İstediği şekilde yaşamayan kiminle konuşsam”paran olacak“, “dayın olacak“, “yeteneğin olacak” gibi şeyler duyuyorum. Bunlar bir ölçüde doğru fakat hikayenin tamamı bu değil. Örneğin bugün size hiçbir yetenek gerektirmeyen fakat düzenli uygulandığında paraya, dayıya ya da yeteneğe gerek kalmadan fark yaratmanızı sağlayan 10 şeyden bahsedeceğim. Listeye geçmeden önce “yetenek” ve “beceri” farkını iyi tanımlamak gerekiyor. “Yetenek” doğuştan gelen yatkınlıkları tanımlamak için kullandığımız bir kelimeyken, “beceri” becere becere olan, yaptıkça gelişen özellikleri tanımlamak için kullanılan bir sözcük.

Bu listedeki başlıkları son zamanlarda Internet’te dolaşan bir görselde görmüştüm. Ben altlarına kendi notlarımı ekledim ve paylaşıyorum.

1. Dakik Olmak

Zaman, dünyanın en değerli birimi. Çinliler der ki; sağlığınızı ve hatta eşinizi kaybedebilirsiniz fakat hepsinin yerini doldurabilirsiniz. Zamanınızı kaybettiğinizdeyse bunun geri dönüşü yoktur. Zamanı geri getiremez, yerini dolduramazsınız.

Dakik olmak dürüst olduğumuzu ve sözümüze güvenebileceğini gösteren küçük bir fırsat aslında. Eğer saat 7’de bir yerde olacağımızı söylediysek ve söylediğimiz saatte orada olmazsak sözümüzde durmamış oluyor, başkalarının zamanından çalıyoruz. Belki trafiği veya başka şeyleri bahane olarak gösterebiliriz ama bu konuda Benjamin Franklin’in çok güzel bir lafı vardır: “Bahaneler konusunda iyi olan bir kimsenin, başka hiçbir konuda iyi olmadığı sonucuna vardım.

2. İş Ahlakı

Benim iş ahlakı tanımım şöyle: İşinizle ilgili söz verdiğiniz şeyi zamanında ve eksiksiz olarak yapmaya; bunu yaparken kimsenin hakkını yememeye ve bütün bunları gerçekleştirmek için mümkün olan en yüksek çabayı göstermeye iş ahlakı denir.

Hastanede görevli bir danışma memuru, yemek siparişini teslim eden bir kurye, uluslararası bir şirkette bilmem ne müdürü veya bir sporcu olmak bir şeyi değiştirmez; işimizi elimizin ucuyla değil, elimizden gelenin en iyi şekliyle yapmamız gerekir. İstediklerinize ulaşmak için sizden bekleneni tam ve eksiksiz olarak yapmanız, hatta mümkünse beklenenin bir tık üstünde yapmanız gerekir -ki bu fazladan adıma birazdan daha detaylı değineceğiz.

İş ahlakı herkesin bekleyip, ahkam kestiği fakat maalesef pek az kimsenin gerçekten özen gösterdiği bir kişilik özelliği. Güzel olan şu ki iş ahlakı hiçbir yetenek gerektirmez ve kolayca geliştirilebilir bir özelliktir.

3. Çaba Göstermek

Gün geçtikçe daha fazla insan, mümkün olan en az çabada en yüksek geri dönüşü almak istiyor. Bunun sebeplerinden tam olarak emin değilim fakat bildiğim bir şey var: Böyle bir şey doğal, yani bu fiziksel dünyanın kurallarına uygun değil. Bu yüzden çaba göstermeden bir şeye sahip olma isteği anlamlı bir istek değil. Diyelim ki bir şekilde oldu; bu sefer de bunun kıymetini bilmemiz, olabilecek en iyi şekilde istifade etmemiz ve bunu elimizde tutmamız maalesef mümkün olmuyor.

Bir konuda ne kadar çok çaba sarf edersek, o konuda başarıya ulaşma şansımız o kadar artıyor. Bir şeyde uzman olmak için gerektiği söylenen “10.000 saat kuralı” da tam olarak buradan geliyor.

4. Beden Dili

İletişim konusu anlatılırken şöyle bir yüzdeden bahsedilir: İletişimde kullandığımız kelimeler sadece %7 oranında etkilidir. Ses tonumuz %38 oranında etkili olur. Kalan %55 etki beden dilinden gelir. Hoş, Konfüçyus bunu 2.500 sene önce söylemiş: “Ne söylediğin değil, söylediğin şeyi nasıl söylediğin önemlidir.” O halde beden dili, doğru iletişim için önem vermemiz gereken bir konu gibi duruyor. Üstelik, hiçbir şekilde yetenek gerektirmiyor.

