını geçtik. Özellikle kendi işini yapan veya yapmayı düşünen ve iyi sonuçlar elde etmek isteyen bir insansanız bugün sosyal medyada olmak zorundasınız. Eğer ayrışmak, fark edilmek ve satışlarınızı arttırmak istiyorsanız yazı, ses, görsel ve video kullanarak içerik üretmeniz gerekiyor. Video özelinde konuşmaya devam edersek; bu zamanlar ülkemiz için çok doğru zamanlar. YouTube 2005’te kurulmuş olmasına rağmen Facebook gibi olgunlaşmış ve tüketim grafiği düşüşe geçmiş bir mecra değil. YouTube hala büyüyor. Ve bu zamanlar bu büyüme rüzgarını arkanıza almak için doğru zamanlar. Bunun farkında olan televizyon ve sinema ünlüleri de, özellikle son 1 senedir teker teker YouTube kanalı açıyorlar.

Şimdi burada iki sorum var:

1. Biz, eğer bugünden bu mecraya giriş yapmaz ve bir bilinirlik yaratmazsak; yarın bir gün Türkiye’nin ve Dünya’nın alanında en bilinen insanları bu mecraya akın ettiği zaman, bizler insanların ilgisini nasıl çekebileceğiz? Veya çekebilecek miyiz?

2. Reklama yılda milyonlarca lira harcayan markalar, bugün reklam bütçelerinin büyük bir kısmını televizyonda yakıyorlar. Bu markalar bütün bütçelerini YouTube’a aktardıkları zaman, biz nasıl reklam verip kendimizi duyuracağız?

Zannederim soruların cevaplarını biliyorsunuz 🙂

Bence bir an önce başlayın.

YouTube’da en çok tüketilen içerikler nelerdir?

Nasıl içerik üretirseniz başarılı olurusnuz?

Bunları bir düşünmekte fayda var. Sonra çok da uzatmadan başlamak lazım. Fakat anlıyorum, bazı şeyler yavaş yavaş yerine oturuyor. Yazının başında da söylediğim gibi ben bunu uzun bir süredir düşünüyordum ancak geçtiğimiz hafta ilk videomu yayınladım. Videoyu 120 kişi izledi. “Beni sadece 120 kişi izledi” diye düşünüp üzülen insanları gördükçe aklıma 2015’ye yazdığım “Merdiven” yazısı geliyor. O yazıyı yazdığım güne kadar 2.500 kişi beni okumuştu. Beni hiç tanımayan bu kadar insanın benim yazılarımı okuması inanılmaz gelmişti. Bugün 30.000’den fazla kişi yazılarımı okumuş. Bırak 30.000 kişiyi, 30 kişinin önüne çıkıp konuşsan bir gerilir, bir zorlanırsın. 30.000 insanın hayatlarından kafalarını kaldırıp benim yazdığım bir şeyle ilgilenmesi inanılmaz bir durum.

Demem o ki, her zaman daha iyisini yapabiliriz. Fakat daha iyisini yapmak için ilk önce bir yerden başlamamız gerekiyor. Bu yüzden başlama işini siz o kadar uzatmayın. Elinizdeki imkanlarla, mümkün olduğunca erken başlayın.

Bir de bu hafta iki video paylaşma niyetindeyim. Kanala abone olmayı unutmayın 🙂