5. Enerji Seviyesi

Telefon ettiğiniz kişi geçen sene ölmüş de gömmeyi unutmuşlar canlılığında konuşuyorsa kısa sürede sizin de uykunuzun geldiğini tecrübe etmişsinizdir. Veya birlikte vakit geçireceğiniz insanların duvardan hallice enerjiye sahip olmalarının sizin modunuzu da düşürdüğünü hatırlarsınız. İnsanın enerji seviyesi, iletişim kurduğu insanların geri bildirimleri konusunda oldukça belirleyici bir değişken. Enerji seviyesini etkileyen pek çok faktör var. Bunun bir kısmı genetik: Bazıları doğuştan çok Energizer tavşanı, diğerleri doğuştan koala. Asıl olan, bulunduğumuz duruma göre bunu ayarlayabilmek. Bunu yapmanın benim bildiğim şekli şöyle: İyi beslenmek, iyi uyumak, sık hareket etmek, zihnini önemli meseleler için çalıştırmak, doğada vakit geçirmek ve inançlı biriyseniz ibadet etmek. Bu sayede her yönden dengede olmak ve sağlıklı bir enerji seviyesine sahip olmak mümkün.

6. Tavır

Bir araştırmaya göre iş yerindeki başarının %75’inin tavır olduğunu okumuştum. Tavır, aslında bir anlamda yaydığımız enerjinin kutbudur. Farkında olarak veya olmayarak negatif enerji yayarsak negatif insanlarla, olaylarla ve sonuçlarla; pozitif enerji yayarsak pozitif insanlarla, olaylarla ve sonuçlarla karşılaşırız. O halde “ben kimseye bir şey yapmıyorum ama hayat hep ters gidiyor” demeden önce bir daha düşünelim. Önceki yazılarda denk gelmiş olabileceğiniz “saygı istiyorsan sen saygı duy, sevgi istiyorsan önce sen sev” gibi cümleleri de tam olarak bu yüzden kullanıyorum. Benzer, benzeri çekiyor.

Burada bir ayrıntı var: Korku salmak ve hükmetmek gibi bazı negatif tavırlar, karakteri güçlü olmayan insanların üzerinde hızlıca etkisini gösteriyor ve bir süre için işe yarıyorlar. Ne ki, bu yöntemi uygulayan insanlar, kolayca elde ettikleri güçle zehirleniyorlar. Kısa süre sonra başları dönmeye başlıyor; dengelerini kaybediyorlar. Nihayetinde bu tavırlar ters tepiyor ve onlar, başladıkları noktadan daha zor bir durumda kalıyorlar.

7. Tutku

Tutku kavramı, merak ve iştah gibi konularla ilgili bir kavram.

Herkesin hayat amacı bir diğerinden farklılık göstereceği için örneği kolay yerden verelim: Diyelim ki bu hayattaki en önemli amacımız İzmir’den Artvin’e varmak. Yolculuğa çıkmaya karar verdiğimiz andan itibaren pek çok sorun için çözüm üretmek gerekiyor. Örneğin bu yere uçakla mı yoksa arabayla mı gideceksiniz? Uçaksa bileti bulmak bir sorun; bileti alırken sitenin çökmesi başka bir sorun; onay e-posta’sı gelmemesi; uçağa varmak için binilecek servise yetişebilmek; serviste yer olmaması; servisin yavaş gitmesi; uçakta sizin yerinize birinin oturmuş olması ve uçağın rötarı gibi düşündüğünüzde onlarca şeyin üstesinden gelmeniz gerekebiliyor. Bunları düşündüğünüz anda gitmekten vazgeçmek bir karar, fakat sizin hayattaki amacınıza ulaşmanızı engelleyen bir karar. Bunların üstesinden gelip varmak istediğiniz yere varmaya yüreğinizin olup olmadığı kısım da işte tutkunun konusu. Bu amacı gerçekleştirmeyi ne kadar istiyorsunuz? Derler ki, “başarı olanlar da olmayanlar da yere düşerler. Aralarındaki tek fark; başarılı olanlar, düştükten sonra daha çok kalkanlardır.

Takdir edersiniz ki bu da hiçbir yetenek gerektirmiyor. Ve iyi olan şu ki; bu dünyada tutku sahibi olmayan hiç kimse yoktur. Ancak, büyük bir istek duyacağı şeyi henüz keşfetmemiş insan olabilir. Bunu bulmak için de fazladan bir yetenek gerekmiyor: Yapmanız gereken tek şey sürekli yeni şeyler denemek. Bugün değilse yarın, yarın değilse öbür gün fakat illa ki bir gün bunu bulacaksınız.

8. Öğrenmeye Açık Olmak

Bu çok basit ve bu yüzden en çok yanlış yapılan. Bu konuyu özetleyen çok güzel bir laf var: “Halihazırda bildiğinizi düşündüğünüz şeyi öğrenemezsiniz.”  Pek çok şeyi bildiğimizi zannediyoruz fakat altını deştikçe görülüyor ki; insan en çok 2-3 konuda derinlemesine bilgi sahibi olabiliyor. Bunların haricindeki milyonlarca konu başlığında derinlemesine bilgi sahibi değil. Bu yüzden küçük bir çocuk gibi öğrenmeye açık olmamız gerekiyor.

Belki beylik bir laf olacak ama insan öğrendikçe ne kadar az şey bildiğinin farkına varıyor. Sanki bir dağa tırmandıkça manzaranın genişliğini görür gibi, bilgilendikçe “vay arkadaş daha görecek ne çok şey var” diye düşünüyor.

9. İstenenden Fazlasını Yapmak

İsteneni eksiksiz olarak yapmak halihazırda nadir bulunan bir durum. Fakat herhangi bir konuda çizginin dışında olan kime baksam istenilenden en az bir fazlasını yapıyorlar. O halde herhangi bir konuda öylesi bir kümede yer almak istiyorsak bir kere gerekli olanı tam ve eksiksiz olarak yapacağız. Bu bizi genelden uzaklaştıran ve aynı zamanda hedefe yakınlaştıran bir tutum olacak. Sonra istenenden de fazlasını yapıp o kümeye dahil olacağız.

Örneğin benim dahil olmak istediğim küme; yaşadığı süre boyunca sağlıklı olan insanlar kümesi. Bakıyorum ki zaten yediklerine, içtiklerine, uykularına ve sportif faaliyetlere özen gösteriyorlar. Bu zaten normal olan. Bunun üzerine ne düşündüklerine, neyi ne kadar kafaya taktıklarına da özen gösteriyorlar, oldukça disiplinliler ve yaşları kaç olursa olsun çalışmaktan hiç erinmiyorlar. İşte bu gerekli olandan fazlası.

İşte günlük hayattan işe yarayacak bir başka örnek: İş yerinde bizden istenen basit bir rapor olabilir. Bunu yapıp veririz. Bu normal olan. Bu raporun özetini çıkarmak veya önemli olduğunu düşündüğümüz yerlerin altlarını çizmek istenenden bir fazlasını yapmanın güzel örnekleri. Ve takdir edersiniz ki bu da herhangi bir yetenek istemiyor.

10. Hazır Olmak

Geldik son maddeye. Will Simth’in çok güzel bir lafı var. “Hazır beklersen hazırlanman gerekmez.” Stephen Covey’se bunu “baltayı bilemek” olarak adlandırıyor: Önceden kendini hazır hale getirmelisin ki fırsat kapına geldiğinde sen bir de hazırlanmakla vakit kaybedip fırsatı kaçırma.

Bir oyuncu bütün sezon yedek oturur. Fakat disiplinli bir şekilde sürekli çalışır. Derken biri sakatlanır ve oyuna bu yedek oyuncuyu alırlar. Bedensel ve zihinsel olarak o kadar hazırdır ki o maçta çok iyi bir performans sergiler. Sonraki maçta daha çok dakika verirler, bir sonrakinde daha da çok. Sonra yavaş yavaş ilk 11’e veya ilk 5’e girer. Sonra bir bakmışız ki daha iyi bir takıma transfer olmuş. Tarih, farklı alanlarda böyle pek çok örnekle doludur.

Örneğin benim sevdiklerimden biri Eric Thomas. 12-13 yaşında babasının öz babası olmadığını öğrenir. Ailesine tavır koyup sokaklarda yaşamaya başlar. Kötü arkadaşlıklar sonucu evsiz kalır, çöplerden beslenir. Sonra kendisine çeki düzen vermek için çevresini değiştirir, daha aklı başında insanlarla takılmaya başlar. Bunun sonucunda hayatını düzene sokup üniversiteye girer. Kendisini bambaşka bir ortamda bulur. Ayak uydurmaya çalışır, okur, öğrenir; kendisini geliştirir. Bir gün üniversitede düzenlenen bir etkinlikte konuşması gereken kişi gelmeyince Eric Thomas sahneye çıkıp konuşur. İnsanlar bu yeni konuşmacıya bayılırlar. Öyle ki, ilk konuşmasından sonra bile pek çok pozitif geri bildirim alır. Doktor Eric Thomas bugün, sadece kendi YouTube kanalında yayınladığı videoları 65 milyondan fazla görüntülenme almış, dünyanın en saygın motivasyon konuşmacılarından birisidir. Bu yukarıda saydığım her konuda ve özellikle son konuda çok güzel bir örneğidir. Hikayesinin tamamını burada İngilizce olarak bulabilirsiniz.

Demem o ki; hayatımızın istediğimiz gibi olmamasının sebebi bir yerlerde dayımız olmaması değil, bu üsttekiler gibi becerileri edinmemiş veya geliştirmemiş olmak. Özellikle son bir buçuk yılda gördüğüm o ki; bunların üzerinde çaba sarf ettikçe hem birey olarak daha büyüyoruz, hem hayatımız da anlamlı geçiyor, hem de istediklerimize daha rahat ulaşıyoruz.

Üstelik, hiçbiri için zerre kadar yetenek gerekmiyor.

Kaynakça ve notlar:

1. Fotoğraf: 1